Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun ` YÖK’ün `Şeffaflık` Balonu HA(C)KLANDI!` başlıklı açıklama metnidir:
Yaptıkları her eylemle ses getiren, AKP`nin olağanüstü yargılama rejimi tarafından “terör örgütü” ilan edilen, kendilerini “RedHack” diye adlandıran ve toplumun yalansız, dolansız bilgi ihtiyacını gidermeye dönük eylemleriyle tanınan “kimliği belirlenemeyen” kişiler, iki gün önce YÖK`ün web sitesinden “yolsuzluk” dosyalarını “izinsiz” şekilde ele geçirdi.
RedHack tarafından yayınlanan her bir dosya ile üniversitelerin içinde bulunduğu çürümüşlük gözler önüne serildi. Kapalı kapılar ardında dönen kirli ilişkilerde yok yok. Kiminde yolsuzluk, kiminde kadrolaşma. Öğrencilerin, harçlarını bir lira eksik verdiğinde yapılmayan kayıtlarını, üniversitedeki taşeron işçilerinin çalışma koşullarını, halkın sağlığı için araştırma yapan akademisyenlere gelen soruşturmaları ve düşüncesini ifade ettiği için üniversiteden atılan, cezaevine konulan öğrencileri, akademisyenleri zaten biliyorduk. RedHack`in “izinsiz” indirdiği dosyalarda ise halkın vergilerinin kimlere nasıl peşkeş çekildiğinin, yetkilerle donatılan rektörlüklerin pervasızca içinde bulundukları kurumları nasıl hortumladıklarının bilgisine ulaşmış olduk.
Tüm bunlar, YÖK`ün idaresi altında, YÖK rektörleri aracılığıyla yapılmıştı. Bu günlerde ise AKP`nin, YÖK`ü yeniden yapılandırma çalışmaları adı altında bu yozlaşmayı artıracak ve böylesi uygulamalara karşı ses çıkarma potansiyeli olan akademisyen, idari personel ve öğrencileri üniversiteden anında kovabileceği bir sistem yaratmanın derdinde. Nasıl mı?
· 12 Eylül`ün kurduğu YÖK kaldırılmıyor, aksine AKP`nin alt kurulu haline getirilmek isteniyor!
· Rektörlerin yetkileri kısıtlanmak bir yana üniversite üzerindeki iktidarları perçinleniyor!
· Üniversiteyi, üniversitenin kendi bileşenlerinin değil, en fazla vergi verenlerin, AKP`ye sadakatle bağlı şirket yöneticilerinin yönetmesi isteniyor!
· Üniversitelerdeki yolsuzlukların başrol oyuncularından olan özel şirketler üniversitelerin yönetiminde resmen söz sahibi hale getiriliyor.
· İş güvencesinin ortadan kaldırılması, bu yozlaşmışlığa dur diyecek üniversite bileşenlerini sessizleştirmeyi hedefliyor.
· Siyasal iktidar üniversite sistemini yeniden ancak kendi merkezinde kurguluyor!
Bilinmelidir ki, üniversitelerde yaşanan bu gibi skandallar, bu kurumlarda alınan kararlarla üniversitedeki emekçilerin ve öğrencilerin bilgisi arasında bir uçurum olmasından kaynaklanmaktadır. Bileşenlerin ve onların örgütlerinin sözün asıl sahibi olduğu bir sistemde böylesi pervasız yolsuzlukların gerçekleşmesi güçtür. Ne var ki, kâr güdüsü ile hareket eden şirketleri, taşeronu, niteliği sorgulanmaksızın bir takım STK`ları üniversite yönetiminde bileşenlerin sesini bastıracak bir pozisyona getirmek yolsuzlukların ve skandalların artık önünün alınamaması anlamına gelmektedir. Yüksek öğretimde planlanan son değişiklikler de tam da böylesi bir tehlikeyi barındırmaktadır.
Bu belge ve bilgileri üniversiteyi piyasaya, güvencesizliğe ve şirketleşmeye doğru sürüklemek isteyenlerin dikkatine sunuyoruz. Belgelerde sözü geçen olaylar hiç de uzak bir geçmişin konusu değildir. Bu geçmişin yanlışları ile kirlenmiş ellerin ile üniversite için temiz bir geleceği inşa edemeyeceklerini bir kez daha hatırlatıyoruz.
Bu yolsuzlukların gerçekleştirilmesinde rolü olanlar yargı önüne çıkarılmalıdır. Konuyla ilgili hızla inceleme yapılarak kamuoyunun bilgilendirilmesi sağlanmalıdır.











