“Uludere’de vur emrini kim verdi?”, “Katliamın sorumluları araştırılıyor mu?” gibi sorular ve İçişleri Bakanı’nın konuyla ilgili açıklamaları, kamuoyunun gündemini meşgul ederken bu konuda sorumluluğu bulunan hükümet ve yetkililer 150 gündür adeta topu birbirine atarak 34 yurttaşın katledilmesini unutturma çabası içindedirler. Bunun üzerine AKP skandalları yine skandallarla unutturmak konusunda deneyimli olduğundan Başbakan aniden kürtaj ile ilgili açıklamalarda bulunmuş ve 12 Eylül’ün mirası olan milliyetçi muhafazakar ve emek düşmanı politikaların nasıl kadın düşmanı bir sentez oluşturabileceğini gözler önüne sermiştir.
Dünyada neoliberal ve emek düşmanı politikaların baş uygulayıcısının sağcı ve muhafazakar hükümetler olduğu ve bu hükümetlerin kürtaj, kamusal kreş hakkı gibi hakları ortadan kaldırmaya çalıştıkları bilinmektedir. Emeğin ücretini düşürmek için işsizler havuzu olmazsa olmaz bir faktördür. Dolayısıyla “En az üç çocuk yapın” ve “Kürtaj cinayettir ve bu milleti dünyadan silmektir” gibi ifadeler öncelikle, emekçilerin sefalet koşullarında yaşaması pahasına büyümesiyle övünülen bir ekonominin devamını sağlamayı amaçlar.
Anne karnındaki bebeğin yaşama hakkı ile ilgili aynı hassasiyeti Başbakan’ın polis tekmeleriyle eylem alanında iki aylık bebeğini düşüren 19 yaşındaki E.Ö. için göstermediği ise bilinmektedir. Anlaşılan odur ki kadının kendi bedeni üzerindeki söz sahibi olma hakkı meşru görülmezken polis tekmeleriyle kadınların doğmamış çocuklarını kaybetmesi, Roboski’de çocuk yaştaki kişilerin yaşamının hiçe sayılması makul görülebilmektedir. En acı olan da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın da bu açıklamalara onay verebilmesidir.
Dünyada kürtajın yasaklandığı ülkelerde kadınlar istenmeyen gebelikleri tıbbi olmayan sağlıksız koşullarda sonlandırmakta ve buna bağlı yüksek ölüm oranları görülmektedir. Üstelik de tecavüz, ensest, çocuk yaşta evlendirilme gibi trajedilerin ve buna bağlı gebeliklerin sıklıkla görüldüğü ve kadına şiddetin patlama yaşadığı bir ülkede, kürtaj hakkını tartıştırmak kadın cinayetlerine davetiye çıkarmaktır. Her şeyin ötesinde kadın bedeni devlete değil kadının kendisine aittir. Kürtajı gerekli gördüğü ya da tıbben gerekli olduğu durumlarda kürtaj yaptırma kararını kadının kendisi verecektir.
% 31 oranı ile ülkemizde ciddi bir sorun teşkil eden çocuk gelinler sorununu 4+4+4 ile olduğu gibi muhafaza etmeyi savunabilen bu hükümetin amacı ortadadır. Kadının başlıca rolü ucuz emek olarak piyasaya, ucuz can olarak savaşa gönderilecek çocuklar doğurmak ve yeniden üretim emeğini üstlenerek devletin bu harcamalarını düşük tutmaktır. Kendi biçtiği bu rolle uyum göstermeyen ve eve hapsolmayı reddeden her kadını ise iktidar “sakıncalı” ilan etmekte ve daha ileri giderek “teröristlikle” suçlayabilmektedir.
Cinayetin ne olduğunu en iyi bilenler şüphesiz ki ellerine masum insanların kanı bulaşmış olanlardır. Bilinmelidir ki kadınlar AKP’nin bu oyununu bozacaktır. Kadınların gebeliği sonlandırma hakkı ile ilgili yaptığınız bilim dışı açıklamalarla Roboski gerçeğini unutturamazsınız!











