Bu eğitim-öğretim döneminin kısa değerlendirmesi yapılacaksa işe okullarda yapılan cinsiyetçi saldırılarla başlamak gerekmektedir. Okullarda ve yurtlarda yapılan cinsiyetçi saldırıların sonucunda eğitim alanında kendi öz bilinci ile var olmak isteyen tüm kadınlara erkek egemen kültüre itaat etmeleri, aksi takdirde taciz, şiddet ve tecavüze uğramalarının mubah olacağı mesajı verilmiştir. Antalya’dan Tokat’a, Nurhak’tan İstanbul’a kadar dört bir yandaki eğitim kurumları iki dönem boyunca cinsiyetçi havanın etkisinde kalmıştır. Tüm bu yaşananların sorumlusu olan Bakanlık; geçen hafta açıkladığı eğitim öğretim verileri ile yarattığı erkek egemen tabloyu gözler önüne sermiştir. Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreterliği olarak yaptığımız çalışmalar sonucunda rakamların ardına bile gizlenemeyen cinsiyetçiliği sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Okulöncesi Okullaşma Oranları Kadınların Emeğinin Gasp Edildiğini Gösteriyor
Kız ve oğlan çocuklarının okullaşma oranları okulöncesi dönemde kısmen artmış ancak bu dönemde kadınların üzerindeki yük azalmamıştır. 3-5 yaş arasındaki her üç çocuktan ikisine kadınlar evde bakmaya devam etmektedir. Bu durum kadınların iş gücüne katılmasını engellemekte, çocuk bakım sorumluluğunun ücretsiz şekilde kadınların sırtına yüklemektedir. Eğitim Sen olarak sürdürdüğümüz kreş kampanyası tam da bu sorunu çözmeye yöneliktir. Farklı kadın örgütleri ile birlikte sahiplendiğimiz talepler çocukların bakım sorunun toplumsal şekilde çözümüne yöneliktir.
Okulöncesinde Okullaşma Oranları 


Avrupa Bölgesi içerisinde okul öncesi dönemde okullaşma oranları üzerine Eurostat’ın yapmış olduğu araştırmaya göre AB üyesi ülkelerde okul öncesi eğitime katılım ortalama %91,7’dir. Almanya, İtalya, Danimarka, Fransa gibi ülkelerde %95’in üzerine çıkan bu oran Türkiye`de hala %32’lerde seyretmektedir.
Kadınların iş gücüne katılımı (çalışan ya da iş arayan kadınların 25-64 yaş arası kadın nüfusuna oranı) aynı bölgede ortalama %64,8 iken Türkiye %31 ile büyük farkla sonuncu olmuştur. İki istatistik karşılaştırıldığında okulöncesi eğitimde okullaşma oranı ile kadınların iş gücüne katılımlarının neredeyse aynı çıktığı görülecektir.
AKP hükümeti ve MEB yıllardır okul öncesi eğitimde tam okullaşma sağlayamadığı için toplumun yarısını oluşturan kadınlar evde ücretsiz olarak çocuklarına bakmakta, iş aramamakta, part-time, düşük ücretli ve güvencesiz çalışmaya muhtaç bırakılmaktadır.
Öncelik Oğlan Çocuk Anlayışı Sürüyor
Okulöncesi dönemde okullaşma oranlarını cinsiyete göre incelediğimizde ise oğlan çocuklarının her dönemde olduğu gibi bu dönemde de daha fazla okullaştığını görebiliriz. Diğer bir deyişle çocukların eğitimle tanıştığı kritik dönemde okulöncesi eğitime gönderilecek çocuklar genelde oğlan çocuklarından oluşmaktadır.
Cinsiyete Göre Okullaşma Oranları 
Bu tablonun arkasında yatan iki gerçek analiz edilmelidir;
– Okulöncesi eğitim kurumlarının %60’ı özel eğitim kurumlarıdır. Her yıl özel okulların/kreşlerin/gündüz bakım evlerinin sayısı artmaktadır. Aylık ortalama 700-800 TL olan ücretleri ödemek ise binlerce çalışan kadın için neredeyse imkânsızdır. Kadınlar kamusal, ücretsiz, ulaşılabilir, nitelikli ve anadilinde okulöncesi hizmet olmadığı için çocuklarına evde bakmaktadır.
– Toplumsal cinsiyet rolleri gereği eğer oğlan ve kız çocukları arasında tercih yapılacaksa öncelik oğlan çocuklarının olmaktadır. Kız çocukları temel eğitim haklarından yararlanamamaktadır.
MEB İlkokul ve Ortaokul Aşamasında Terk Ettiği Makyajı Lise Düzeyinde Yapmaktadır
Geçen eğitim öğretim döneminde tarihin en büyük okullaşma oranının yaşandığı ilkokul ve ortaokul aşamasında MEB yaptığı kandırmacayı itiraf etmiştir. İstatistikleri fazla göstermek için pasif durumda olan (vefat etmiş, yurt dışına çıkmış ya da açık öğretime geçiş yapmış) öğrencileri de dâhil ettiğini itiraf eden MEB bu sene aynı taktiği kullanmadığı için oranların düştüğünü söylemektedir.
Ancak aynı yöntemi liselerde uygulamayan MEB yaptığı kandırmaca ile lise düzeyinde okullaşma oranlarını olduğundan yüksek göstermektedir. Lise öğrencilerinin toplam okullaşma düzeyine açık liseye giden öğrenciler de dahil edilmiştir. Oysa herkesin bildiği gibi eğitim sadece kitaplardan öğrenilecek bilgilerle sınırlı değildir. Eğitim sosyal yaşama katılımın bir yolu iken lise çağındaki çocuklar için bu hakkın kullanımı engellenmektedir. Kız çocuklarının okullaşma oranı lise düzeyinde artmış gibi gözükmektedir. Ancak sanal artışa rağmen hala her dört kız çocuğundan biri açık liseye dahi gitmemektedir.
Liselerde Cinsiyete Göre Okullaşma Oranı
Geçen yıl ortaokuldan mezun olan 36,401 kız öğrenci açık liseye dahi kayıt yaptırmamıştır. 13-17 yaş arasındaki 36,401 kız öğrenci ne normal liselere gitmekte ne de açıktan eğitim almaktadır. 12 yıllık zorunlu eğitim yalanı binlerce kız çocuğunun hayatı pahasına bu yıl bir kez daha ortaya çıkmıştır. Kaç kız öğrencinin açık liseye başladığı ise MEB tarafından saklanmaktadır. Bu yüzden eğitim sisteminin dışında kalan kız çocuğu sayısı bu rakamın çok daha üzerindedir.
Sonuç Olarak
Eğitim politikalarını kendine itaat eden nesiller yetiştirme amacıyla belirleyen iktidar binlerce kız ve oğlan çocuğunu cinsiyetçiliğin sularında boğmaktadır. Kazanan ne erkek egemen sistemde avantajlı durumda olan erkekler ne de her yıl daha fazla mağdur edilmek istenen kadınlardır. Eğitim alanında bu yıl hem verilerle hem de pratik uygulamalarla açıkça görülen cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırmak için mücadele edilmelidir. Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreterliği olarak cinsiyet ayrımcılığının rakamların ardına gizlenemeyecek kadar görünür olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Bu sistemli ayrımcılık ve egemenliğe karşı başta eğitim ve bilim emekçisi kadınlar olmak üzere bütün kadınları birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.












