Bugünden tam 60 yıl önce, 6 Eylül gecesi eşit yurttaşlığı, bir arada kardeşçe yaşam arzusunu hedef alan yağma, talan ve linç politikaları devreye sokulmuş, Türkiye’li Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler tarihin karanlık sayfalarına yazılan büyük bir katliama maruz kalmıştı. 1955 yılında ekonomik ve siyasi krizden çıkış arayanlar, tıpkı bugün olduğu gibi çareyi toplumdaki milliyetçi refleksleri yükseltip nefret tohumlarını etrafa saçmakta bulmuşlardı!
Gayrimüslimlere yönelen bu katliamın sonuçları oldukça ağır oldu! Çok sayıda kadın tecavüze uğramış, gayrimüslimlere ait ev ve işyerleri yağma edilmiş, kiliseler yakılmış ve resmi rakamlara göre 11 kişi de hayatını kaybetmiştir. Ancak şiddetin asıl ağır sonucu, binlerce Rum, Ermeni ve Yahudi yurttaşın 6-7 Eylül Pogromu nedeniyle evini, komşusunu, ülkesini, kısaca tüm hayatını geride bırakıp Türkiye’yi terk etmek zorunda kalması olmuştur!
Türk-İslam sentezi politikaların varabileceği noktaları gözler önüne seren 6-7 Eylül Pogromu’nda hükümetin, kamu görevlilerinin ve medyanın oynadığı rolle ciddi sayılabilecek bir hesaplaşmaya girilmemesi ise bu şiddetin halen sahiplenildiğini göstermektedir.
Kaldı ki halen Türkiye’de farklı kimlikler, farklı inanç gruplarının eşit yurttaşlık talebi yok sayılmakta, eşit, özgür ve kardeşçe, barış içinde adil bir yaşam talep edenler baskı, şiddet, katliam
ve tehditle karşılaşmaktadır!
Eğitim Sen olarak tüm emek ve demokrasi güçlerini, farklılıklarımızla birlikte eşitlikçi, özgürlükçü, adil ve barış içinde bir yaşamı inşa etmeye davet ediyoruz.Kimsenin “güvercin tedirginliğinde” yaşamasını istemiyoruz!










