50/D Meclis Gündemine Geldi! Utanç Verici Bu Uygulamaya Oy Birliğiyle Son Verilsin!

Araştırma görevlilerinin istihdamında güvencesizliğe, baskılara, angaryaya, işten atma tehditlerine imkan tanıyan 50/d uygulamasının kaldırılması için sendikamız üyesiyken HDP milletvekili olan parlamenterler tarafından Meclis`te kanun teklifi verilmiş ve bu utançtan kurtulabilmenin kapısı aralanmıştır.

50/d sorunundan kurtulabilmek için sendikalara yaptığımız çağrıların, YÖK`e ilettiğimiz eleştiri ve önerilerin, Mecliste grubu bulunan siyasi partilere sunduğumuz ve kamuoyuyla paylaştığımız raporların, eylem ve etkinliklerimizin, hukuksal mücadelemizin sonucunda böylesi bir noktaya gelinmiş olması oldukça önemlidir. Ancak 50/d`yi sorun olmaktan çıkarmak yerine sorunun etrafından dolaşan ve hali hazırda yaşanan sorunları derinleştirecek kimi arayışların olduğu da bilinmeli ve kimi çarpıtmalara başvurmadan koşulsuz güvenceli istihdam kabul edilmelidir.

Özellikle belirtmek isteriz ki, 50/d`li araştırma görevlilerinin görece daha güvenceli olan 33/a kadrosuna koşulsuz geçirilerek güvenceli istihdam edilmeleri yönündeki talebimize karşı kimi çevrelerce bir iddia dile getirilmektedir. Bu iddianın sahipleri, akademik faaliyetleri açısından sorumluluklarını yerine getirmeyen araştırma görevlilerinin olduğu düşüncesini öne sürmekte ve “araştırma görevlisi yan gelip yatıyorsa ne olacak?” biçiminde bir argümana sarılabilmektedir. YÖK`ün de aralarında bulunduğu söz konusu iddianın sahiplerine şunu hatırlatmak isteriz ki akademik yaşam, sahip olunan yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğini denetleyen lisansüstü eğitime giriş mülakatları, tez yazma süreci, yeterlilik sınavı gibi çok sayıda akademik denetim aşamasından oluşmaktadır. Bu aşamaları geçen bir araştırma görevlisinin “başarısız” ya da “yan gelip yatıyor” olarak nitelenebilmesinin başlı başına bir sorun olduğu bilinmelidir.

Çünkü 50/d istihdam biçimi, araştırma görevlisinin lisansüstü eğitimi sırasında istihdamını sağlamakta ancak tezini başarıyla bitirip öğrenciliği sona erdiğinde veya azami sürede tezini bitiremediğinde kadro ile ilişkisinin kesilmesine olanak sağlamaktadır. Birinci durumda araştırma görevlisi yazmış olduğu tezin karşılığını işten atılarak almakta; ikinci durumda da süre sınırı bir başarı kriteri olarak ön-plana sürüldüğü için araştırma görevlisi hazırladığı tezle “yılın tezi ödülünü” alsa dahi işten atılmaktadır. Yani her halükarda 50/d, işten atılma korkusunu ve bu korkunun zemin hazırladığı baskı ve angaryayı beraberinde getirmektedir. 50/d istihdam biçiminin neden olduğu çalışma ilişkilerinin aldığı vahim tabloyu daha iyi görebilmek için bir bölüm başkanının araştırma görevlisinden “oğlunun düğün davetiyesini dağıtmasını isteyebildiğini”  bilmek herhalde yeterli olacaktır.

Eğitim Sen olarak, 50/d`li araştırma görevlilerinin sorunlarına kalıcı çözüm üretilebilmesi için

• 50/d`li araştırma görevlilerinin tamamının, koşulsuz olarak görece daha güvenceli bir kadro olan 33/a kadrosuna geçirilmesi,

• 50/d maddesi uyarınca araştırma görevlisi istihdamına son verilmesi,

• 50/d`li araştırma görevlilerinin hali hazırdaki işten atılmalarına yönelik işlemlerin durdurulması,

• 2011 yılında gerçekleştirilen yasal düzenleme nedeniyle işinden olan tüm 50/d`li asistanların yeniden atanabilmesinin yolunun açılması,

• Araştırma görevlilerinin görev tanımının, üniversitenin varlık nedenine ve evrensel ilkelerine uygun biçimde açık ve net olarak belirlenmesi

gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz. YÖK`ün 50/d ile ilgili aldığı hukuksuz karar sonrasında üniversite senatolarının sorunları derinleştirecek kararlara imza attığı bir dönemde, koşulsuz 33/a`ya geçişi düzenleyen kanun teklifinin yasalaşması için gerekli her türlü adımı atacağımızın bilinmesini istiyoruz.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu