Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde KILIÇ`ın “2008 ÖSS Sonuçları, Eğitimdeki Eşitsizlikleri Yansıtan bir Aynadır!” başlıklı açıklama metni:
Bugün Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) sonuçları açıklandı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da sınavda kimlerin “şampiyon” olduğu, kaç kişinin üniversite sınavını kazandığı üzerinden haberler ve yorumlar yapılmaya başlanmıştır. Ancak soruna başka bir açıdan bakıldığında, öğrencilerin son derece zor koşullarda hazırlandıkları, tüm geleceklerini bağladıkları ÖSS sınavının başarıdan çok başarısızlıklar ürettiği gerçeği tüm çıplaklığıyla ortada durmaktadır.
En temel insan hakkı olan eğitim hakkının piyasanın acımasız rekabet koşullarına terk edilerek giderek kamusal bir nitelik taşımaktan uzaklaşmasının Türkiye`deki en somut örneği olan ÖSS, 2008 yılında da kimileri için yapılmadan kazanılmış, kimileri için ise baştan kaybedilmiş bir sınav olmuştur.
Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da ÖSS`de sınava giren adayların 25 bin 652`sinin puanı hesaplanmamış, başka bir ifadeyle bu adaylar sıfır puan (0) almıştır. Geçtiğimiz yıl 1 milyon 615 bin adaydan 47 bini sıfır puan alırken, bu yıl sınava 1 milyon 504 bin 533 kişinin girmesi nedeniyle bu rakam, 25 bin 652 ile sınırlı kalmıştır. Öyle görünmektedir ki, tüm umutlarını ve geleceklerini ÖSS`ye bağlayan yüz binlerce gencimiz eğitim sistemimizdeki eşitsizliğin ve adaletsizliğin 2008 yılındaki yeni kurbanları olmuştur.
Eğitim Sen`in 2006 yılında Türkiye genelinde yaptırdığı bir araştırmaya ortaöğretimden mezun olanların %19`u Meslek Yüksek Okullarına, sadece %13`ü de üniversitelere devam etme şansı bulmaktadır. Bu yıl baraj puanlarının düşürülmüş olması bu sonucu toplamda çok fazla etkileyecek nitelikte değildir. Üniversiteye gitme oranları İmam Hatip, Endüstri ve Ticaret Meslek Liselerinde %2`lere düşerken, Anadolu Liselerinde bu oran %55`leri bulmakta, normal lise mezunlarının üniversite şansı ise %12 oranıyla sınırlı kalmaktadır.
Eğitim sistemimiz, öğrencileri eğitmek, onların çok yönlü olarak gelişmelerini sağlamak yerine her yıl milyonlarca öğrencinin girdiği SBS, ÖSS gibi sınavlara hazırlayan bir yapıya bürünmüştür. Her yönüyle sınavlara endekslenen eğitim sistemi kamu eğitimini işlevsiz bırakarak, eğitimi dershane, özel ders, özel okul alanına kaydırmıştır. Bugün okulların yapması gereken eğitimi dershaneler yapmakta ve bu nedenle her yıl sınav zamanlarında okullar boşalmaktadır. Eğitimin niteliğini olumsuz etkileyen bu durumun öncelikle sorgulanması gerekmektedir. Sınav başarısının dershanelere endekslendiği bir yapıda dershane sistemi dışında kalan öğrencilerin sınav kazanması, daha iyi bir okula, üniversiteye gitmesi neredeyse imkansız hale gelmiştir. İlköğretimden başlayarak tam anlamıyla bir yarış içine sokulan çocuklarımız, gençlerimiz arasındaki eğitim rekabeti, bu rekabet ve yarışın bir ürünü olarak ortaya çıkan dershanelerin ortaya çıkmasıyla daha da artmış, oluşan dershane sistemi okullarımızda verilen eğitimin niteliğini yitirmesine, en temel işlevlerini dahi yerine getiremez duruma gelmesine neden olmuştur.
Yoksulluğun ve eşitsizliğin zirveye ulaştığı, işsizliğin, özellikle genç işsizlerin çığ gibi büyüdüğü günümüzde, bu kadar sorunun içinde yapılan üniversite sınavının adaletli olduğunu söylemek mümkün değildir. Üniversiteye giriş sınavı sonuçlarının açıklanmasıyla her yıl, Türkiye`nin belli illeri ve okulları şampiyon ilan edilmektedir. Son yıllarda özel okulların belirgin bir başarı göstermesi, AKP hükümetinin kamu okullarına üvey evlat gibi görmesinin tipik sonucudur. Bu durum, özel ve kamu okullarında okuyan öğrencilerin “sınav maratonu”nda eşit şartlarda mücadele etmediğini göstermektedir.
Türkiye sadece sınavı kazananları tartışmayı bırakıp, kaybedenlerin neden kaybettiğini, neden on binlerce gencin sıfır puan aldığını sorgulamaya başladığında, sınavlara endeksli eğitim sisteminin gerçek sorunlarını görmeyi başaracaktır.
Eğitim sisteminin yarattığı eşitsizlikler sonucu avantajlı durumda bulunan elit bir öğrenci kesimi ile, sorunlarla, sıkıntılarla dolu bir eğitim sürecinden gelen, yoksullukla boğuşan gençlerin yapılacak bir sınavda eşit şartlarda olduğunu kimse iddia edemez. Bu nedenle 2008 Öğrenci Seçme Sınavı, tıpkı önceki sınavlarda olduğu gibi Türkiye`nin eğitim sistemindeki derin eşitsizlikleri yansıtan bir ayna olmuş, kaybeden yine yüz binlerce gencimiz ve eğitim sistemimiz olmuştur.









