YÖK’ün Asistan Kıyımı Fetvasına Geçit Vermeyeceğiz!

Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `YÖK`ün Asistan Kıyımı Fetvasına Geçit Vermeyeceğiz!` başlıklı açıklama metnidir:
 

12 Eylül`ün üniversiteler yaşama “armağanı” olan YÖK, akademik ve bilimsel özgürlük ile üniversitelerin özerkliğini ayaklar altına alarak, 50/d uygulamasıyla birçok üniversitede araştırma görevlisi kıyımını gerçekleştirmeye hazırlanıyor.

YÖK`ün üniversitelere gönderdiği fetvalar aracılığıyla 25 Şubat 2011 tarih ve 6111 sayılı Af Kanunu`nda düzenlenen, azami öğretim sürelerini gerekçe göstererek, 2547 sayılı yasanın 50/d maddesi kapsamında görev yapan araştırma görevlilerinin, öğrenim süresi sonunda ilişiklerinin kesilmesini buyurmaktadır. Kendini yasa koyucu yerine koyarak ve herhangi bir kurulunda karar alma gereği dahi duymadan, sadece bir üst yazı ile yüzlerce araştırma görevlisinin işten atılmasına sebep olabilecek bir yorum yapabilmektedir.

YÖK`ün dâhiyane yorumuyla, öğrencilerin okuldan atılmasını engelleyen bir yasa, araştırma görevlilerinin işten atılmasına dayanak yapılmaktadır. Maalesef üniversite yönetimleri YÖK tarafından gönderilen bu yazıları emir telakki ederek araştırma görevlilerinin işine son verme yönünde bir yaklaşım geliştirmeye başlamış durumdadır. YÖK tarafından gönderilen bu yazı nedeniyle İTÜ gibi Türkiye`nin köklü bir üniversitesinde, yaklaşık 120 araştırma görevlisi işten atılma tehdidiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Ancak bilinmelidir ki söz konusu tehdit Türkiye`deki tüm üniversiteleri etkisi altına alabilecek düzeydedir. Çünkü YÖK, Başbakan Erdoğan`dan feyiz almış olacak ki yargı kararlarını dahi dikkate almadan hareket etmekte ve kendi yorumunu tüm üniversitelere dayatmaktadır.

Bilinmelidir ki Danıştay`ın vermiş olduğu kararlarda ile 50/d maddesi kapsamında istihdam edilen araştırma görevlilerinin burslu öğrenci olmadığı, açık bir şekilde ifade edilmiştir.  YÖK Yürütme Kurulu`nun 26.11.2008 tarihli 50/d`li araştırma görevlilerinin 33/a maddesine geçişlerinin önünü kesebilmek için yeniden kadro ilanı şartı getirilmesine ilişkin kararına yönelik ise sendikamız Eğitim-Sen tarafından Danıştay`a açılan davada, 50/d ve 33/a maddeleri kastedilerek, her iki maddeye göre de, kişilerin araştırma görevlisi olarak istihdam edilmekte oldukları yönünde görüş bildirilmiş ve ilgili YÖK Yürütme Kurulu kararı iptal edilmiştir 

Yaklaşık üç yıl sonra 50/d`li araştırma görevlileri, bir kere daha aynı şekilde YÖK`ün hukukun üstünlüğünü hiçe sayan tehditleriyle karşı karşıya kalması kabul edilemezdir. Tekrar altını çizmek gerekirse; 

· 50/d maddesinden istihdam edilen araştırma görevlileri burslu öğrenciler değildir. Gerek iş tanımları ve yükleri, gerekse de hak ve yükümlülükleri açısından 33/a maddesinden istihdam edilen araştırma görevlilerinden hiçbir farkları yoktur. Bu durum 2547 sayılı YÖK yasası ve Danıştay kararlarıyla güvence altına alınmıştır.

·50/d kadrosunda bulunan araştırma görevlilerinin belirlenecek adil kriterler çerçevesinde 33/a maddesine geçme taleplerini “bir ömür boyu yan gelip yatmak” olarak kavrayan anlayış bilim insanı olmanın tamamen gönüllü bir tercih olduğunu ve bu tercihin gereklerinin son derece meşakkatli olduğunu unutmuş görünmektedir.

· 33/a maddesine geçiş için yasanın öngördüğü “başarı ve ihtiyaç” kriterlerinin senato ve üniversite yönetim kurulu kararları çerçevesinde yapılan yorumları her şeyden evvel “adil” olmalıdır. 

· 33/a ve 50/d  maddesinden istihdam edilen araştırma görevlileri gerek iş tanımları ve yükleri, gerekse de hak ve yükümlülükleri açısından aynı statüye sahip olmalarına rağmen 50/d`li araştırma görevlilerinden talep edilen (ya da talep edilmesi planlanan) kriterler mevcut ayrımcılığı derinleştirmektedir ve hukuksuzdur.

Bilinmelidir ki sendikamız Eğitim Sen, YÖK`ün üniversite emekçilerine dönük haksız ve hukuksuz baskılarına karşı durmaya devam edecektir. Hukuki ve fiili sendikal mücadele anlayışımız gereği bütün araştırma görevlilerinin yanında olmayı sürdüreceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Ancak, neresinden tutsak elimizde kalan üniversiteler sistemin sorunları, sadece araştırma görevlilerinin ve sendikamızın çabaları ile çözülemeyecek kadar derinleştirilmiş durumdadır. Şüphesiz ki bu çürümedeki en büyük pay, siyasi iktidarların ve onların üniversiteler üzerindeki baskı, denetim ve kontrol aygıtı olan YÖK`ündür. Eğitim Sen olarak, AKP`nin yükseköğretim sistemini yeniden yapılandırma çalışmalarını hızlandırdığı ve haklarımızın birer birer tırpanlandığı bir dönemde,  “asistan kıyımına” izin vermemek için gerekli her türlü adımı atacağımız bilinmelidir.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu