Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç`ın açıklaması:
Bilkent Üniversitesi`nde toplanan Ulusal Öğrenci Konseyi Olağan Genel Kurulu`nda üniversitelerin öğrenci konseyi başkanlarıyla bir araya gelen YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan`ın öğretmen istihdamı ile ilgili olarak sarf ettiği ilginç sözler kendisinin sorunlara nasıl baktığını göstermiştir. YÖK Başkanı, okul öncesi eğitimini verecek öğretmen sayısının az, buna karşın sınıf öğretmeni sayısının fazla olduğunu ifade ettikten sonra kullandığı cümleler, kendisinin soruna hangi mantıkla yaklaştığını açıkça göstermektedir. Özcan`ın dikkat çeken ifadesi şu şekildedir; “Okul öncesi yok satıyor, ama sınıf öğretmeni ihtiyacı fazla. Ben diyorum ki, sınıf öğretmenlerini alalım, 1 sene eğitimlerini verelim ve ihtiyaç duyduğumuz branşta öğretmene çevirelim. Yoksa elimizdeki stok patlayacak. Böyle devam edemeyiz. 274 bin insan öğretmenlik beklerken biz oturup ‘Oh ne ala! İşler çok iyi gidiyor` diyemeyiz.” Bu ifade, YÖK başkanının işsiz öğretmenleri, depolarda bekletilen “ticari mal” olarak gördüğünün en açık ifadesidir. Yıllardır eğitimde ve yükseköğretimde yaşanan ticarileştirme ve özelleştirme uygulamaları, YÖK başkanının sarf ettiği ilginç ifadelere de yansımıştır. “Elimizdeki stok patlayacak” ne demektir. Ataması yapılmayan öğretmenler ne zamandan beri “stokta bekletilen ticari mal” gibi algılanmaktadır. Ataması yapılmayan işsiz öğretmenlerin yıllar içinde “yedek işgücü ordusu” haline getirildiği, bu şekilde eğitimde esnek, kuralsız ve güvencesiz çalışmanın nasıl yaygınlaştırıldığı, kamuoyu tarafından bilinmektedir. YÖK Başkanı`nın sözleri aynı zamanda eğitimi ve yükseköğretimi nasıl bir zihniyetin yönettiğinin görülmesi açısından önemlidir. Geçtiğimiz yıl içinde 7 tane yeni eğitim fakültesi açarak bu alandaki plansızlık üzerinden ihtiyacın çok üzerinde öğrenci alan sanki kendileri değilmiş gibi konuşmalar yapılması anlaşılır değildir. Üstelik daha çok kısa bir süre önce fen edebiyat fakülteleri ve ilahiyat fakültelerine lisans düzeyinde pedagojik formasyon hakkı tanıyarak, işsiz öğretmenlerin sayısının katlanarak artmasının önünü açan bizzat kendileridir. Ataması yapılmayan öğretmenlerin sayısı belirtildiği gibi 274 bin değil, 350 binin üzerindedir. Sorunlara tüccar kafasıyla bakanların ve ticaret erbabı gibi konuşarak yükseköğretimin sorunlarına çözüm üreteceklerini sananların büyük bir yanılgı içinde oldukları ortadadır. Eğitimde yükseköğretimde plansız ve yaratacağı olumsuz sonuçlar düşünülmeden atılan adımların ataması yapılmayan işsiz öğretmenlerin hem sayısını hem de sorunlarını arttırdığı bir gerçektir. Atanması gereken öğretmenleri zamanında kadrolu olarak atamayanlar, öğretmenliği neredeyse her üniversite mezununun yapabileceği sıradan bir “iş” olarak görenlerin, bu alanda yaşanan sorunlara kalıcı çözümler üretmesini beklemenin gerçekçi olmadığı ortadadır. Türkiye`de öğretmen açığını kapatacak politikalar somut olarak benimsenmeli ve bir plan dâhilinde atama bekleyen 350 bini aşkın öğretmenin kadrolu olarak ataması yapılmalıdır.









