Ulusal Öğretmen Stratejisi Çalıştayı Eğitim Sorunlarına Piyasacı Çözümler Getirmek İsteyen Bir Atmosferde Gerçekleşti!

Genel Başkanımız Ünsal Yıldız, Ulusal Öğretmen Stratejisi Çalıştayı`na dair sendikamız görüşlerini açıklamak üzere basın toplantısı düzenlemiştir:
 

18-20 Kasım 2011 tarihleri arasında, Antalya`da “Ulusal Öğretmen Stratejisi Çalıştayı” gerçekleştirilmiştir. Çalıştay`da “Hizmet öncesi öğretmen yetiştirme”, “Öğretmen atama kaynakları, seçme süreci ve yerleştirme”, “Uyum ve adaylık süreci, sürekli mesleki gelişim”, “Öğretmenlik Mesleği Kariyer Basamakları” başlıkları altında çalışmalar yapılmış ve çeşitli kararlar alınmıştır. Bilindiği gibi özellikle son dokuz yıl içinde eğitim sisteminde kapsamlı bir yeniden yapılanma yaşanmaktadır. Özellikle son dönemde eğitim alanında atılan ve çeşitli mağduriyetler yaratan teşkilat kanunu değişiklikleri, “eşit işe eşit ücret” aldatmacası ile yaratılan yeni adaletsizlikler, eğitim alanında çalışan yüz binlerce eğitim emekçisini rahatsız etmiş, çeşitli mağduriyetler yaratılmıştır. Ulusal Öğretmen Stratejisi Çalıştayı`nın hem öğretmen yetiştirme sistemine hem de atama, adaylık, yeniden yapılandırma ve yükselme sisteminde bir “reform” yapmak amacıyla düzenlendiği iddia edilmektedir. Ancak her ne kadar çalıştayın ana başlıkları katılımcılara önceden gönderilmişse de ne alt başlıklar ne de söz konusu reform veya yeniden yapılandırma girişiminin ana felsefesi ve ilkeleri önceden açıklanmamış ve sendikalar başta olmak üzere, ilgili tarafların bilgisine sunulmamıştır. Bu durum katılımcı kişi, kurum ve kuruluşların çalıştay sırasında ikincil bir konuma düşmesine neden olmuştur. Çalıştayda oluşturulan atölye gruplarının önemli oranda bakanlık ve hükümetle organik bağı olan kişilerden oluşturulmuş olması dikkat çekicidir. Çalıştayda farklı görüş ve düşüncelerin katılımı son derece sınırlı düzeyde olmuş, görüş ve önerilerimiz raporlara yeterince yansıtılmamıştır. Çalıştaya ilişkin Eğitim Sen`in görüşlerini başlıklar halinde özetlemek gerekirse; -Çalıştay`da öğretmen yeterliliklerinin “yapılandırmacı eğitim” modeline oturtulmaya çalışıldığı iddia edilmiştir. Ancak yapılandırmacı eğitim anlayışının birincil koşulu özgürlükçü-demokratik okulların oluşturulmasıdır. Ancak Türkiye`de bu sürecin işletilebilmesi için öncelikle eğitim sistemi ve YÖK`ün kaldırılması; üniversite bileşenlerinin katılımıyla, özerk-demokratik üniversiteler arası bir kurulun oluşturulması gerekmektedir. -Öğretmen yeterlilikleri ve akademik yeterlilikler büyük oranda eğitim tekniklerine indirgenmiştir. Felsefi, sosyolojik, estetik ve etik özetle insani ve toplumsal yeterlilikler yeterince tanımlanmamıştır. – Çalıştayda eğitim fakültelerine din eğitim bölümünün açılması ve İlahiyat Fakültesi mezunlarına orta öğretim öğretmenliği sertifikası verilmesi önerisi bakanlığın öncelikleri arasına girmiştir. Müfredat programlarında Sünni mezhep dışında kalanların dikkate alınmadığı, ülke ihtiyacı ile ilişkilendirilmediği bilinmektedir. Kaldı ki, din bir iman sistemidir. İman sistemi ile eğitim ve biliminin nasıl ilişkilendirileceği ve bağdaştırılacağı halen tartışma konusudur. – Öğretmen seçmede hâlihazırda ataması yapılan kişiler heyet raporu alarak işe başladıkları halde öğretmen adaylarının psikolojilerinin bu işi yapıp yapamayacaklarına dair farklı bir rapor daha almaları gerektiği yönündeki yaklaşımlar sorunludur. -Dil eksikliklerinden, Türkçe bilgisi eksikliğinden yabancı ülke öğretmenliklerinden ve yabancı dil eksikliğinden söz edilmektedir. Farklı dillerin eğitimcilerinin yetiştirilmesi önemli bir sorun oluşturmayı sürdürmektedir. -Çalıştayda dillendirilen 15 yıl görev yapan öğretmenlerin zorunlu rotasyona (yer değiştirme) tabi tutulması önerisi yeni haksızlıklara yol açacak niteliktedir. Eğitim emekçilerinin isteği dışındaki rotasyon uygulamalarının sürgün anlamına geleceği açıktır. -Çalıştayda sendikamızın da önerisi ile mahrumiyet bölgelerinde görev yapan eğitim emekçilerinin brüt aylıklarının yüzde 30`u oranında ek ödeme almaları doğrultusunda bir karar alınmıştır. Ancak bu kararın uygulanabilmesi için yasal düzenleme yapılması gerekmektedir. -Akreditasyon ve kalite güvence sistemi, piyasa başarısı için ve piyasadaki denetim şekline göre kurgulanmaktadır. Akreditasyonda şart tutulan dışsal ajans sistemi bunun önemli bir ayağını oluşturmaktadır. Bu anlayışın felsefesi uygulaması da sorunludur. Bugün üniversitelerimizin ve eğitim emekçilerinin sistemi değerlendirecek yeterli birikimleri vardır. Bunun için demokratik yönetim ve kamunun denetimine dayalı içsel kalite standartları kalite güvence ve denetimi sistemi geliştirilebilmelidir. -Yaşam boyu öğrenme ve hizmet içi eğitim diğer önemli konu başlıkları arasında yer almaktadır. Üniversitelerimizin eğitim ve bilim emekçilerinin yeterince deniyim ve bilgi birikimi bulunmaktadır. Hizmet içi eğitim programlarının özel kuruluşlar üzerinden gerçekleştirmeye çalışılması kamu üniversiteleri ve eğitim camiasının yok sayılması anlamına gelmekte, bu durum da eğitimde yeni bir özelleştirme sürecine girileceğini göstermektedir. Çalıştayda Eğitim Sen tarafından eksik ve yanlışlıklar belirtilmiş, çalıştayın toplanma yöntemi eleştirilerek bazı öneriler dillendirilmiştir: -Mevcut öğretmenlik sertifika programının uygun olmadığı, bu hali ile sürdürülemeyeceği ve acilen yeni bir modelin geliştirilmesi gerekmektedir. -Mevcut KPSS ve atama sisteminin sürdürülemeyeceği acilen sağlıklı bir modelin geliştirilmesi gerekmektedir. -Eğitim fakültelerinin özellikle ortaöğretim programlarının yeniden gözden geçirilmelidir. – Eğitim emekçilerine bir maaş gelişim ödeneği verilmelidir. – Ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik uygulamalarından vazgeçilerek ataması yapılmayan öğretmenlerin kadrolu olarak atamaları yapılmalıdır. – Öğretmen yetiştirmenin doğrudan eğitim fakültelerinde yapılmalı, diğer alan mezunlarının eğitim enstitülerinin sorumluluğunda 3-4 yarı yılla yayılmış kapsamlı bir programla yetiştirilmelidir. – Fakültelerdeki öğretmen adayı uygulamaları intern (stajyerlik) ve benzeri bir sisteme kavuşturulmalıdır. – Araştırma görevlileri başta olmak üzere, eğitim ve bilim emekçilerinin maaşları ve özlük hakları artırılmalıdır. – Çalışma yaşamına ilişkin haklar ve güvenceler, yaşama hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. “Kalite güvence sistemi” öne sürülürken çalışanların güvence sistemi ve çalışma mutluluğunun göz ardı edilmesi kabul edilemez. 657 sayılı DMK`daki iş güvencesinin kaldırılmasına yönelik planlardan vazgeçilmeli, kadrolu ve güvenceli istihdam politikaları benimsenmelidir. Eksikliklerine rağmen gerek öğretmen yetiştirme sisteminde, adaylık ve atama sürecinde, gerekse meslek sürecindeki yükselmelerde yaşanan çeşitli sorunların tespiti ve bunlara ilişkin çözüm öneriler Çalıştayın olumlu yanları arasında sayılabilir. Ancak Eğitim Sen olarak Çalıştay ile ilgili en büyük kaygımız mevcut yasalardaki iş güvencesinin sınırlandırılmasına, özellikle bundan sonra önemli bir konu haline gelen hizmet içi eğitimin özelleştirilmesi ve piyasalaştırılmasına bazı gerekçe ve dayanaklar oluşturulmaya çalışılmasına dairdir. Eğitim Sen eğitimi temel bir hak olarak görmektedir: Kamusal, nitelikli, bilimsel, demokratik okul ve üniversiteleri savunmaktadır. Dolayısıyla yıllardır kararlılıkla savunduğumuz ilke ve değerlere aykırı bir düzenleme gündeme getirilmesi durumunda gerekli tepkileri göstermekten geri durmayacağımız bilinmelidir.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu