Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin DİNÇER`in “Türkiye`nin Özgürlükleri Sınırlamaya Değil, Demokrasiyi Geliştirmeye İhtiyacı Var!” başlıklı açıklama metni.
AKP Hükümetinin her fırsatta övgüyle sözünü ettiği demokratikleşmeye dönük adımlarının ne kadar sanal olduğu, uzun süredir Türkiye`nin gündemini meşgul eden Terörle Mücadele Yasa Tasarısı (TMY) ile ortaya çıkmıştır.
Yeni TMY tasarısı, Türkiye`de yıllardır sendikal hak ve özgürlükler yanında, ciddi anlamda demokratikleşme mücadelesi yürüten sendikalar, meslek örgütleri ve diğer demokratik kitle örgütlerinin mücadelesinden, hatta varlığından rahatsız olanların istek ve beklentileri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Türkiye`yi 21. yüzyılda sıkıyönetim ve OHAL zihniyeti yönetmek, zaten sınırlı olan demokratik hak ve özgürlükleri tamamen yok sayan bir yasanın, en küçük hak arama eylemlerini bile “terör” saymaması için hiçbir neden yoktur.
TMY tasarısı, hukuka, özgürlüklere, insan haklarına, sendikal hak ve özgürlüklere aykırı ciddi düzenlemeler içermektedir. Bu yasa ile tüm toplum, ama özellikle demokratikleşme mücadelesi veren toplumun örgütlü kesimlerini baskı altında tutulmak, halkın demokratik haklarını kullanmalarını engellemek mantığı vardır. Oysa yapılması gereken, zaten sınırlı olan özgürlükleri daha da sınırlandırmak değil, demokratikleşme ve özgürlükleri genişletme yönünde somut adımlar atmak, demokrasiyi geliştirmek olmalıdır.
Sendikal haklar ve özgürlükler mücadelemiz boyunca karşılaştığımız güçlükler, soruşturma, sürgün ve cezalar hala geçerliliğini sürdürürken, mevcut durumdan oldukça geri düzenlemeler içeren yeni TMY tasarısı, yaşanan sorunların daha da artmasına neden olacak, emek örgütleri ve sendikalar üzerindeki baskıların artmasını beraberinde getirecektir.
Terörle Mücadele Yasası Nasıl Değişiyor?
AKP Hükümeti tarafından hazırlanan Terörle Mücadele Yasası Tasarısı, demokratikleşme çabalarına ağır bir darbe indirecek özellikler içermektedir. “Avrupa Birliği ile uyum” ve “Demokratikleşme” tartışmalarının yoğun olarak yaşandığı bir dönemde, olağanüstü hal ve sıkıyönetim dönemlerini aratmayacak düzenlemeler yapılması sendikamız başta olmak üzere toplumun önemli bir kesimince endişeyle izlenmektedir.
Tasarısıyla Terörle Mücadele Yasasının 1, 3, 4, 5, 6, 7, 9, 15, 17, 19, 20, 21 ve Ek 2 maddelerinde değişiklik yapılmakta, daha önce yürürlükten kaldırılan 8 ve 10. maddeler yeniden düzenlenmektedir. İki maddesi yürürlük ve yürütmeye ilişkin olan ve 25 maddeden oluşan Terörle Mücadele Yasasında yapılan değişikliklerle, yasanın neredeyse tamamı değiştirilmektedir.
Terörle Mücadele Yasasının 3 ve 4. maddelerinde “Terör suçları” ve “Terör amacı ile işlenen suçlar” düzenlenmiştir. Terörle Mücadele Yasasının 4. maddesinde yapılmak istenen değişiklikle, Türk Ceza Yasasında düzenlenen çoğu suç terör amacı ile işlenen suçlar kapsamına alınmaktadır. (Çocukların cinsel istismarından konut dokunulmazlığının engellenmesine; intihardan eğitim öğretimin engellenmesine; iş ve çalışma hürriyetinin engellenmesinden sendikal hakların kullanılmasının engellenmesine; nitelikli hırsızlıktan çevrenin kirletilmesine; para, kıymetli damga ve mühürde sahtecilikten resmi ve özel belgede sahteciliğe; suçlu ve suçluyu övmeden fuhuşa; ihaleye fesat karıştırmadan banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılmasına kadar) Hükümet böylece ülkeyi ceza yasalarıyla değil, terör yasalarıyla yönetme amacını açıkça ortaya koymaktadır.
Tasarının en çok etkileyeceği kesimlerin başında basın yayın kuruluşları gelmektedir. Tasarıyla, Terörle Mücadele Yasasının “Açıklama ve yayınlama” başlıklı 6. maddesi değiştirilmektedir. Yapılan düzenlemeyle hapis cezası ve gazete kapatma dönemi geri getirilmektedir. Terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde suç işlemeye yönelttiği, işlenmiş olan suçları veya suçluyu övdüğü, örgüt propagandası niteliğinde içeriğe sahip süreli yayınlar, hakim kararıyla gerekli görüldüğü takdirde yargı kararı olmadan savcılık tarafından on beş günden bir aya kadar durdurulabilecektir. Böyle bir düzenlemeyle basın özgürlüğünün ciddi biçimde yara alacağına kuşku yoktur.
Aynı maddede yer alan bir başka hükümle terör örgütünün veya amacının propagandasını yapan kişi de bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak; bu suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında arttırılacaktır. Getirilen düzenlemeyle, ifade özgürlüğünün de ciddi bir yara alacağı açıktır. Oysa benzeri bir hükmü içeren 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasının “Devletin bölünmezliği aleyhine propaganda” başlıklı 8. maddesi 6. Uyum Paketi kapsamında Temmuz 2003`te çıkarılan 4928 sayılı Yasanın 19. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştı. AKP hükümeti için uyum paketlerinin geçerlilik süresinin üç yıldan az olduğu anlaşılmaktadır.
Tasarıyla, Terörle Mücadele Yasasının, “Terör örgütleri” başlıklı 7. maddesi de değiştirilmektedir. Bundan sonra demokratik tepkilerin dile getirilmesi amacıyla gerçekleştirilen toplantı ve gösteri yürüyüşleri de terörle mücadele kapsamında değerlendirilebilecektir. Toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılanlardan örgüte ait olduğu iddia edilen amblem ve işaretleri taşıyanlar, bu işaret ve amblemlerin üzerinde bulunduğu üniformayı andırır giysiler giyenler, kimliklerinin gizlenmesi amacıyla yüzünün tamamı veya bir kısmını kapatanlar da bu yasa kapsamında yargılanabilecektir. Yine örgütün amacına hizmet ettiği iddiasıyla afiş asan, pankart döviz veya resim taşıyan, slogan atan veya ses cihazıyla yayın yapanlar da terörle mücadele kapsamında yargılanabilecek. Bu suçlar (!); dernek, vakıf, siyasi parti, işçi ve meslek kuruluşlarına ait bina, lokal, bürolarda, öğretim kurumlarında veya öğrenci yurtlarında işlenirse iki kat ceza verilecek. Tasarıda yer alan bu hükümle; toplantı, gösteri yürüyüşü ve örgütlenme özgürlüğü de ciddi biçimde yara alacaktır. Güvenlik görevlilerinin herhangi bir gösteriyi dağıtmak için kullanacağı gaz bombalarından korunmak için yüzünü örten kişi, bir anda terör suçlusu (!) olarak yargılanabilecektir.
Terörle Mücadele Yasasının en çok tartışılan ve 4928 sayılı Yasanın 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılan “Devletin bölünmez bütünlüğü aleyhine propaganda” başlıklı 8. maddesi de başka bir içerikle geri getirilmektedir. 8. madde ile terör suçlarının işlenmesinde kullanılacağını bilerek ve isteyerek, doğrudan veya dolaylı olarak fon (para veya değeri parayla ölçülebilen) sağlar veya toplarsa (bu para kullanılmamış olsa da) bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılabilecek. Bu suç, kamu görevinin sağladığı nüfuz kullanılarak işlenirse ceza yarı oranında arttırılabilecek, bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenirse Türk Ceza Yasasının 60. maddesinde düzenlenen tüzel kişiler hakkındaki tedbirler alınabilecek.
Tasarıyla, Terörle Mücadele Yasasının Anayasa Mahkemesince iptal edilen 10. maddesi yeniden düzenlenmektedir. Yapılan düzenlemeyle savunma hakkına sınırlama getirilmektedir. Düzenlemeyle, şüphelinin müdafii ile görüşmesi, cumhuriyet savcısının istemi ve hakim kararıyla 24 saat süreyle kısıtlanabilecek. Yine cumhuriyet savcısının istemi ve hakim kararıyla müdafiin dosya içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alma yetkisi kısıtlanabilecek. Müdafiin terör örgütü mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmesine aracılık ettiğine ilişkin bulgu veya belge elde edilmesi halinde cumhuriyet savcısının istemi ve hakim kararıyla bir görevli görüşmede hazır bulunabilecek; bu kişilerin müdafiine verdiği veya müdafiince bu kişiye verilen belgeler hakim tarafından incelenebilecek ve bu belgelerin verilmesine karar verilebilecek.
Terörle Mücadele Yasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa Tasarısıyla Her fırsatta demokratikleşme yönündeki düzenlemelerden geri adım atmayacağını iddia eden AKP Hükümeti, ne kadar samimi olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Tasarıyla, demokrasi mücadelesi yürüten sendikalar, meslek örgütleri, diğer demokratik kitle örgütleri, duyarlı toplumsal kesimler ve üniversite öğrencileri hedef alınmaktadır. Tasarının yasalaşması durumunda, “Örgütlenme Özgürlüğü”, “İfade Özgürlüğü”, “Basın Özgürlüğü” ve “Savunma Hakkı” ciddi biçimde yara alacaktır. Türkiye`yi 21. yüzyılda sıkıyönetim zihniyeti ile yönetmek isteyenlerin önerisiyle hazırlanmış bu tasarıyla, en küçük hak arama eylemlerinin bile “terör suçu” sayılmaması için bir neden yoktur.
Son dönemlerde yaşanan bazı olaylara tepki amacıyla hazırlandığı açık olan tasarı bir bütün olarak geri çekilmelidir. Demokratikleşme yollunda ciddi adımlar attığı iddiasında olan AKP hükümeti, ülkemizi tekrar karanlık bir döneme çekecek bu girişimden vazgeçmelidir.
EK: Terörle Mücadele Yasasının 4. maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle aşağıda sayılan ve Türk Ceza Yasasında düzenlenen suçlar da Terörle Mücadele Yasası kapsamında değerlendirilebilecektir
Kasten öldürme ve yaralama suçları,
Cebir ve şiddet içeren suçlar, Göçmen kaçakçılığı (TCK 79),İnsan ticareti (TCK 80),İntihar (TCK 84),Çocukların Çinsel istismarı (TCK 103),Tehdit (TCK 106),Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma (TCK 109),Eğitim ve öğretimin engellenmesi (TCK 112),Kamu kurumu ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi (TCK 113),Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi (TCK 114),İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin engellenmesi (TCK 115),Konut dokunulmazlığının engellenmesi (TCK 116),İş ve çalışma hürriyetinin ihlali (TCK 117),Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi (TCK 118),Nitelikli hırsızlık (TCK 142),Yağma (TCK 148),Mala zarar vermenin nitelikli hali (TCK 152),Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (TCK 170),Radyasyon yayma (TCK 172),Atom enerjisiyle patlamaya sebebiyet verme (TCK 173),Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak kullanılması ve el değiştirmesi (TCK 174),Çevrenin kirletilmesi (TCK 181),Zehirli madde katma (TCK 185),Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye koyacak biçimde ilaç yapma ve satma (TCK 187),Uyuşturucu madde imal ve ticareti (TCK 188),Parada sahtecilik (TCK 197),Paraya eşit sayılan değerler (TCK 198),Kıymetli damgada sahtecilik (TCK 199),Para ve kıymetli damga yapmaya yarayan araçlar (TCK 200),Mühürde sahtecilik (TCK 202),Resmi belgede sahtecilik (TCK 204),Özel belgede sahtecilik (TCK 207),Resmi belge hükmünde belgeler (TCK 210),Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (TCK 213),Suç işlemeye tahrik (TCK 214),Suçu ve suçluyu övme (TCK 215),Ulaşım araçlarının kaçırılması ve alıkonulması (TCK 223),Kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgedeki sabit platformların işgali (TCK 224),Fuhuş (TCK 227),İhaleye fesat karıştırma (TCK 235),Bilişim sistemine girme (TCK 243),Sistemi (bilişim sistemi) engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme (TCK 244),Banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması (TCK 245),Görevi yaptırmamak için direnme (TCK 265),Hükümlü veya tutuklunun kaçması (TCK 292),Kaçmaya imkan sağlama (TCK 294),Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (TCK 300),Silah sağlama (TCK 315),Askeri komutanlıkların gasbı (TCK 317),Halkı askerlikten soğutma (TCK 318),Askerleri itaatsizliğe teşvik (TCK 319),
Bunlar dışında;
6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan suçlar,
6831 sayılı Orman Kanunun 110. maddesinin 4 ve 5. fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları,4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar, Anayasanın 120. maddesi gereğince olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde, olağanüstü hal ilanına neden olan olaylarla ilgili suçlar,2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunun 68 ve 74. maddelerinde tanımlanan suçlar da Terörle Mücadele Yasası kapsamında değerlendirilebilecek.









