Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer`in yapmış olduğu açıklamadır.
Türkiye`de yıllardır sürdürülen IMF programları ile geniş halk kesimleri, yoksulluğun ve açlığın kıskacında yaşam mücadelesi vermektedir. Halkımız yoksullaştıkça, siyasi iktidar destekli yeni zenginler ortaya çıkmakta, gelir dağılımındaki adaletsizlik, eğitimden sağlığa tüm alanlarda zengin ile yoksul arasındaki farkın hızla açılmasına neden olmaktadır.
Yıllardır uygulanan “ekonomik istikrar” programları, yerli ve yabancı sermaye çevrelerinin çıkarlarını korurken; işçiler, kamu emekçileri ve üretici köylülerin talepleri sürekli olarak ertelenmiş, kulak ardı edilmiştir. Patron örgütlerinin istekleri hemen yerine getirilirken, sendikalarımızın, meslek örgütlerinin talepleri ve mücadelesi şiddet kullanılarak bastırılmış, üyelerimiz sindirilmeye çalışılmıştır.
Çocuklarımızın daha nitelikli eğitim alması için yürüyen öğretmenlerinin üzerine biber gazı ve panzerlerle gidenlerin, harcadıkları emeğin karşılığını almak isteyen fındık üreticilerine saldıran, bazı üreticileri döverek hastanelik edenlerin bu ülkeyi daha ileriye götürmesi mümkün değildir.
Toplugörüşme Oyununu Hep Birlikte Bozalım
Kamu emekçilerinin 16 yılı aşkın bir süredir yürütmüş olduğu grevli-toplu sözleşmeli sendika mücadelesi, 2001 yılında çıkarılan 4688 Sayılı Yasa ile hükümetle yapılan “Toplu görüşme”ye indirgenmiştir. Dört yıldır yapılan görüşmelerin tamamında sendikaların değil, IMF`nin ve hükümetlerin istedikleri olmuştur.
Adeta bir tiyatro oyunu gibi her yıl sergilenen görüntülerin bir öncekinden farklı olmaması, 2006 yılı toplugörüşmelerinin nasıl bir atmosferde geçeceğinin ipuçlarını bugünden vermektedir.
Zam oranlarının IMF tarafından belirlendiği, Hükümetin sadece belirlenen zam oranlarını sendikalara “tebliğ ettiği” bir toplugörüşme düzeninin, bugünkü haliyle kamu emekçilerinin ihtiyaçlarına yanıt vermesi mümkün değildir. Sendikaların en temel özelliği olan grev ve toplusözleşme hakkı kullanılmadıkça, sendikalarımız bu “oyun”un bir parçası olmaya devam edecektir.
Bu nedenle kamu emekçileri taleplerini, tıpkı fındık üreticilerinin yaptığı gibi öncelikle alanlarda ve işyerlerinde savunmalıdır.
Eğitim Sen olarak tüm sendikalara sesleniyoruz:
Temel ücretin 1.050 YTL`ye yükseltilmesi için, Grev ve toplusözleşme hakkı için, kazanılmış haklarımızın korunması için, Siyaset yapma hakkı için,
Toplugörüşme Oyununu Birlikte Bozalım!
İşçisi, kamu emekçisi, mühendisi, üretici köylüsü, milyonlarca işsizi ile tüm kesimleri birleşik bir mücadele cephesi yaratmak için vakit geçirmeden harekete geçmelidir. Tek tek işyerlerinden başlayarak giderek merkezileşen bir birliktelik yaratmak için, sermayenin saldırılarına karşı topyekün birleşik mücadeleyi adım adım örmek için, tüm emek örgütlerini birlikte, omuz omuza mücadeleye çağırıyoruz!









