“Tehlikenin Farkındayız”, Oyuna Gelmiyoruz!

Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer`in “Tehlikenin Farkındayız, Oyuna Gelmiyoruz!” başlıklı basın açıklaması metnidir:

Türkiye`nin Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine girdiği bir dönemde, iktidarın farklı bileşenleri arasında sürdürülen muktedir olma yarışının topluma, toplumun temel unsurlarının temsil edildiği sendikalara, siyasi partilere, kitle örgütlerine dayatıldığı ve toplumun egemenlerin arayışları ekseninde kutuplaştırılmak istendiği görülmektedir. Gerek 14 Nisan 2007 tarihinde çeşitli kuruluşlar tarafından gerçekleştirilecek olan miting gerekse AKP`nin Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda aldığı tavır, toplumun bu iktidar kavgasına taraf olmaya davet edildiğini gösteren bir gelişme çizgisi izlemesi nedeniyle dikkat çekicidir.

Eğitim Sen, demokratik ve bağımsızlıkçı çizgisiyle bugüne kadar ne darbeci güçlerin yanına savrulmuş ne de gerici, işbirlikçi, emek düşmanı ve toplumun her alanını dinselleştirme politikaları güden partilerin “demokratlık” bayrağını ellerine aldıklarını düşünerek bu kesimlerin arkasında sıralanmıştır.

Evet, Eğitim Sen tüzel kişiliği, üyelerinin 14 Nisan mitingine katılıp katılmamaları konusunda resmi bir karar almamıştır. Çünkü Eğitim Sen çoksesliliğe, farklı görüş sahibi olmaya verdiği değer sonucunda Eğitim Sen olmuştur. Bu anlayıştan vazgeçeceğimizi düşünenlerin hayal kırıklığı yaşayacakları açıktır. İsteyen Eğitim Sen üyesi elbette bu mitinge katılacak, isteyen üye ise katılmayacaktır. Hiçbir üyemizi engelleme ya da teşvik etme niyetimiz de olamaz. Ama bizim, toplumu kendi iktidar kavgaları ekseninde kutuplaştırmak isteyenlerin oyunlarına alet edilecek bir tek eğitim ve bilim emekçisi üyemiz yoktur.

Eğitim Sen bu mitinge kurumsal olarak neden destek kararı almamaktadır? Nedeni açıktır. Eğitim Sen, 12 Eylül`ün işkencehanelerinde öğretmenlerin, demokratların üzerinden silindir gibi geçen askeri cunta rejiminin bazı emekli komutanlarının bugün bizleri Türkiye`nin geleceği için alanlara davet etmelerinde hiçbir samimi yan görmemektedir. Tam bağımsız demokratik Türkiye anlayışıyla hareket eden binlerce yurtsever gencin üzerinden geçen postallar, şimdi bizlere bağımsızlığın ve cumhuriyetin tehdit altında olduğunu söylemektedirler. Evet bağımsızlık da cumhuriyet de tehlikededir. Türkiye`nin bağımsızlığı, bu ülkeyi NATO`nun ileri karakolu haline getirenler, vatan toprakları üzerinde kurulan Amerikan üslerinde Amerikan bayrağının dalgalanmasına izin verenler, 24 Ocak Kararları gibi tasfiye programlarının uygulanması için ABD başkanlarına “bizim çocuklar başardı” dedirtenler yüzünden tehlikededir. Biz, bu sürecin önünü açanların, darbecilerin bağımsızlık çığlıklarını samimi bulmayız, bulamayız. Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan`ın acele bir seçimle Siirt`ten milletvekili seçilmesinin ve ardından başbakan olmasının önünü açan yasal düzenlemeye Meclis`te AKP ile birlikte el kaldıranlar; 4 yıllık AKP iktidarı döneminde Türkiye ekonomisi, tarihinin en büyük iç ve dış borç faizini ödeyerek soyulurken ağızlarını açmayanlar, Atatürk döneminde kurulan bütün KİT`ler, bütün ekonomik kazanımlar özelleştirme adı altında peşkeş çekilirken bağımsızlık ve Atatürk sözcüğünü ağızlarına alamayanlar, ne olmuştur da şimdi bağımsızlıktan, cumhuriyetten söz etmeye başlamışlardır? Eğitim Sen bunu sorgulamaktadır.

Peki Eğitim Sen darbeci generallerin bağımsızlığımızı ve cumhuriyetimizi hatırlayarak bizleri alanlara davet etmesine karşı çıkarak, AKP`nin yanına mı savrulmaktadır? Böyle bir yorumda bulunmak, sözcüğün en hafif anlamıyla Eğitim Sen`in tarihinden bihaber olmaktır. Eğitim Sen, mevcut AKP iktidarının Amerikan patentli demokrasi promosyonculuğuna karşı sesini 4 yıldır yükselten, bu yıkımı halkımıza anlatmak için meydanları dolduran, mitingler düzenleyen, bunun son örneğini 7-8 Nisan`da yurt çapında gerçekleştirdiği “İnsanca Bir Yaşam Demokratik Türkiye” mitingleriyle veren, AKP`nin yıkım politikalarını açığa vurduğu için kolluk kuvvetlerinin açık engellemelerine, şiddetine maruz kalan sendika olarak Türkiye`nin yüz akıdır. Ne cumhuriyeti şimdi hatırladık ne de bağımsızlığımızı. Biz tam bağımsız demokratik Türkiye şiarı ile Ankara`ya yürürken, darbeci generaller bu sendikanın kapatılması için, AKP`nin yıkım politikalarının önünde duracak bağımsız sendika olan Eğitim Sen engelinin ortadan kaldırılması, AKP`nin önünün açılması için dava açtıklarında, bugünün bağımsızlık yanlısı bazı isimlerinin tutumlarını da gördük, demokrasi yanlısı olduğu fikri pazarlanan AKP`nin demokratlığını da. AKP, eğitimi adım adım dinselleştirirken, eğitimin içeriğini gericileştirirken ve eğitimi ticarileştirirken buna karşı sesini yükselten tek örgütlü güç Eğitim Sen`di. Eğitim Sen, 11 Eylül saldırıları sonrası doğan yeni konjonktürde emperyalist saldırganlığının merkezini Ortadoğu`ya kaydıran ABD`nin iktidara taşıdığı Tayyip Erdoğan`ları, Abdullah Gül`leri, 1 Mart tezkeresinin ve İsrail-ABD ittifakı adına Lübnan`a asker gönderilmesinin belirginleştirdiği işbirlikçiliği meydanlarda teşhir ederken, bağımsızlık ve cumhuriyet yanlısı emekli generaller neredeydi?

Yineliyoruz: Eğitim Sen, bu toplumun öncülerindendir. Aydınlık gücüdür. Hiç kimsenin bu tertemiz örgütü darbecilerle ya da gerici, güdümlü “demokratlar”la yan yana göstermeye gücü yetmez, yetmeyecektir.

Eğitim Sen, ne bağımsızlık bayrağını darbeci generallere ne de demokrasi bayrağını Amerikan güdümlü sözde “demokrat” AKP`ye kaptırmak niyetindedir. Tam bağımsızlık ve demokrasi şiarımız, bizi AKP`nin de darbe çığırtkanlarının da yanına savrulmaktan alıkoymuştur, bundan sonra da alıkoyacaktır.

Evet, Eğitim Sen Tayyip Erdoğan`ın Cumhurbaşkanı olmasına karşıdır. Çünkü Tayyip Erdoğan gericilikten, IMF`den, özelleştirmeden, savaş politikalarından yanadır; Tayyip Erdoğan ABD politikalarının takipçisidir. Ulema`ya danışmaktan söz eden, “demokrasi bizim için bir araçtır” diyen bir kişinin “cumhur”un, yani “halk”ın başkanı olmasını istemiyoruz. Ama bir farkla: Biz sadece Tayyip Erdoğan`ın değil, onun zihniyetini taşıyan hiçbir AKP`linin cumhurbaşkanı olmasını istemiyoruz. Eğitim Sen, savaşa, ırkçı/şoven yaklaşımlara, özelleştirmelere, IMF`ye, ABD`nin Büyük Ortadoğu Projesi`ne karşı duran, halktan, emekten yana bir cumhurbaşkanı istemektedir. Böyle bir cumhurbaşkanı adayı varsa, Eğitim Sen sonuna kadar destekleyecektir. Temel fark budur.

Öte yandan, toplumu kendi iktidar kavgalarının etrafında seferber etmeye çalışanların aynı zamanda Tayyip Erdoğan dışında bir AKP`linin cumhurbaşkanı olmasını kabul eder çizgide durmaları, bu kesimin siyasal önderliğine soyunan bazı kişilerin “Erdoğan aday olmazsa belki biz aday bile açıklamayız” sözleri, bizleri düşündürmektedir. Darbeci generallerin bütün tarifleri, Erdoğan dışında bir AKP`linin cumhurbaşkanı olmasına yeşil ışık yakmaktadır. Eğitim Sen kamuoyunu uyarmaktadır: Türkiye`nin AKP karşıtı kamuoyu, bu mitinglerle, Tayyip Erdoğan dışında bir AKP`linin cumhurbaşkanı olması ve Erdoğan`ın başında olacağı AKP`nin bir dönem daha hükümet kurması fikrine alıştırılmaktadır. Tarafların bu tabloyu kendi tabanlarına bir kazanım olarak sunacakları açıktır. Cumhuriyet`in varlığını Erdoğan`ın cumhurbaşkanı olup olmamasına bağlayanlar, Erdoğan`ın bir dönem daha Türkiye`yi yönetmesi olasılığı karşısında sus pus kalmaktadırlar. Oyunu görüyoruz. Eğitim Sen, Türkiye`nin içine çekilmek istendiği karanlık iktidar savaşının yarattığı “tehlikenin farkında”dır. Bu oyunun bir parçası olmayacağız.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu