Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu’nun “Sivas Katliamında Zamanaşımına Karar Vermek, Katliam Sanıklarına Sahip Çıkmak Demektir!” başlıklı açıklama metnidir:
AKP‘nin “ileri demokrasi” döneminde, bugün bir yüzkarası karara daha tanıklık etmiş bulunuyoruz. 2 Temmuz 1993‘te Sivas‘ta yakılarak katledilen 35 canın ölümüyle ilgili davanın bugün Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde saat 11:37 itibariyle zamanaşımı nedeniyle düştüğü açıklanmıştır. Böylece Türkiye‘de bir insanlık suçu daha, zamanaşımı bahanesiyle gündemden düşürülmek istenmiş, katliamı gerçekleştirenlere adeta sahip çıkılmıştır.
Geçmişte Çorum‘da, Maraş‘ta yaşanan vahşetlerin bir devamı olarak gerçekleşen Sivas katliamı, ülkemizin ve halklarımızın umudu ve aydınlık geleceği aydın, yazar ve sanatçıların da içinde olduğu 35 insanımızın ırkçı-gerici güçlerce katledilişiyle sonuçlanmıştı. 1 Mayıs 77, Malatya, Maraş, Çorum, Gazi Mahallesi katliamlarında olduğu gibi Sivas katliamının da arkasındaki güçler açığa çıkarılmamıştır.
Mahkemenin bütün itirazlara rağmen vermiş olduğu “zamanaşımı kararını” değerlendiren Başbakan “karar, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun” ifadesi ile karardan duyduğu memnuniyeti ifade etmiş; başka söze gerek bırakmamıştır.
Vicdanlara hakaret niteliğindeki bu kararı Adliye önünde protesto edenlere ise havaya silah sıkmak, gaz bombası atmak dışında verecek cevabı olmayanlar adaletin olmadığı yerde yine şiddeti devreye sokmuştur. Hrant Dink katliamında suçluların göz göre göre korunması, Taksim‘deki “nefret mitingi” gibi olaylar ülke gündeminde hala sıcaklığını korurken “başka acılar yaşanmasın” diyenler bugün Ankara adliyesi önünde acımasızca polis şiddetine uğramışlardır.
Bu ülkede, ellerinde bırakın silahı, ancak kalem ve kitapları olan yüzlerce öğrenci, gazeteci uzun tutukluluk süreleri ile cezalandırılırken Sivas‘ta 35 canı diri diri yakanlar, verilen zamanaşımı kararıyla adeta ödüllendirilmişlerdir. Benzer nefret ve insanlık suçlarına özendirici nitelikteki bu karar bugün Alevi yurttaşlarımızın zorunlu din dersi gibi uğradıkları hak ihlallerine karşı mücadele etmelerinin de önünü kesmeyi hedeflemektedir.
Bilinmelidir ki, toplumun vicdanında kanayan yaralar “zaman aşımı” ile kapanamayacak kadar derindir. “İnsanlık suçunda zaman aşımı” olmaz diyerek insanca ve kardeşçe yaşam mücadelesi verenlere copla, biber gazıyla karşılık verenler, “dindar” ve “kindar” bir gençlik hedefleyenler; unutmayın ki ne Sivas ne Maraş ne de Roboski‘yi unutmamız söz konusu değildir.
Unutmayın ki, siz yaksanız da, mahkeme kararlarınızla yakanları korusanız da Sivas katliamını ve kaybettiğimiz canlarımızı asla unutturamayacaksınız.









