Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `Sendikamız TRT Aracılığıyla Hedef Gösteriliyor! AKP Cadı Avı İçin Düğmeye Bastı!` başlıklı açıklama metnidir:
Dün, bugünün nasıl şekilleneceğini; bugün ise yarınların ne getireceğini görerek hareket ettik ve etmeye devam ediyoruz. 10 yıldır iktidarda olan AKP`nin politikaları nedeniyle toplumun yoksullaştırılan, ayrımcılığa maruz bırakılan, hakları tırpanlanan, şiddete maruz kalan, susturulan, hatta katledilen geniş kesimleriyle mücadele değerlerimiz doğrultusunda yan yana geliyoruz. AKP ise kendisine rıza göstermeyenlerin giderek artan gücünü kırabilmek için daha fazla şiddet kullanmayı, daha fazla otoriterleşmeyi kendisine hak görüyor. İktidarını, otoritesini kaybetmemek adına bizlerin yürüttüğü mücadeleyi “terörize” edip bizi yalnızlaştırabileceğini, gücümüzü eksiltebileceğini düşünüyor. AKP yandaşları da bu mücadeleye, bu birlikteliğe her türlü kara çalmayı kendine görev biliyor. Çünkü bizler, eğitim ve bilim emekçileri olarak onların bu saltanatına boyun eğmeyeceğimizi, her defasında gerçeğin yakıcılığını yüzlerine vuracağımızı eylemlerimizle gösterdik, göstermeye de devam ediyoruz.
Sendikamızın 4+4+4`e karşı toplumun geniş kesimleriyle birlikte yürüttüğü eylemler, devletin/AKP`nin kanalı TRT`de “terör” eylemleri olarak sunuluyor. TRT`de 25 Aralık Pazartesi ve 26 Aralık Salı günü yayınlanan haberlerde, sendikamızın adı verilmeden, “Çocuklarımızın Geleceğine Sahip Çıkıyoruz” diyerek yaptığımız grev, “terör eylemi” olarak ilan ediliyor. Yönetici ve üyelerimizin görüntüleri gösterilip, “gizlilik” kararlarına rağmen dava dosyalarındaki bilgiler bizzat TRT eliyle kamuoyuna sunuluyor. TRT`de yayınlanan ve Mersin Şubemizin iki üyesine ait olduğu öne sürülen konuşmalar ve bunların veriliş tarzı pek çok açıdan manidardır. Bahsedilen haberde 25 Eylül 2012 tarihinde göz altına alınan Mersin Şube üyelerimiz Aynur Şahin ile Mustafa Işık`ın göz altına alınma görüntüleri kullanılarak, bu görüntülerle hiç ilgisi bulunmadığı halde yakılmış okul görüntüleri eklenerek haklarında gerçek dışı bilgiler verilmiştir. Bahsedilen arkadaşlarımızın bu görüntülerle hiçbir şekilde alakalarının olmadığı, bizzat emniyet ve savcılık tarafından kendilerine yöneltilen sorularda ve tutuklanma gerekçelerinde aşikardır. Arkadaşlarımıza ne emniyette ne de savcılık ifadeleri sırasında okul yakmayla ilgili bir suçlama yöneltilmiş değildir. Buna karşın görüntülerinin televizyon ekranında okul yakma görüntüleriyle birlikte verilmesinin amacı, sendikamızı toplumun gözünde itibarsızlaştırmaktan başka bir şey değildir. Kaldı ki, aynı yayında yayınlanan ve arkadaşlarımıza ait olduğu iddia edilen konuşmalar da ayrıca gerçeklikle, akılla, yayın ilkeleri ve etiğiyle örtüşmemektedir. Arkadaşlarımızın dosyasında gizlilik kararı bulunmaktadır ve onlara ait olduğu iddia edilen konuşmalardan ne arkadaşlarımız ne de avukatları haberdar değillerdir. Gizlilik kararı bulunan ve dolayısıyla ne arkadaşlarımızın ne de avukatlarımızın ulaşamadığı bir dosyada yer aldığı iddia edilen kayıtların kamuoyunun karşısına TRT ekranlarından çıkması da konuşmaların suçmuş gibi verilmesi bırakalım yayın etiğini, ahlakla vicdanla açıklanabilir bir durum değildir. Zira bu kayıtlar gerçekten arkadaşlarımıza ait olsa bile, içeriğinin tümüyle sendikal etkinlikler olduğu, herhangi bir suç unsuru taşımadığı görülmektedir. Hal böyleyken görüntülerin ve ses kaydının yakılmış okullar eşliğinde yayınlanması art niyetin açık ifadesidir.
Sendikamız, 4+4+4 olarak bilinen düzenlemeye daha başında karşı çıktı. Çünkü bu düzenlemenin ne öğrencilerin ne velilerin ne de genel olarak eğitim sistemimizin sorunların çözmek bir yana, sorunları daha da derinleştirmekten başka bir etkisi olmayacaktı. Nitekim düzenleme yürürlüğe konulduktan sonra bu durum açıkça ortaya çıktı ve sendikamızın haklılığı görüldü. Bu düzenlemeye sadece Eğitim Sen değil, toplumun geniş kesimleri, toplum örgütleri, üniversiteler, meslek örgütleri benzer gerekçelerle karşı çıktılar. Bir eğitim sendikası olarak eğitimle ilgili düzenlemelere karşı, eğitim hakkı, özelde öğrencilerin, öğretmenleri ve velilerin, genelde de tüm toplumun yararı gözetilerek tutum belirlemek bizim sorumluluğumuzdur. Bu sorumluluğumuz doğrultusunda yaptığımız değerlendirmelerin, altığımız tutumun ve sergilediğimiz eylemlerin, suçla özdeşleştirilmeye çalışılmasını, bunu sağlamak için de TRT gibi kamuya ait kurumların da kullanılarak yalan, yanlış ve çarpıtılmış haberlerle kara propaganda yapılmasını şiddetle kınıyoruz.
Bilinmelidir ki sendikamızın eğitim sistemimize zarar verecek düzenlemelerle ilgili değerlendirmelerinin, eleştirilerinin deşifre edilmesinden bir korkumuz yok. Aksine biz kendimiz bunları kamuoyuyla paylaşmayı görev biliyoruz. Ancak çarpıtmalara, yalan haberlere karşı da sessiz kalacak değiliz. TRT`nin söz konusu haberi veriş tarzı, mevzu bahis AKP olunca Türkiye`de en temel hakların bizzat devlet eliyle nasıl çiğnendiğini, AKP`nin sahip olduğu kudreti, hukuk tanımaz biçimde nasıl kullandığını açıkça göstermektedir.
Eğitim Sen olarak, son günlerde sendikamızı hedef gösteren haber ve yorumların arkasındaki karanlık yüzlerin amaçlarının farkında olduğumuzun bilinmesini istiyor, hukuksuz ve tamamıyla siyasi operasyonlarla savunduğumuz değerlerden asla geri adım atmayacağımızın altını çiziyoruz. Gerek hedef gösterilen arkadaşlarımızın haklarını ve meslek onurlarını korumak için gerekse de sendikamıza yönelik bu kirli kampanyaya karşı haklarımızı savunmak için bahse konu olan yayınlar ile ilgili yargı sürecini başlatmış bulunduğumuzun da bilinmesini istiyoruz.











