Prof. Dr. Şermin Önder Külahoğlu Yalnız Değildir!

Uludağ Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Önder Külahoğlu hakkında soruşturma başlatılarak derslere girmesinin yasaklanması, bugün Uludağ Üniversitesi Rektörlüğü önünde yapılan eylemle protesto edildi. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın da katılarak destek verdiği eyleme, Genel Örgütlenme ve Yükseköğretim Sekreterimiz İsmail Sağdıç ile Eğitim Sen Bursa Şubesi yöneticileri ve üyeleri katıldı.

Genel Örgütlenme ve Yükseköğretim Sekreterimiz İsmail Sağdıç, yaptığı açıklamada, üniversite yönetimini Prof. Dr. Şermin Önder Külahoğlu hakkındaki haksız uygulamadan vazgeçmeye çağırdı. İsmail Sağdıç’ın açıklaması şöyle:

Üniversitemizi Muhbirliğe, Baskıya ve Hukuksuzluğa Teslim Etmeyeceğiz!

Türkiye’nin köklü üniversitelerinden olan Uludağ Üniversitesi’nin adına gölge düşüren gelişmelere tanık oluyoruz.  Ne yazık ki bir süredir Uludağ Üniversitesi’nin adı, verdiği nitelikli eğitim-öğretim hizmetiyle ya da akademik başarılarla değil, akademisyenler üzerindeki baskı, hukuksuzluk, muhbirlik ve akademik zorbalıkla anılır oldu. Daha açık ifade etmek gerekirse, üniversiteye yıllarını vermiş, binlerce öğretmen yetiştirmiş Prof. Dr. Şermin Önder Külahoğlu’nun derslere girmesi yasaklandı!

Söz konusu süreç, üyemiz Külahoğlu’nun 30 Mayıs tarihli Eğitim Fakültesi Akademik Kurulu’nda eleştirel ve muhalif görüşlerini paylaşmasıyla başladı. Bir akademisyenin eleştirel ifadelerine dahi tahammülü olmayan üniversite yönetimi ise çareyi “muhbir öğrenci” kontenjanını kullanmakta buldu. Hocamızın düşüncelerini paylaştığı toplantıdan bir gün sonra hakkında soruşturma açıldığı bilgi paylaşıldı. Gerekçe ise 25 Mayıs tarihinde bazı öğrencilerin üyemizi şikayet ettiğiydi.

Görüldüğü üzere karşımızdaki yönetim aklı üniversiteyi yönetmeyi, uydurma şikayet dilekçeleriyle, baskıyla, hukuksuzlukla ve muhbirlik yöntemiyle eleştirel her düşünceyi ve her akademisyeni sindirmeye odaklanmış durumdadır.

Bu durum öylesine bir boyut kazanmıştır ki dönemin bitmesine bir hafta kala üyemizin derslere girmesi yasaklanmış, tüm ders bilgileri başka bir öğretim görevlisinin bilgisine ve kullanımına açılmıştır. Dolayısıyla muhbir öğrencileri koruma iddiasında olan Rektörlük, dersi alan öğrencileri mağdur etmekten bir an dahi çekince duymamıştır!

Değerli Basın Emekçileri,

Yaşanan bu durum, Türkiye’de akademik özgürlüklerin nasıl yok edildiğini, üniversitelerin nasıl hükümetin emrine sunulduğunu açıkça göstermektedir. Çünkü yaşananlar sadece üyemizin değil, tüm akademisyenlerin başta düşünce ve ifade özgürlüğü olmak üzere, akademik özgürlüklerine, çalışma hakkına ve bilim özgürlüğüne saldırı anlamına gelmektedir.

Yapılmak istenen açık ve nettir! Varlığını ancak hakikati açıklığıyla ortaya koymaya çalışarak sağlayacak olan üniversite, siyasal iktidarın hırslı emirlerine itaat etmeye zorlanmaktadır. Bu nedenle de Türkiye’nin en değerli bilim insanları, mesleklerinin gereğini yaptıkları için suçlu ilan edilmektedir.

Halbuki üniversiteler baskının, hukuksuzluğun, suç ve ceza odaklı çalışan bir aklın değil, özgür düşüncenin, özgür bilimin, gerçek bir demokrasinin ve hakikat arayışı önündeki engellerin kaldırıldığı kurumlar olmalıdır. Tüm yükseköğretim akademik personeli görevini hiçbir şekilde ayrımcılığa uğramadan ve devletten veya başka bir kaynaktan gelecek baskının korkusu olmaksızın yerine getirme hakkına sahip olmalıdır. Yükseköğretim akademik personeli, mesleki ilkeler hariç hiçbir engelleme olmaksızın öğretim yapma özgürlüğüne sahip olmalıdır. Yükseköğretim akademik personeli kendi doğru bildiği ve vicdanıyla çelişecek şekilde öğretim yapmaya veya ulusal ve uluslararası insan hakları standartlarına aykırı metot ve müfredat kullanmaya zorlanmamalıdır.

Ancak tüm bunlara rağmen, üyemiz Prof. Dr. Şermin Önder Külahoğlu, rektörlüğe bu ilkeleri belirten, hakkındaki asılsız iddialara yanıt veren bir mektup gönderdiği için tekrar soruşturmaya maruz kalmıştır.

Eğitim Sen olarak belirtmek isteriz ki Uludağ Üniversitesi yönetimi, “Bilimde Özgün, Düşüncede Özgür” şiarını terk etmiş, üniversiteyi üniversite olmaktan çıkaracak uygulamalarda ısrarcı olduğunu belirtmiştir. Bizler de eğitim ve bilim emekçileri olarak, öğrencilerinin “merak eden, okuyan, araştıran, sorgulayan, erdemli, çalışkan, gördükleri olumsuzluklara ‘’Hayır’’ demeyi bilen” bireyler olması için emek harcayan Şermin hocamızın yanında olmakta, insan-toplum-doğa yararına üniversite mücadelemizde ısrarcı olacağız!

Herkes bilmelidir ki,

  • Güvenlik, disiplin, tehdit gibi söylemlerle ve açılan soruşturma ve davalarla üniversitelerin birer korku yuvası haline getirilmesini kabul etmeyecek,
  • Üniversiteye, akademisyenlere, öğrencilerimizin haklarına ve emeğimize sahip çıkmak için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz!

Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz!

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu