OKS Sonuçları, Sınavlara Endeksli Eğitim Sisteminin Aynasıdır!

Eğitim Sen Genel Sekreteri Emirali ŞİMŞEK in açıklaması. 2007 yılı OKS sonuçları açıklandı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da eşitsiz koşullarda sınavlara hazırlanan öğrenciler, eğitimleri boyunca edindikleri bilgilerden çok, “sınav maratonu”nda gösterdikleri beceri ve şanslarıyla istedikleri bir ortaöğretim kurumuna girmeye çalışacaklar. OKS sınavı sonrasında Fen Bilgisi testinin 13. sorusunun yanlış olduğuna ilişkin itirazları duymazdan gelen Bakanlık, aynı sorunun Ankara 6. İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerinden değerlendirmeyi 99 soru üzerinden yaparak sınav sonuçlarını açıkladı. Bir sorunun doğru ya da yanlış olmasının sıralamalarda büyük değişiklikler yarattığı bilinmesine rağmen sınava yönelik olarak yapılan itirazlarda gösterilen ciddiyetsizlik, böylece mahkeme kararıyla mahkum edilmiş oldu. Ancak asıl tartışılması gereken sorun, OKS sınavına giren 818 bin 359 adaydan, 27 bin 277 adayın sınavı değerlendirilmemiştir. Bakanlık önceki yıllarda sınav puanı hesaplanamayan öğrencileri “sıfır puan alanlar” olarak değerlendirirken, bu yıl daha “ince” bir tanımlama yaparak “sınavları değerlendirilmedi” açıklaması yapmayı tercih etmiştir. Kamuoyunun tepkisini engellemek için yapıldığı her halinden belli olan bu tür değerlendirmeler, her yönüyle sınavlara endeksli eğitim sisteminizin sorunlarını gizlemekte yetersiz kalmaktadır. OKS sınavında “şampiyon” olanlar kadar, sınav puanı hesaplanmayan öğrencilerin ve bu öğrencileri başarısız kılan nedenlerin acil olarak açıklanması ve sorgulanması gerekmektedir. Türkiye artık sadece sınav şampiyonlarını tartışmayı bırakmalı, her geçen gün “sınav bağımlı” hale gelen çocuklarımızın durumunu, içten içe çürüyen eğitim sisteminin sorunlarını ve bu sorunlara nasıl çözüm bulunabileceğini tartışmaya açmalıdır. Son birkaç yılda yapılan OKS, ÖSS gibi sınav sonuçlarının ortaya çıkardığı en çarpıcı sonuç, tamamen eşitsizlikler üzerine kurulu olan eğitim politikalarının eğitim sistemini çöküş noktasına getirmiş olmasıdır. Bu çöküşün yaşanmasında, eğitimin bilinçli olarak ticarileştirilmesi ve dershanelere endeksli hale geriletilmesinin yanında, özellikle AKP Hükümeti döneminde yaygınlaşan ırkçı-gerici eğitim politikalarının doğrudan etkisi vardır. Türkiye‘de zengin-yoksul eşitsizliği her geçen yıl büyümekte, eğitimin finansmanı kamusal olmaktan çıkıp, bireylerin ekonomik gücüne göre belirlenmektedir. Ekonomik gücü iyi olmayan yoksul aileler ve onların çocukları bu durumdan en büyük zararı gören kesimlerdir. Tamamen çelişkiler ve eşitsizlikler üzerine kurulu bir toplumsal düzende, eğitime ulaşmada ve eğitim hakkından yararlanmada fırsat eşitliğinden bahsetmek mümkün değildir. İkili öğretim, kalabalık sınıflar, alt-yapı eksiklikleri, öğretmen açıkları, yetersiz ücretler gibi pek çok sorunun yanında, özellikle son yıllarda yaygınlaşan sözleşmeli öğretmenlik, geçici personel çalıştırma gibi uygulamalar, eğitimin niteliğini ve sürekliliğini olumsuz etkilemiştir. Okul öncesi eğitimden yükseköğrenime kadar tüm eğitim sistemi; bölgeler, okullar ve cinsiyetler arasındaki eşitsizliklerin giderildiği, herkesin eğitim hakkından, eşit ve parasız olarak yararlanacağı ve kimsenin eğitim hakkından mahrum bırakılmayacağı bir şekilde yeniden düzenlenmek zorundadır. Eğitimde fırsat eşitliği ancak bu şekilde sağlanabilir. Aksi takdirde her yıl yapılan sınavlar bir öncekinin tekrarı olmaktan öteye gitmeyecek, sınavlara endeksli eğitim sistemimiz bir taraftan içten içe çürürken, diğer taraftan yeni başarısızlıklar üretmeye devam edecektir.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu