OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun Kapatılmasına İlişkin Yasa Teklifine Dair Açıklama

632

Olağanüstü hal rejimi uygulamalarında özgürlüklerin düzenlenmesinde yürütme organının yetkilerinin normal zamanlara göre arttığı, ülkemizde sıkça yaşanan darbe ve olağanüstü hal ilanı deneyimlerinden bilinmektedir. Yürütmenin yetkilerinin sınırsız olması halinde sadece olağanüstü hallerde gerekli olan tedbirlerin  süreklilik eğilimi göstererek bir uzlaşma rejimi olan demokratik rejim ilkelerine zarar verdiği, olağanüstü halin fiili uygulaması şeklindeki rejimin hukuk dışı olduğu bilinmektedir. Bu nedenledir ki yürütmenin olağanüstü yetkilerini kötüye kullanmasını önleyici tedbirlerin önceden alınması gereklidir. Yetkinin denetim görevi yasama ve yargı organındır. Bu nedenle öncelikle TBMM’yi kendisinden beklenen sorumluluk ve görevini yapmaya, OHAL Komisyonu’nun kapatılması, komisyonun görev süresinin dolmasından sonraki dönemde KHK ile ihraç edilenlerin iş ve işlemlerinin ya da yazışmalarının ihraç edildikleri kurum veya kuruluşlar tarafından yapılmasına ilişkin torba yasa teklifindeki hükmünü gözden geçirmeye  davet ediyoruz.

15 Temmuz 2016 akşamı hükümet aleyhine gerçekleştirilen askeri darbe teşebbüssünün ardından, hükümet 21 Temmuz 2016 günü olağanüstü hal (OHAL) ilan edilmesine karar vermiş, OHAL süresince, hükümet 37 olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi (KHK) çıkarmıştır. Çok geniş konuları düzenleyen bu KHK’lere ekli listeler aracılığıyla “terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu tarafından devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı” olduğu iddia edilen 125.678 kamu görevlisi başka bir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden ihraç edilmiştir. 672, 675,677, 679, 686, 701 ve 702  sayılı KHK’ler ile Sendikamızın eylem ve etkinliklerine katılım sebebiyle 1602 Eğitim Sen yönetici ve üyesi hukuka aykırı bir şekilde ihraç edilmiştir.  Ancak ilgili KHK’lerde haklarında işlem tesis edilenlere başvuracakları itiraz veya yargı yolu gösterilmemiş, ihraç kamu görevlileri tam bir belirsizliğe mahkum edilmiştir.

Bu belirsizliğe rağmen Sendikamız,  üyelerini  temsilen işlemlerin iptali istemli  davalar  açmıştır. İdare mahkemeleri KHK ile tesis edildiği gerekçesi ile incelemeksizin red kararları vermiş, istinaf istemi üzerine  bölge idare mahkemeleri, ‘’KHK listeleri gereği ihraç işlemlerinde davaların esasının incelenmesi hukuken mümkün olmayan davanın” incelenmeksizin reddi yönünde verilen kararlarını kaldırarak, yasal düzenleme nedeniyle davalar hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik karar vermiştir.

Böylece yüz binin üzerinde kişinin haklarında tesis edilen bu ağır cezaya karşı başvuracakları hukuki yollar kapanmıştır. Ancak hükümet olağanüstü hal KHK’leri ile yapılan işlemlere karşı iç hukukta herhangi bir yargı yolunun bulunmamasının hukuka aykırılığı bilinci ile AİHM kararları ile mahkum olmamak amacıyla, 23 Ocak 2017 tarih ve 685 sayılı KHK ile Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu şeklinde şimdiye değin örneğine rastlanmayan idari bir başvuru makamı oluşturmuştur. Yargı işlevi adeta komisyona devredilmiş, ihraç etme hukuksuzluğuna bir kılıf giydirilmiştir. 685 sayılı KHK’de komisyonun görev süresinin 2 yıl olduğu  düzenlemesine rağmen, süre 2 yılda bir uzatılarak OHAL rejimi hukuken sona ermiş olmasına rağmen Komisyon görevine devam etmiş, OHAL rejimi  fiilen 22 Ocak 2023 tarihine kadar uzatılmıştır (685 sayılı KHK kabulüne dair 7075 sayılı Kanun 8 Mart 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır).

OHAL rejiminin hukuken sona erip fiilen devamının yarattığı açık hukuka aykırılıkları ertelemek isteyen hükumet yeni arayışlara girerek bu kez başka bir oyalama ve saptırma yoluna başvurarak  OHAL Komisyonu’nun kapatılması, komisyonun görev süresinin dolmasından sonraki dönemde KHK ile ihraç edilenlerin iş ve işlemleri ya da yazışmaları ihraç edildikleri kurum veya kuruluşlar tarafından yapılmasına ilişkin düzenlemenin de yer aldığı torba yasa teklifini TBMM gündemine taşıyarak en az OHAL Komisyonu kadar tehlikeli ve hukuka aykırı bir uygulamanın önünü açmış, OHAL rejiminin devamının başka bir biçimde sürdürdürülmesini sağlamıştır.

Komisyonun başvurularının reddi arasında ağırlıklı olarak “kurum personel bilgi dosyasında yer alan kurum kanaati”  yazılı olduğu, başvurularında en çok bu kanaate dayanarak reddedildiği, özel yetkili mahkemelerde davaların işlemin tarafı kuruma karşı açıldığı, kurumun savunmalarında kendi kanaatini savunduğu bilinmektedir. Teklifin yasalaşması halinde kamu görevlisini ihraç eden kurum, başvuru hakkında karar verecek, kendi kanaatini esas alarak başvuruların reddine ilişkin işlem tesis edecektir. Hukuksuz uygulamalar ve olağanüstü hal rejimi devam edecektir. Yaklaşık yedi yıldır süren bu hukuksuzluktan vazgeçilmeli, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu lağvedilerek ihraçlar hak kayıpları ile birlikte görevlerine iade edilmeli, bu adaletsizliğin ve olağanüstü hal rejiminin son bulması sağlanmalıdır.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu