Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin DİNÇER`in “Öğretmen Okullarının Kuruluş Yıldönümü” ile ilgili olarak yapmış olduğu açıklama metni:
Türkiye`de nitelikli öğretmen yetiştirme alanında çok önemli bir boşluğu dolduran, öğretmen hareketinin gelişiminde son derece önemli payı olan Öğretmen Okullarının kuruluşunun 159. yıldönümü kutlanıyor. Öğretmen okullarını kapatan siyasi iradenin takipçisi olanlar, bu yıl da Öğretmen Okulları`nın önemine yönelik açıklamalar yapacak, kutlama mesajları yayınlanacak. Ancak bir taraftan “övgü dolu” açıklamalar yapılırken, Türkiye`de öğretmenlik mesleğini her geçen gün geriye götüren politika ve uygulamaların neden tercih edildiği sorusu yine yanıtsız kalacak.
Medreselere alternatif olarak kurulan Rüştiye mekteplerine Batılı anlamda öğretmen yetiştirmek için açılan Darülmuallimin`in, aradan 159 yıl geçmiş olmasına karşın, öğretmen okullarının Türkiye eğitim sistemindeki yeri hala boşluğu doldurulabilmiş değildir. 159 yıl önce atılan ve Cumhuriyetle birlikte sürdürülen cesur ve kararlı adımlar, özellikle son 30 yılda yürütülen neoliberal eğitim politikalarıyla, öğretmen yetiştirmeyi sıradanlaştırmış, öğretmenlik mesleğinin saygınlığı her geçen gün biraz daha azalmıştır.
Darülmuallimin`i, Köy Enstitülerini, İlköğretmen Okullarını, Yükseköğretmen Okullarını, Eğitim Enstitülerini yaratan bu toplum, şimdi öğretmen yetiştirmede tam bir çaresizlik içindedir. Artık öğretmenler, geçmişte olduğu gibi öğretmen okullarında değil, ziraat, veterinerlik, eczacılık fakültelerinde yetişmeye başlamış, bu durum da öğretmenlerimizin, dolayısıyla eğitimin niteliğini olumsuz etkilemiştir. Öyle ki, özellikle son yıllarda öğretmenlik mesleği, en büyük ideali öğretmenlik olan öğrencilerin değil, işsiz üniversite mezunlarının işsiz kalmamak için sarıldığı bir “ekmek kapısı” haline getirilmiştir.
Eğitimin sorunlarının güzel binalar, şık formalar, teknolojik yatırımlar, bilgisayar donanımları sayesinde çözebileceğini sanan siyasi iktidarlar, eğitimin en önemli unsuru olan “Öğretmen Yetiştirme” sorununa yeterince eğilmemiş, sonuçta yürütülen bilinçli politikalar sonucu ortada ne öğretmenlik mesleğinin saygınlığı ne de öğretmen olmak için yanıp tutuşan idealist gençler kalmıştır. Aksine, öğretmenlik mesleği bugün, neredeyse bütün üniversite mezunlarının yapabileceği sıradan bir meslek haline getirilmiştir.
159 yıl önce kurulan öğretmen okullarının sayesinde öğretmenlik cazip hale getirilebilmiş, en seçkin öğrenciler öğretmenlik mesleğine hazırlanabilmiştir. Oysa eğitime, çocuklarımıza çok daha fazla önem vermek gerektiğinin sık sık vurgulandığı son yıllarda, öğretmenlik mesleği ve onuru da hayatımızdaki pek çok şey gibi “işgücü piyasası”na feda edilmiştir. Öğretmen okulları gibi ülkenin aydınlanmasına, kalkınmasına büyük katkı sağlayan eğitim-öğretim kurumları, tıpkı Köy Enstitüleri gibi politik kararlarla kapatılmıştır. 1980`li yıllarla birlikte, Yeni Dünya Düzeni`ne uygun öğretmen yetiştirme politikaları benimsenerek, eğitimde esnek çalışma biçimleri bütün kurallarıyla uygulanmaya ve yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır.
Bugün eğitim sistemimiz içinde bulunduğu bütün sorunlara karşın hala ayakta durabiliyorsa bunu, öğretmen okullarından yetişen öğretmenlerimize, “komünist yuvası” diye kapatılan Köy Enstitüleri`ne borçludur. Eğitim sistemimiz, Öğretmen Okulları deneyiminin, Köy Enstitülerinin atmış olduğu temel sayesinde bugünlere kadar gelebilmiştir. Bugün bu kurumları tekrar hatırlamak, “Nitelikli Eğitim için Nitelikli Öğretmen” anlayışını hayata geçirmek için mücadele eden Eğitim Sen`in ve yüz binlerce eğitim emekçisinin boynunun borcudur.









