Kadrolaşmaya ve Sürgünlere Son

Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin DİNÇER`in ‘Kadrolaşma ve Sürgünlerle` ilgili olarak yaptığı basın açıklamasının metnidir:

23 Şubat 2007

Türkiye gerici-ırkçı kuşatma altında

Türkiye, gericiliğin-ırkçılığın kuşatması altına alınıyor. 12 Eylül sonrası gelişen ortamda ‘her mahallede bir milyoner yaratacağım` diyenler her mahallede yoksulluğu, işsizliği çoğaltırken aynı zamanda her mahalleye ‘bir tarikat, bir cemaat` kurdular. Bugün, Türkiye mahalle mahalle, sokak sokak bu cemaat ağları ile sarılmış durumdadır. Özel okullar, yurtlar, dershaneler ve kamu eğitim kurumlarındaki kadrolaşma ile eğitim sistemi gericiliğin kuşatması altına alınıyor.

Bu  gerici kuşatma, eğitimin demokratik, eleştirel, özgürlükçü olması gereken niteliğinin yerine eğitimi dogmalar yığını haline getirmektedir. AKP`nin kadrolaşma ve eğitimin içeriğine ilişkin yaptığı müdahalelerle yaptığı da budur. AKP hükümeti kadrolaşmaya paralel olarak aynı zamanda alanı dikensiz gül bahçesine çevirmek için sürgün ve baskı yöntemlerini de uygulamaktadır.

AKP Kadrolaşmada Rekora Koşuyor (!)

Cumhuriyet tarihinin en yaygın ve en hızlı kadrolaşma operasyonu AKP Hükümeti döneminde yapılmış, eğitim alanında adeta bir “kadrolaşma rekoru” kırılmıştır. Yıllardır eğitim alanı sağ partilerin arka bahçesi gibi kullanılmış, bugün de kullanılmaya devam etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı`nda yaşanan ırkçı-gerici kadrolaşma o kadar ciddi boyutlara gelmiştir ki, artık eğitimin ve toplumun geleceğini tehdit edecek aşamaya ulaşmıştır.

AKP iktidarının ilk günlerinde 1041 eğitim yöneticisinin görevden alınmasıyla başlayan ırkçı-gerici kadrolaşma, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatlarını, Talim Terbiye Kurulu`nu içine alacak şekilde genişleyerek devam etmektedir. Son yıllarda siyasal kadrolaşma o kadar yaygınlaşmıştır ki, en ücra köşelerdeki okullarda bile ırkçı-gerici kadrolaşmanın görülmesi mümkündür.

Bugünden geçmişe baktığımızda Milli Eğitim Bakanlığı`nın kritik görevlerine AKP ve diğer sağ partilerin yandaşlarının yerleştirildiğini, il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerinin adeta AKP`nin parti mekanlarına dönüştürüldüğü görülmektedir. Sadece parti mekanları değil; belediyelerden, müftülüklere kadar ilgili ilgisiz pek çok kurumu bu işin içinde görmek mümkündür. Eğitimde ırkçı-gerici kadrolaşma, siyasi kadrolaşmanın da ötesine geçerek, tam anlamıyla bilimsel olmayan bir kuşatmaya dönüşmüştür.

AKP, giderayak kadrolaşmasını tamamlamak için uğraş içine girmiş görünüyor. ‘MEB Eğitim Kurumları Yönetici Atama Yönetmeliği` Danıştay 2. Dairesi tarafından bazı maddelerinin yürütmesinin durdurulmasına karşın Bakanlık tarafından hazırlanan yeni yönetmeliğe göre, 20 bin vekil müdür sınavsız olarak atanacaktır. Böylelikle AKP, siyasal kadrolarının önündeki bütün engelleri kaldırarak atamalarını gerçekleştirmek istemektedir.

Sürgün, Soruşturma ve Baskılara Son !

Eğitim Sen`in geçtiğimiz 4 yıl içinde yaptığı tespitlere göre; görevden alınan ve göreve

yeniden atanan yönetici sayısı 10 binlerle ifade edilen rakamlara ulaşmış bulunmaktadır. Ulaştığımız rakamlar eğitim sisteminin nasıl bir ırkçı-gerici cendere içine alınmak istendiğini göstermektedir.

AKP hükümeti sürgün ve baskı uygulamalarında ilklere imza atmaktadır (!). Örneğin son olarak daha önce sürgün ettiği ve sürgün nedeniyle açtığı davası devam eden bir üyemizi, kendi sürgününün protesto edildiği eyleme katıldığı gerekçesiyle tekrar sürgün etmiştir. Yaşanan trajikomik bir durumdur. Bir yıl önce Urfa`dan Afyon`a sürgün edilen üyemiz Metin Ok, Genel Merkezimizce sürgünleri protesto etmek için gerçekleştirilen eyleme ‘raporlu` olarak katıldığı gerekçesiyle bu kez de Erzurum`a sürgün edilmiştir.

Sürgünlerle birlikte AKP her tür baskı yöntemini de 12 Eylül hukukuna dayanarak gerçekleştirmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı eğitim emekçilerini taleplerini ifade eden dilekçelere imza attıkları için uyarmaktadır. Eğitim emekçilerinin talep, istek ve beklentilerini ifade ettikleri dilekçeleri imza atmak, hükümete ve bağlı bulundukları Bakanlığa bunları iletmek demokrasinin bir gereğidir. Bakanlığın bu demokratik girişimler uyarı ile yanıt vermesinin anti-demokratik bir tutum olduğu açıktır.

Biz, eğitimdeki gerici kuşatmaya karşı laik ve bilimsel eğitimi savunmaya, baskı-sürgün ve soruşturmalara karşı en demokratik hakkımız olan söz söyleme, taleplerimizi ifade etme hakkımızı kullanmaya devam edeceğiz. Gerici-ırkçı kadrolaşma son bulmalı, sürgünler durdurulmalıdır.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu