Merkez Yönetim Kurulumuzun yaşanan kadın katliamına ilişkin “Kadın Katliamına Son Vermek İçin Acil Önlemler Alınsın” başlıklı basın açıklamasıdır:
Kadın Katliamı Devam Ediyor
Ülkemizde kadına yönelik şiddet ve ardı ardına işlenen cinayetler, katliam boyutuna ulaşmıştır. Her yeni günde bir ya da birkaç kadına çoğunlukla yakınlarından oluşan erkeklerin uyguladığı yeni şiddet türlerine tanık oluyoruz. Adıyaman`da 16 yaşındaki Medine`nin canlı canlı toprağa gömülmesinin yarattığı dehşet duygusunu aşmadan İstanbul`da ve Göle`de kadın öğretmenlere yönelik vahşi cinayetlerle sarsıldık. İstanbul`da Bağcılar Ticaret Odası ilköğretim okulunda, okul müdür yardımcısı E. Ş., öğretmen Derya Çakır`ı öğrencilerinin gözleri önünde silahla vurdu ve daha sonra da bıçakladı.
Gazeteler Medine`nin katledilmesini “töre cinayeti”, Derya öğretmeninkine ise “aşk cinayeti” olarak niteledi. Adına “töre” ya da “aşk” cinayeti denilerek farklı yansıtılmaya çalışılsa da aslında kadınları katleden aynı zihniyettir. Kadınları bağımsız bireyler olarak görmeyen, ister aşk ister namus adına olsun, onu mülkiyeti sayan, iradesini, bedensel bütünlük hakkını tanımayan bir zihniyet. En son Kars`ın Göle ilçesinde Saadet öğretmeni vahşice katleden de bu zihniyetten başkası değildi.
Yetkililere Sesleniyoruz: Kadın Yurttaşların Yaşam Hakkından Kim Sorumlu?
Kadınların doğuda ya da batıda, eğitimli veya eğitimsiz, meslek sahibi veya meslek sahibi olmayan bireyler olmalarına göre değişmeyen, her sınıftan, her yaştan her bölgeden kadını hedef alan şiddet devam ediyor. Bu şiddete karşı etkili önlemler alması, kadınların can güvenliğini ve yaşam hakkını koruması gereken yetkili kurum ve merciler ise görevlerini yerine getirmiyorlar. Bir yandan kimi yasal düzenlemeler gerçekleştirilse de bunların kadınları korumadığı açıktır. Kadınları aile içindeki şiddetten korumak için düzenlenen yasanın bile en sonunda “Aileyi Koruma Kanunu” adıyla çıkartılması, bu konudaki yaklaşımın bir göstergesiydi. Kaldı ki sadece kağıt üzerinde kalan düzenlemelerin yeterli olmadığı da başka bir gerçektir. Örneğin bu yasa ve onun uygulanmasından sorumlu olan merciler, kendisine şiddet uygulayan eşini yasaya dayanarak şikayet eden kadını, tutuklanan kocanın cezaevinden çıktıktan sonra koruyamadı. Adamın eşinin burnunu ve kulaklarını kesmesine engel olamadı. Yetkili ve sorumlu konumdakilerin bu konudaki görevlerini yeterince yerine getirmediklerinin en son ve en acı örneği ise Göle`de vahşice katledilen Saadet öğretmenin can güvenliğinin korunması için yaptığı resmi başvuruların yanıtsız kalmış olmasıydı.
Artık Yeter Kadın Katliamına Son Verecek Etkili Önlemler Alınsın
Birbirinin peşi sıra yaşanan kadın cinayetleri, ülkemizde kadına yönelik şiddetin boyutlarını gözler önüne sermektedir. Bunlar sıradan şiddet olayları olmayıp, kadına yönelik sistematik şiddetin yansımasıdır. Dolayısıyla sistematik bir yaklaşımı gerektirmektedir. Devleti ve hükümet yetkililerini, bu kadın katliamının son bulması için yasal, kurumsal düzenlemeleri bir an önce gerçekleştirmeye, kolluk kuvvetlerinden yargı mensuplarına değin kadına yönelik şiddetin önlenmesinde etkili olabilecek tüm personelin eğitim süreçlerinden geçirilmesine, basın ve medya kurumlarını kadına yönelik şiddeti meşrulaştıracak, olağanlaştıracak bir dil ve üslup kullanmaktan vazgeçmeye çağırıyoruz.
MERKEZ YÖNETİM KURULU










