İTÜ Araştırma Görevlileri Yalnız Değildir!

Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `İTÜ Araştırma Görevlileri Yalnız Değildir!` başlıklı açıklama metnidir:
 

Yeni YÖK yasasının hazırlık sürecinde yer alan aktörler yeni yasanın taslak hazırlıklarında hedefledikleri gibi üniversiteleri tamamen güvencesiz çalışılacak esnek çalışma mekanları haline getirmek istemektedir. 12 Eylül`ün üniversiter yaşama “armağanı” olan YÖK, bütün akademik, idari, bilimsel özerkliği ayaklar altına alarak Türkiye`nin en köklü üniversitelerinden biri olan İstanbul Teknik Üniversitesi`nde tek tip 50/d gömleği ile 81 araştırma görevlisi kıyımını gerçekleştirmeye hazırlanıyor. 

Eğitim öğretimin planlanmasından, üniversitelerin yapısı ve işleyişine kadar üniversiter yaşamın her alanını düzenleme yetkisini elinde bulunduran YÖK, yasaya aykırı yönetmelik değişiklikleriyle üniversiteleri vesayet altına almayı ve üniversite emekçilerinin yaşamını doğrudan etkileyen keyfi düzenlemeler yapmayı alışkanlık haline getirmiştir. YÖK`ün uygulamalarının son yıllardaki en büyük mağdurlarından biri de araştırma görevlisi kadrolarında görev yapan üniversite emekçileri olmuştur.

Hatırlanacağı üzere 2009 yılında YÖK bir Yürütme Kurulu kararı ile üniversitelerin 50/d kadrosunda görev yapan araştırma görevlilerinin 33/a maddesine göre atanmasını yasaklamış, öğrenim süresi dolan bütün araştırma görevlilerinin işten atılmalarına yol açacak bir karar vermişti. Büyük tepki toplayan bu karar araştırma görevlilerinin çabası ve sendikamızın açtığı dava sayesinde durdurulabilmiş, üniversiteler kısmen de olsa özerklik anlayışı ile kendi kararlarını alabilmişlerdi. Bu süreçte üniversiteler arasında farklı uygulamalar ortaya çıksa da, senatolarında ve yönetim kurullarında aldıkları kararlar doğrultusunda göreceli olarak özerkliklerini korumuşlardı.

Bugün YÖK yeni bir fetva yayınlayarak 25 Şubat 2011 Tarih 6111 sayılı af kanununda düzenlenen azami öğretim sürelerini gerekçe göstererek, 50/d statüsünde görev yapan araştırma görevlilerinin, öğrenim süresi sonunda ilişiklerinin kesilmesini buyurmaktadır. Kendini yasa koyucu yerine koyarak ve herhangi bir kurulunda karar alma gereği dahi duymadan, sadece bir üst yazı ile yüzlerce araştırma görevlisinin işten atılmasına sebep olabilecek bir yorum yapabilmektedir.

YÖK`ün dâhiyane yorumuyla, öğrencilerin okuldan atılmasını engelleyen bir yasa, araştırma görevlilerinin işten atılmasına dayanak yapılmaktadır. Maalesef üniversite yönetimleri YÖK tarafından gönderilen bu yazıları emir telakki ederek araştırma görevlilerinin işine son verme yönünde bir yaklaşım geliştirmeye başlamış durumdadır. YÖK tarafından gönderilen bu yazı nedeniyle bugün İTÜ`de de yaklaşık 120 araştırma görevlisi işten atılma tehdidiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Ne yazık ki İTÜ yönetimin bu konuda çözüm üretecek yönde bir yaklaşım içinde olmadığı gözlenmektedir.

Ancak biz, Rektörlük önünde kurdukları çadırlarla direnişini sürdüren İTÜ`lü araştırma görevlilerinin direnişinin üniversitelerde bilimsel faaliyet yaratabilme ve bunun koşullarını koruyabilme mücadelesi olduğunu biliyoruz ve sendikamızın bu duruma sessiz kalmayacağının da bilinmesini isteriz. Sendikamız YÖK`ün üniversite emekçilerine dönük haksız ve hukuksuz baskılarına karşı durmaya devam edecektir. Hukuki ve fiili sendikal mücadelemiz ile üyemiz olsun ya da olmasın bütün araştırma görevlilerinin yanında olmayı sürdürecektir. 

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu