İktidarın Makbul Görmediklerine Reva Gördüğü Baskı ve Şiddet Son Bulmalıdır!

1081

Siyasi iktidar, ülkenin ve eğitimin sorunlarına kalıcı çözümler üretmek yerine, farklı inançlar, cinsiyetler, mezhepler ve kimliklere yönelik aşağılayıcı, baskıcı, dışlayıcı ve dayatmacı bir tutum izlemektedir. Öyle ki siyasi iktidarın eğitim başta olmak üzere, kendi dünya görüşüne ve yaşam tarzına uygun nesiller yetiştirme yönündeki uygulamaları tüm topluma yönelik fiili bir baskı halini almıştır. Ortaokullar ve liseleri bile siyasal görüşüne göre ayrıştıran bunlar arasında ayrımcı uygulamalar yapan, imam hatip ortaokul ve liselerini kendi arka bahçesi olarak gören bir iktidar bloğu ile karşı karşıyayız.

Sadece kendileri gibi düşünenler ve yaşayanlar için demokrasi ve özgürlük talep eden, aykırı ya da farklı olan her sesi baskı, tehdit ve tutuklamalar ile susturmak isteyen siyasi iktidarın, hakkını arayanları kimi zaman zor ve şiddet yoluyla, kimi zaman da haksız, hukuksuz tutuklamalarla engellemeye ve sindirmeye dönük pratikleri giderek artmaktadır.

Halkı kin ve nefrete yönlendiren, ayrımcılık yapan, kendinden olmayanı yok sayan, tekçi, inkârcı, ırkçı ve gerici her türlü anlayış iktidar ve onun denetimindeki hukuk sistemi tarafından hoş görülmektedir. Öte yandan,   işini, ekmeğini, doğayı, yaşam alanlarını, yaşam tarzını savunan halkın ezilen ve baskı altına alınan kesimlerini yargı sopasını kullanarak hizaya getirmeye çalışmaktadır.

Sadece gazetecilik mesleklerini yaptıkları için 18 Kürt gazetecinin tutuklanması, Basın ilan kurumunun Evrensel Gazetesi’nin resmi ilan ve reklam yayımlama hakkını tümüyle iptal etmesi, 80 yaşındaki hasta tutsak Makbule Özer’in, demans   teşhisi konulan Aysel Tuğluk’un ve 1517 hasta mahpusun ağır sağlık sorunlarına rağmen serbest bırakılmaması, festivallerin iptal edilmesi ve son olarak sanatçı Gülşen’e karşı jet hızıyla getirilen tutuklama kararı da bu kapsamda görülmelidir. Söz konusu kararlar, iktidarın yargıyı kullanarak kendi gibi düşünmeyenlere, kendisinin uygun gördüğü gibi yaşamayanlara karşı gözdağı verme, sindirme ve cezalandırma amacının bir parçasıdır. Kaldı ki siyasi intikam güden yargının, başka konulardaki pratiği de bilinmektedir.

Yolsuzluk, rüşvet iddialarını görmezden gelen, laikliğe ve seküler yaşam tarzına yönelik kin ve nefret dolu söylemlerin her platformda, köşe yazılarında, haber başlıklarında kullanılmasını “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendiren söz konusu yargı, muhalifleri haksız ve hukuksuz bir kararla tutuklayarak, siyasi iktidara olan bağlılığını göstermektedir.

Eğitim Sen olarak, siyasi iktidarın yıllardır savunduğumuz laik, bilimsel ve anadilinde eğitim ile emek ve demokrasi taleplerimizi yok sayan dayatmacı anlayışına karşı en güçlü ve en etkili yanıtı vermek için, iktidarın baskılarına, ayrımcı uygulamalarına maruz kalanları, kendilerinin ve çocuklarının geleceğinden endişe eden herkesi birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz. Haksız ve hukuksuz biçimde tutuklanan gazetecilerin, siyasetçilerin, sanatçıların, akademisyenlerin ve kadınların derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu