Aralarında Türkiye`nin de olduğu ülkeler tarafından Birleşmiş Milletlere önerilen ve bu önerinin kabul edilmesi sonucu 2012’den bu yana “Dünya Kız Çocukları” günü olarak kabul edilen 11 Ekim’de ne yazık ki Türkiye yaptığı önerinin altında kalmış; eğitim, sağlık erken yaşta evlilik, ayrımcılıktan ve istismardan korunma gibi pek çok konuda uyguladığı politikalarla kız çocuklarına yönelik ayrımcılığı derinleştirmiştir.
Uluslararası sözleşmelerce 18 yaşın altındaki her birey ‘çocuk’ kabul edilir. Amaç, kız çocuklarına karşı ayrımcılığın önlenmesi ve onların insan haklarından tam ve etkili bir şekilde yararlanmalarını sağlamakken, cinsiyetçilik ve eşit olmayan görev dağılımı, UNICEF’in yayınladığı rapora göre oldukça küçük yaşlarda başlıyor. Türkiye’de ise nüfusun yüzde 29’u kız çocuklarından oluşuyor. Son 6 yılda evlenmek zorunda bırakılan kız çocuğu sayısı ‘tespit edilebilen resmi’ rakamlara göre 232 bin. Son 6 yılda 142 bin çocuk anne oldu. Ayrıca ilköğretim çağında olup okula gitmeyen kız çocuklarının sayısı, aynı durumdaki oğlan çocukları sayısından 600 bin fazla.
Türkiye, 2016 Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nde 144 ülke arasında 130’uncu sırada yer almıştır. Dünya Ekonomik Forumu (2016) göstergelerine göreyse ekonomik fırsatlar ve iş gücüne katılım açısından 129’uncu, kadınların siyasi yönden güçlenmesi açısından 113’üncü ve eğitim düzeyi açısından 109’uncu sıradadır.
Kız öğrencilerin eğitime erişimde yaşadığı sorunlar toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirirken, bu eşitsizliği önlemesi gereken Milli Eğitim Bakanlığı çocuk istismarını meşrulaştıran, cinsiyet ayrımcılığını derinleştiren, karma eğitimi ortadan kaldıran uygulamalarına ve müfredatta kadını aşağılayan pratiğine artarak devam ediyor.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre ise, 2015- 2016 döneminde ilkokula giden kız çocuk sayısı 2,6 milyondur. 4 + 4 + 4’lük sisteme göre, 66 ayı doldurmuş çocuklardan başlayarak en fazla 71 ayı doldurmuş çocuklar ilkokula başlayabilmektedir. Bu yaş dilimini göz önüne alarak TÜİK’in 2016 çocuk istatistiklerine göre; Türkiye’de 5 ila 9 yaş arası toplamda 6,3 milyon çocuk bulunmaktadır. Türkiye ortalamasında kız ve oğlan çocuk oranları genellikle yarı yarıya ilerlediğinden, bu toplamın içerisinde yaklaşık olarak 3,17 milyon kız çocuğu bulunmaktadır.
Türkiye’de AKP’nin iktidarda olduğu 2002’den bu yana 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptı.15 yaşın altında cinsel istismara uğrayarak doğum yapan çocuk sayısı ise 15 bin 937 olarak kayıtlara geçti. Tüm bu verilere karşın hükümet, çocuklara yönelik istismarı önleyecek tedbirleri almamıştır. Ocak 2017’den Ekim 2017’ye kadar 285 kız çocuğu cinsel istismara uğramıştır.
Türkiye’deki her üç evlilikten biri çocuk yaşta evliliktir. Avrupa’da çocuk yaşta evlilikler sıralamasında Türkiye en ön sıralardadır. Erken yaşta evliliklerle birlikte istismar, şiddet ve ihmal, kız çocuklarının ortak yarası olmaya devam ediyor. Erken yaşta evlilikler, kadının statüsünü düşüren ve çocukların temel haklarını ellerinden alan bir sorundur. Erken yaşta evlilikler ile kız çocukları fiziksel, duygusal ve cinsel şiddet görmektedirler.
AKP’nin cinsiyetçi politikalarından dolayı okula devam edemeyen kız öğrenciler erken yaşta evlendirilirken oğlan çocuklar ise ev dışında çalıştırılmaya mahkûm bırakılmıştır.
Bütün bunlar ışığında AKP hükümetinin çocukların ve kız çocuklarının korunmasına ilişkin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği açıktır. Tam tersine hükümet muhafazakâr politikalarla kız çocuklarını eve kapatma, anne ve eş rolüyle sınırlama gibi bir yaklaşım içerisindedir.
Eğitim Sen olarak, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm çocukların özelde de kız çocuklarının eğitim hakkı başta olmak üzere en temel haklarını korumak ve geliştirmek için mücadele etmeye devam edeceğiz.










