Bakan Şimşek’ten İşsizlik Sorununa Kesin Çözüm: Haydi Kadınlar Eve!!

41

Merkez Kadın Sekreterimiz Gülçin İsbert`in “Bakan Şimşek`ten İşsizlik Sorununa Kesin Çözüm: Haydi Kadınlar Eve!!” başlıklı basın açıklaması:

Başbakan krizin bize “teğet” geçmekte olduğunu ilan edince, bakanlara da krizin etkilerine ilişkin akıllara ziyan açıklamalar yapmaktan başka çare kalmıyor. Nitekim Devlet Bakanı Şimşek, işsizliğin resmi rakamlarla %13`e (iş bulamadığı için aramaktan vazgeçenlerin de eklendiği zaman işsizlik oranının iki katına çıktığı belirtilmektedir.) çıkmasının faturasını kadınlara kesti. Mehmet Şimşek diyor ki: “İşsizlik oranı niye artıyor biliyor musunuz? Çünkü kriz dönemlerinde daha çok iş aranıyor. Özellikle kadınlar arasında kriz döneminde işgücüne katılım oranı daha artıyor”.

Sorun Kadınların İş Aramaya Başlaması Değil, İş Arayan Kadınların İş Bulamamasıdır!

Ekonomik kriz koşullarında daha önce iş aramayan kadınların  iş aramaya başlamasından daha anlaşılır bir şey olamaz. Kaldı ki esas sorun kadınların iş aramaya başlamaları değil, iş arayan kadınlar için istihdam olanağı bulunup bulunmamasıdır. Çünkü ülkemizde, kırsal alandan kentlere göçle birlikte, kadınların iş gücüne katılma oranı yıllar içinde azalma eğilimi göstermekte olup en son %22.2`ye kadar düşmüştür. Bunun nedeni, kentlerdeki iş olanaklarının kırdan kopan kadın iş gücünü istihdam etmeye elvermemesidir. Kadınlar kentlerde çalışmak isteseler dahi iş bulamamaktadırlar. Bunun sonucunda da kadın istihdamı gerilemektedir. Son on yıl içinde çalışma çağındaki kadın nüfusunun artmasına karşın kadın istihdamı artmamış aksine gerilemiştir. Kentlerde kadınların işsizlik oranı erkeklerinkinden daha yüksektir. Çalışma çağında olup da iş gücüne dahil olmayan her üç kadından ikisi “ev kadını”dır. Bu kadınların bir kısmı, omuzlarındaki bakım yükümlülüklerini kaldıracak sosyal düzenlemelere kavuştukları, örneğin çocuk ve yaşlı/hasta bakım kolaylıkları sağlandığı taktirde çalışmaya hazır durumdadır. Bakanın mantığı ile gidersek, bunu da arızi bir durum olarak karşılamamız, kreş ya da bakım kolaylıklarına ilişkin talepleri de abesle iştigal olarak değerlendirmemiz gerekmektedir. Öte yandan işsizlerin daha çok vasıfsız ve düşük eğitim seviyesine sahip olanlar olduğu belirtilmektedir. Bu da doğru değildir. Sadece eğitim iş kolunda 200 bin civarında işsiz öğretmen adayı bulunmaktadır ve bunların tümü de yüksek eğitimlidir.

Ülke Ekonomisi, Kadınlar İçin İnsan Onuruna Yaraşacak İş Olanağı Yaratmamaktadır!

Çalışan kadınların durumu da iç açıcı değildir. Her şeyden önce çalışıyor görülen kadınların %40`ı “ücretsiz aile işçisi” statüsündedir. Yani emeğinin somut bir kaşlığı yoktur. Kadın istihdamına ilişkin en olumsuz durum ise çalışan her yüz kadından 68`inin kayıt dışı olmasıdır. Bunun anlamı  hiçbir sosyal hakkının, iş güvencesinin ve sosyal güvenliğinin bulunmaması; çalışanları korumayı amaçlayan hiçbir düzenlemeden yararlanamamasıdır.

Ekonomik sistemimiz kadınlar için insan onuruna yaraşacak iş imkanı yaratmamaktadır.

2000-2006 yılları arasında yaratılan “kadın işleri”nin % 59`u kayıt dışı işlerdir. Kayıt dışı işin en önemli özelliği, işveren için çok düşük bir maliyetinin olmasıdır. Sigorta yok, kreş açma yükümlülüğü yok, fazla mesai yok, sendikalaşma yok, işten çıkarırken kıdem tazminatı yok. İhtiyaç olduğunda en düşük maliyetle istihdam edilip, ihtiyaç kalmadığında hiçbir maliyete katlanmadan işten çıkarabilen kayıt dışı çalışanlar, bir nevi “yedek sanayi ordusu” niteliğindedir. Dolayısıyla ülkemizde adım adım hayata geçirilmekte olan yeni-liberal sistemin “yedek sanayi ordusu” da kadınlar olmaktadır. SSGSS başta olmak üzere çalışma yaşamına ilişkin çıkarılan düzenlemeler, bu durumu daha da pekiştirmektedir. Esnek, güvencesiz, kayıt dışı çalışmaya mahkum edilen kadınlar için emeklilik de hayal haline gelmektedir.

Kadın istihdamının bu koşulları ile cinsiyete dayalı iş bölümü, kriz dönemlerinde emniyet sübabı işlevi de görmektedir. İşsiz kalan kadınların bir süre sonra “ev kadını” adıyla işsizden sayılmaması ve ilk önce kadınların işten çıkartılması, işsizliğin boyutlarının gizlenmesini sağlamakta ve sosyal patlamalara yol açmasını engellemektedir.

Bu açıdan Bakan`ın işsizlik sorununun nedenine ilişkin mantıklı bir içerikten yoksun olan sözlerinin aslında tümüyle de anlamsız olmadığı görülmektedir. Çünkü, kadınların toplum içindeki yerine ilişkin AKP hükümetinin gerçek zihniyetini dışa vurmaktadır. Bakan`a göre kadınlar iş aramasa, işsizlik oranı daha düşük görülebilir. Burada sorulması gereken soru, kadınların iş aramasının bakanın ima ettiği gibi arızi bir durum mu olduğudur? Normal olan kadınların iş aramak yerine evde oturması mıdır? Şimşek’in sözlerinden “evet” yanıtı çıkmaktadır.

Bakan Şimşek`in Söylediklerinde Doğruluk Payı Olabilir mi ?!

Olabilir! Ama Eğer Kadının Asli Yerinin Evi Olduğu Doğruysa !!

AKP`li Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, kadınların iş aramasını, işsizliğin müsebbibi olarak görüyor çünkü partisinin bilinç altında “kadının yeri evidir” mantığı yatmaktadır. Başbakan`ın “hanım kardeşlerim en aç üç çocuk doğurun” vecizesinin hafızalarımızdaki yeri tazeyken, başka bir bakan geçen gün “iş istiyorum” diye  seslenen bir kadına “evdeki işler neyine yetmiyor” diye çıkıştı.

AKP hükümetinin cinsiyet eşitliğinden ve kadının yerinden anladığı işte budur. Hükümet bir yandan devasa boyutlarda yurt dışı fonlarla kadınların eğitimi ya da meslek edindirilmesine ilişkin projeler yürütse ve kampanyalar yapsa da gerçek zihniyeti bu tür durumlarda çok açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Hükümetin cinsiyete dair bu ayrılıkçı tutumu, en çok esnek ve güvencesiz istihdamı yaygınlaştırmak isteyen neo-liberalizme yaramaktadır. Kadın emeği sömürüsünün geleneksel aile ideolojisi ile eklemlendiği bu yaklaşımı kınıyor, hükümeti söz konusu tutumdan vazgeçmeye çağırıyoruz.

             İşsizlik Sorununa Karşı Bahane Aramaktan Vazgeçilmeli,

Acil Önlemler Alınmalıdır!

Bugün ülkemizdeki işsizlik sorununu kadınların daha fazla iş aramaya başlamasıyla gerekçelendirilemeyeceği çok açıktır. Sorun, iş arayanların sayısı arttığı için işsizlik oranının yüksek görünmesi gibi oransal bir mesele olmanın çok ötesindedir. İstihdam edilen toplam insan sayısında azalma olmuştur. İşsizlerin sayısı dört milyona dayanmıştır. Bakan 150-200 bin kişi diyor ama devletin resmi rakamları bile son altı ay içinde işini kaybedenlerin sayısının 800 bini geçtiğini göstermektedir. Yıllardır istihdam yaratmayan ekonomik büyümenin bağrında artan işsizlik sorunu, kriz ile birlikte, tarihimizde görülmedik boyutlara ulaşmıştır. Mesele budur!

Dolayısıyla hükümetin bu tür bahanelerin arkasına saklanmak ve krize karşı önlemden sadece sermayeyi kollayan girişimleri anlamak yerine, işsizliğe ve yol açtığı sosyal yaralara gerçekçi, sonuç alıcı ve mağduriyetleri giderici önlemler alması gerekmektedir.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu