Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yönetmeliği’nin İptali İçin Danıştay’a Başvuracağız!

2364

Öğretmenlik Meslek Kanunu, TBMM’de muhalefet partilerinin ve sendikamızın tüm itirazlarına rağmen 3 Şubat 2022’de kabul edildi. Ancak 12 Mayıs’ta çıkan Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yönetmeliği yeni bir liyakat dışı uygulamanın önünü açmaktadır. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin olarak yayınlanan yönetmeliği “eğitim paydaşlarından alınan görüşler” doğrultusunda oluşturduklarını iddia etse de, yayınlanan yönetmeliğin, düzenlemenin esasına ilişkin görüş ve eleştirilerin hiçbiri dikkate alınmadan hazırlandığı görülmektedir.

Ülkemizde bulunan bütün meslek kanunları, kamu özel ayrımı yapmaksızın ilgili mesleğe ilişkin ayrıntılı düzenlemeler içerirken, Öğretmenlik Meslek Kanunu sadece kamuda çalışan öğretmenlere yönelik olarak düzenlenmiştir. Özel sektörde çalışan öğretmenlere yazılı sınava katılma hakkı tanınması bu eksikliği gidermediği gibi, tıpkı kanun gibi yönetmeliğin de dar, yetersiz ve anayasaya aykırı düzenlemelerde ısrar ettiği görülmektedir.

Eğitim sisteminin en önemli unsurlarından birisi olan öğretmenlik mesleği gibi önemli bir konunun birkaç kanun maddesi ve onun paralelinde hazırlanan yönetmelik üzerinden kariyer basamakları ve sembolik maaş artışına indirgenmesi doğru değildir. Öğretmenler arasında halen var olan  kadrolu, sözleşmeli, ücretli öğretmen ayrımlarına “uzman öğretmen” ve “başöğretmen” gibi yeni statülerin eklenmesi, eğitim sisteminin rekabetçi ve eleyici yapısının öğretmenleri de içerecek şekilde pekiştirilmesi anlamına gelmektedir.

Aynı işi yapan öğretmenler arasında, sırf farklı kariyer basamaklarında yer almalarından dolayı hiyerarşi ve statü ayrımları yaratılarak ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesi yok sayılmaktadır. Öğretmenlerin farklı kademelerle ücret ve sosyal haklar bakımından farklılaştırılması, Anayasa’nın 55’inci maddesinde belirtilen ücrette adaletin sağlanması ilkesiyle açıktan çelişmektedir.

Adaylık sınavının kaldırılması ve sınavın işlevinin bir değerlendirme komisyonuna devredilmesi, öğretmenlerin adaylığının kaldırılmasında sık sık gündeme gelen mülakat-torpil uygulamasının benzerinin gündeme gelmesi, bu konuda ayrımcı uygulamaların yaşanmasının önünü açacaktır.

Aday Öğretmenleri Değerlendirme Komisyonu, Uzman Öğretmen Sertifika Programı ve Başöğretmen Sertifika Programı’nın işleyiş ve kurullarının yasayla düzenlenmesi gerekirken yönetmelikle belirlenmesi, yasamanın görevlerini yürütmeye bırakması anlamına gelmektedir. Nitekim yönetmelikte ayrıntılı olarak düzenlenen “Adaylık Değerlendirme Komisyonu” ayrımcılık yapabilecek nitelikte yetkilerle donatılmıştır. Öğretmenlerin adaylık sürecini yürütecek olan komisyonun, öğretmen adaylarının mesleğe devam edip etmemesine karar verecek olması, aday öğretmenler açısından son derece tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarabilecektir.

Adaylığın kaldırılması, uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik gibi kariyer basamaklarını “kademe ilerleme ve aylıktan kesme cezası almamış olmak” şartına bağlamak, eğitim emekçilerini sendikal örgütlenmeden uzak tutmaya, yanlış uygulama ve tutumlara itiraz etmemeye yönelik tehlikeli bir adımdır.

Kariyer basamağına başvuruyu ceza almış olmamaya bağlayan sistemle, siyasal iktidara her koşulda biat eden, eleştirmeyen, sorgulamayan, yandaş sendikalara üye olmaya zorlanan ve bunun karşılığında adaylığı kalkan, kariyer basamaklarını birer birer tırmanan ‘memur öğretmen’ tipi yaratılmak istenmektedir.

Uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik için “mesleki gelişim çalışmalarını tamamlamış olmak” koşulu yeterince açık değildir ve bunun içeriği doldurulmamıştır. Bu durumun yönetmelikle düzenlenmesi gerekirken Bakanlığa bırakılması keyfi bir durum ortaya çıkarmaktadır.

Yönetmeliğe göre eğitim alanında hiç bir eğitimi ve deneyimi olmayan, tıp doktoru olan Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürü, Merkez Sınav Komisyonu Başkanı olarak görevlendirilmektedir. Eğitim Kurumları Yönetici Seçme Sınavı bile (EKYS) ÖSYM tarafından yapılıyorken, öğretmenler arasında ciddi maaş farklılıklarına yol açacak olan kariyer basamakları sınavı ise Bakanlık tarafından yapılacaktır. Bu durum sınavın güvenirliğini azaltacaktır.

Gerçek bir meslek kanunu biçimi ve içeriği açısından, eğitim emekçilerinin temel haklarını, ekonomik talepler ve iş güvencesi başta olmak üzere sosyal, demokratik, mesleki ve özlük haklarını güvenceye almak durumundadır. Ne kanunda ne de yönetmelikte böyle düzenlemelere rastlamak mümkün değildir.

Tıpkı Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda olduğu gibi, Anayasa’ya aykırı bir yönetmelikle karşı karşıya olduğumuz açıktır. Öğretmenlik Meslek Kanunu, diğer meslek kanunlarından farklı biçim ve içerikte hazırlanmış, yönetmelik de aynı mantık üzerinden çıkarılmıştır.

Sendikamız, Anayasaya ve ilgili yasalara aykırı hükümler yer alan Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yönetmeliği’nin iptali için gerekli hukuksal hazırlıkları yaparak Danıştay’a başvuracaktır.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu