2025-2026 Yükseköğretim Yıl Sonu Raporu

AKP iktidarının 24 yıllık yönetimi boyunca yükseköğretim alanı; piyasacı, merkeziyetçi, otoriter ve dinci-gerici politikaların hedefi haline getirilmiştir. Üniversiteler, bilimsel üretimin, eleştirel düşüncenin, laikliğin, demokratik kamusal yaşamın ve toplumsal yararın merkezleri olması gerekirken; siyasal iktidarın denetim ve kadrolaşma politikalarıyla, piyasa ilişkilerinin baskısıyla ve akademik özgürlükleri hedef alan uygulamalarla kuşatılmıştır. Rektör atamalarından YÖK eliyle sürdürülen merkezi denetime, üniversite-sermaye ilişkilerinden Diyanet, müftülükler ve tarikat-cemaat yapılarıyla kurulan ilişkilere kadar birçok başlıkta üniversitelerin bilimsel, laik, demokratik ve özerk yapısı sistematik biçimde aşındırılmıştır.

2025-2026 akademik yılı, bu yapısal tahribatın öğrenciler açısından da ağır sonuçlar doğurduğu bir dönem olmuştur. Üniversite öğrencileri için eğitim hakkı artık yalnızca sınavı kazanmakla erişilebilir bir hak olmaktan çıkmış; barınma, beslenme, ulaşım, sağlık, eğitim materyallerine erişim ve güvenli kampüs yaşamı gibi temel ihtiyaçları karşılayabilme koşuluna bağlanmıştır. Yetersiz yurt kapasitesi, artan kira ve yaşam maliyetleri, yemekhane ücretleri, ulaşım giderleri ve KYK burs/kredilerinin yetersizliği öğrencileri aile desteğine, borçlanmaya ya da güvencesiz işlerde çalışmaya zorlamaktadır. Bu tablo, yükseköğretimi herkes için kamusal bir hak olmaktan çıkarıp ekonomik gücü olanların sürdürebildiği sınıfsal bir ayrıcalığa dönüştürmektedir.

Aynı dönemde merkezi sınav sistemindeki hatalar, öğrencilerin geleceğini tek bir sınav sonucuna mahkûm eden rekabetçi anlayışın yarattığı güvensizliği daha da artırmıştır. 2026-YKS’de bir sorunun iptal edilmesi ve bir sorunun doğru cevabının değiştirilmesi, milyonlarca öğrencinin emeğini ve geleceğini ilgilendiren sınav süreçlerinin ne kadar kırılgan olduğunu göstermiştir. Öğrenciler bir yandan sınav baskısı, gelecek kaygısı ve ekonomik yoksunlukla boğuşurken, diğer yandan üniversitelerde demokratik haklarını kullandıkları için soruşturma, gözaltı, baskı ve şiddet tehdidiyle karşı karşıya bırakılmaktadır.

Bu nedenle 2025-2026 akademik yılı, yükseköğretimde yalnızca nitelik kaybının değil; aynı zamanda öğrencilerin yaşam hakkını, eğitim hakkını, akademik özgürlüğü, laikliği, demokratik üniversite fikrini ve üniversite emekçilerinin haklarını hedef alan bütünlüklü bir krizin derinleştiği yıl olarak kayda geçmiştir. Eğitim Sen olarak kamusal, bilimsel, laik, demokratik, parasız, anadilinde ve cinsiyet eşitlikçi eğitim hakkı için; üniversitelerin piyasaya, saraya, tarikat-cemaat ilişkilerine ve kayyım rejimine teslim edilmesine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.

“2025-2026 Yükseköğretim Yıl Sonu Raporu” için tıklayınız.

Basın açıklamasını izlemek için tıklayınız.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu