Darbe fırsatçılığı yaparak 28 bin öğretmeni hukuksuz bir şekilde ihraç eden, 11 bin 301 öğretmeni yasal sendikal eylemleri gerekçe göstererek açığa alan darbeci zihniyetin öğretmen düşmanlığı artarak sürmektedir.
Hukuksuz bir şekilde ihraç edilen ya da açığa alınan eğitim ve bilim emekçilerine yönelik kamuoyu desteği her geçen gün büyümekte, hükümetin yasa dışı uygulamaları yurt içinde ve yurt dışında ciddi tepkilere neden olmaktadır.
15 Temmuz darbesinin başarılı olması durumunda yaşanacak olanların bir süredir bizzat hükümet eliyle hayata geçirilmesi, darbe sürecinin tıkır tıkır işlediğini göstermektedir. Evrensel hukuku, temel hak ve özgürlükleri yok sayarak, özellikle sendikal hakları zorlama yorumlarla suç kapsamına almaya çalışarak üyelerimiz gözaltına alınmakta, hatta tutuklanmaktadır. Sadece son 20 gün içinde Diyarbakır’da 142 üyemiz gözaltına alınmış 11’i tutuklanmıştır. Her güne göz altılarla uyanılırken, bugün sabah yine bazı üyelerimiz evlerinden gözaltına alınmıştır.
Gözaltına alınan üyelerimize üyesi oldukları sendikanın çağrılarına neden uydukları, sendikal eylemlere neden katıldıkları gibi “akıl dışı” sorular yöneltilmiştir. Örneğin gözaltındaki üyelerimize sorulan sorulardan birisi şu şekildedir; “Toplu İş Sözleşmesi ve Memur Maaş Zamları” ile ilgili olarak Diyarbakır il merkezinin muhtelif yerlerinden Dağkapı Meydanına kadar yürümek için toplanarak bir araya gelen gruplar ile birlikte hareket ettiğiniz tespit edilmiştir. Konu ile alakalı ayrıntılı ifadenizi veriniz?” Sadece bu soru bile “darbecilerle mücadele” etmesi gerekenlerin asıl derdinin ne olduğunu görmek açısından yeterlidir.
Gözaltında bulunan üyelerimize sendikal eylemlere neden katıldıkları gibi anlamsız ve saçma sorular sorulması, üyelerimizin sendikal faaliyetleri gerekçe gösterilerek tutuklanması, yaşanan gözaltı ve tutuklamaların tamamen siyasi içerikli olduğunu göstermektedir.
Açığa alınan eğitim emekçilerinin yoğun olduğu iller başta olmak üzere, ülke çapında yürütülen eylemlerimiz “öğretmenime dokunma” talebi etrafında giderek yaygınlaşırken, sürecin başından itibaren eğitim emekçilerinin örgütlü mücadelesini bastırmak ve zayıflatmak için iftira ve yalan propaganda ile hareket edenlerin darbecilerden hiçbir farkı yoktur.
Mahkemelerin “örgütsel faaliyet” olarak ifade ettiği faaliyetlerin tamamı sendikal faaliyetlerdir ve sendikal faaliyeti gerekçe göstererek gözaltı ya da tutuklama yaparak suç işleyenler, er ya da geç hukuk önünde mutlaka hesap vereceklerdir.
Eğitim Sen’in geçmişte benzer siyasal operasyonlarla karşı karşıya kaldığı, hepsinden alnının akıyla çıkmayı başardığını hatırlatırız. Kimsenin Eğitim Sen’in ve üyelerinin onurlu mücadelesine leke sürmesine izin vermeyeceğimiz bilinmelidir.
Hükümeti OHAL’in arkasına sığınarak darbeci mantıkla hareket etmekten vazgeçmeye, eğitim emekçilerinin tamamen yasal ve meşru olan sendikal faaliyetlerine saygılı olmaya davet ediyoruz. Diyarbakır’da gözaltına alınan ve tutuklanan üyelerimiz derhal serbest bırakılmalı, baskı ve yıldırma politikalarına son verilmelidir.











