KESK’e yönelik saldırılara küresel sendikalardan ve dost sendikalardan tepkiler sürüyor.
KESK‘e yönelik saldırılara küresel sendikalardan ve dost sendikalardan tepkiler sürüyor. Dün Eğitim Enternasyonali‘nin acil olarak yayımladığı mesaja ve ilk tepkilere sitemizde yer vermiştik: (http://www.egitimsen.org.tr/icerik.php?yazi_id=4277)
Olayın ardından ITUC (Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu) Genel Sekreteri‘nin Başbakana gönderdikleri mektupta ise şu ifadelere yer verildi:
“Sayın Başbakan, yetkililerinizin sendikalara, sendika liderlerine ve üyelerine karşı uyguladığı yıldırma ve tacizin listesi korkunç bir uzunluğa erişti. İktidarınız dönemindeki sayısız seferde olduğu gibi bu geniş kapsamlı saldırının da illegal terörist bir örgüte yapılan operasyonla bağlantılandırıldığını anlıyoruz. Ülkenizdeki terörle mücadele kanununun yüz kızartıcı kötüye kullanımının üzücü bir örneğini geçen yıl 25 Eğitim Sen üyesinin altı yıl beş ay hapis cezası almasında görmüştük. Öne sürülen “kanıtlar” herhangi bir kitapçıda bulunabilecek kitaplar ve sendika toplantıları idi. Kanıtların eksikliği beraat beklentisi oluşturmuştu. Ancak iki savcının aniden değişmesi ile mahkeme başkanının beraat kararına rağmen ceza verildi ve KESK karara itiraz etti.
Şimdiye dek Türkiye‘deki sendikalarla var olan ya da olduğu var sayılan herhangi bir terör örgütü arasında bağlantı olduğu henüz tespit edilemedi. Ancak yetkilileriniz bu varsayılan bağlantıyı öne sürmek için hiçbir fırsatı kaçırmadılar ki bunu baskıcı önlemleri almak için canları istediği zaman kullanabilsinler.
Yasal düzenlemelerin sendikaları baskı altına almak için kullanılması ülkenizin imzaladığı 87 sayılı Örgütlenme Özgürlüğü sözleşmesine aykırıdır. Bu tarz adli tacizler aslında Zimbabwe, Swaziland gibi sendikal haklara en kötü saldırıların gerçekleştiği ülkelerde görülmektedir. Cenevre‘deki ILO Konferansında ülkenizin Standartların Uygulanması Komitesi karşısında kendini savunmak durumunda kalmasının en önemli nedenlerinden birisi de budur.”
ITUC Genel Sekreteri Sharan Burrow aynı zamanda gözaltındakilerin serbest bırakılması için acilen harekete geçmeye çağırdı ve Türkiye‘de örgütlenme özgürlüğüne saygı gösterilmesi için gerekli adımları atmaktan geri durmayacaklarını da ekledi.
Kamu Hizmetleri Enternasyonali PSI da sitesinden yayımladığı mesaj ise; “PSI Türkiye‘deki son gözaltıları kınıyor” başlığını taşıdı. Konfederasyonumuzun ve bağlı sendika SES‘in de üyesi olduğu Küresel Sendikalardan Kamu Hizmetleri Enternasyonali‘nin başbakana gönderdiği kınama mektubunda “PSI henüz geçen hafta tutuklu kız kardeşlerimizin üzerindeki baskıyı protesto etmek için size yazmıştı” denildi. Henüz bir hafta geçmeden başbakana gönderilen ikinci mektupta son operasyon için “bu açıkça sendikal harekete ve örgütlenme özgürlüğüne bir saldırıdır” denildi. PSI Türkiye hükümetini uluslararası toplumun bir parçası olarak Türkiye‘de sendikal hakların ve insan haklarının saygı göreceği bir ortamı garanti altına alması içi üzerine düşen zorunlulukları yerine getirmeye çağırdı.
Bunların dışında Hollanda öğretmen sendikası AOb sendikamıza destek mesajlarını iletti. Hollanda FNV Konfederasyonu Türkiye‘deki olayları kınarken konunun takipçisi olacaklarını belirtti. Almanya Türk Öğretmen Dernekleri Federasyonu gönderdikleri dayanışma mesajında” gözaltina alinan egitim emekcilerinin serbest birakilmasini,sendikal mücadeleye yönelik saldirilarin derhal durdurulmasini talep ediyoruz.” dedi.
Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Ağı‘nın ise gözaltına alınanlar arasında olan ve aynı zamanda İHD eski çalışanı olan üyemiz Osman İşçi‘nin serbest bırakılması için bir uluslararası kampanya başlattığı öğrenildi.










