2012 Yılı Eğitim ve Yükseköğretim Bütçeleri İhtiyaçları Karşılamaktan Uzak!

Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun `2012 Yılı Eğitim ve Yükseköğretim Bütçeleri İhtiyaçları Karşılamaktan Uzak!` başlıklı açıklama metnidir:

AKP Hükümeti bu yıl da, tıpkı geçmiş yıllarda olduğu gibi eğitim sisteminde yaşanan temel sorunlar üzerinden değil, sadece rakamlar üzerinden hesaplamalar yaparak eğitim ve yükseköğretim bütçesini şekillendirmeye çalışmıştır.

2011 yılında 34 milyar 112 milyon 163 bin TL olan MEB bütçesi, artan okul, derslik, öğretmen ihtiyacı ve öğrenci sayısına rağmen, 39 milyar 169 milyon 379 bin TL olarak öngörülmüştür. Milli Eğitim Bakanlığı okullara yeterli ödenek ayırmadığı için eğitim harcamalarının önemli bir bölümü öğrenci velilerinin üzerinden çeşitli adlar altında karşılanmaktadır. Öngörülen eğitim bütçesi rakamları, aynı durumun 2012 yılında da süreceğini göstermektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi 2011 yılına göre yüzde 14,8 artışla 39 milyar 169 milyon TL olmuştur. İlk bakışta icracı bakanlıklar içinde en fazla bütçeye sahip gibi görünen MEB bütçesinin büyük bölümü personel giderleri, sosyal güvenlik devlet primi giderleri, cari ve sermaye transferlerine gitmektedir. 2012 Yılı MEB bütçe rakamlarına baktığımızda;

– 2012 yılı için öngörülen Merkezi yönetim bütçesi 350 milyar 898 milyon TL‘dir.

– 2012 yılı eğitim bütçesi, 39 milyar 169 milyon TL olarak öngörülmüştür.

– 2012 MEB Bütçesi, 2012 tahmini milli gelirin (GSYH) %2,75‘ine, Merkezi bütçenin %11,1‘ine tekabül etmektedir.

– 2012 MEB Bütçesinin yüzde 71‘ini oluşturan 27 milyar 707 milyon TL sadece personel giderleri için ayrılmıştır. Eğitim bütçesi içinde personel giderlerinin yüksek olması, MEB‘in “ek ders karşılığı” ücretli öğretmenlik uygulamasını yaygınlaştırmasının en temel nedenleri arasındadır. MEB‘in önümüzdeki yıl yeni uygulamalarla (güvencesiz istihdam, performans değerlendirme vb.) personel harcamalarının bütçe içindeki payının azaltılması hedeflenmektedir.

– 2012 yılı için sosyal güvenlik devlet primi giderleri MEB bütçesinin yüzde 11,5‘i, miktar olarak ise 4 milyar 523 milyon TL‘dir.

– Mal ve hizmet alımları için ayrılan miktar ise MEB bütçesinin yüzde 8‘ini oluşturmakta, sadece 3 milyar 73 milyon TL ile sınırlı kalmaktadır.

Türkiye‘de Bütçeden Eğitime Ayrılan Pay ve Eğitim Harcamalarının Milli Gelire Oranı

* 2012 Bütçe Kanunu Tasarısı‘nda öngörülen miktar

Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin milli gelir (GSYH) içindeki payı 2012 yılında %2,75 olarak öngörülmüştür. Eğitim sisteminin karşı karşıya olduğu sorunlar, bütçe rakamlarının eğitim sisteminin ihtiyaçlarına yanıt verecek oranlarda artırılmasını gerektirmesine rağmen, 2012 MEB bütçesinde böyle bir sonuç görmek mümkün değildir.

Eğitimden beklenen amaçların gerçekleşmesi, artan öğrenci sayısı, derslik açıkları, eğitimin niteliğinin yükselmesi, fiziki alt yapı ver donanım eksikliklerinin giderilmesi, 24 öğrencili sınıfların oluşturulması ve öğretmen açıklarının giderilmesi için MEB bütçesinin milli gelire oranı mutlak olarak arttırılmak zorundadır.

AKP Hükümeti eğitime en yüksek payı kendisinin ayırdığını iddia etse de bu tespit gerçek değildir. AKP iktidara geldiğinde MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay yüzde 17 iken 2011 yılı itibariyle MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay sadece yüzde 5,85‘te kalmıştır. Tek başına bu rakam bile “eğitime en çok payı AKP Hükümeti‘nin ayırdığı” ifadesinin gerçeği yansıtmadığını göstermek açısından önemlidir.

2012 Yükseköğretim Bütçesi Rakamları;

– 2011 yılı için yükseköğretime ayrılan pay rakamsal olarak, 12 milyar 743 milyon TL‘dir ve milli gelirin %0,89‘una, Merkezi yönetim bütçesinin %3,63‘sine denk gelmektedir. Bu oran, ülkemizde yükseköğretime ne kadar önem verildiğinin görülmesi açısından önemlidir.

– Yükseköğretim bütçesinin %52,67‘si (6 milyar 712 milyon TL) personel harcamaları oluşturmaktadır.

– Yükseköğretim bütçesinin sosyal güvenlik devlet primi giderleri ise 1 milyar 157 milyon TL‘dir.

– Mal ve hizmet alım giderleri ise 1 milyar 861 milyon TL olarak öngörülmüştür.

Bütçeden 2012 yılı için Milli Eğitim Bakanlığı‘na ve yükseköğretime ayrılması düşünülen paylar, yapılan rakamsal artışlara rağmen eğitim sisteminin en temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır.

Türkiye‘de Bütçeden Yükseköğretime Ayrılan Pay ve Milli Gelire Oranı

* 2012 Bütçe Kanunu Tasarısı‘nda öngörülen miktar

Bilindiği gibi geçtiğimiz dönemde üniversite olmayan illerde yeterli altyapı olmadan çok sayıda yeni üniversite açılmıştır. Hemen hemen her ilde yeni üniversiteler açılmış olmasına rağmen AKP Hükümeti, yükseköğretim sisteminin ihtiyaç duyduğu kaynağı genel bütçeden karşılama noktasındaki “cimri”liğini sürdürmektedir.

Genel bütçeden yeterince kaynak ayrılmayan üniversitelerimiz, son yıllarda bilimsel üretimleri tehdit eden “kendi kaynağını yaratma” arayışları içine itilmiştir. YÖK‘ün danışma kurullarında sermaye temsilcilerinin temsili ile ilgili olarak aldığı kararlar da dikkate alındığında, üniversitelerin yükseköğretim kurumları olmaktan uzaklaşması ve piyasada faaliyet yürüten şirketlerden farkları kalmaması kaçınılmazdır.

AKP Hükümeti, eğitimi “serbest piyasa sistemi”ne açmak, okulları ve üniversitelerimizi birer ticarethane gibi “işletmek” isteğini, geçtiğimiz 9 yılda atmış olduğu yasal ve fiili adımlarla pek çok kez göstermiştir. Bu anlamda 2012 yılı eğitim ve yükseköğretim bütçesi, tıpkı geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, yoksulluk politikaları ve paralı eğitim uygularını sürdüren bir yapıda ve zihniyette oluşturulmuştur.

2012 yılı için öngörülen bütçe rakamları ile eğitim sisteminde yapısal hale gelen fiziki alt yapı, öğretmen, idari ve akademik personel açıkları, araç gereç gereksinimi ve benzeri sorunların ve ihtiyaçların karşılanabilmesi mümkün değildir.

Herkese eşit ve nitelikli bir eğitim hizmeti sunulabilmesi için;

– Bütçeler oluşturulurken ilgili kurumların ihtiyaçları mutlaka dikkate alınmalıdır;

– Milli gelirden kamu eğitimine ayrılan pay ilk adım olarak en az iki katına çıkarılmalı, kamu üniversitelerinin payı, yükseköğretimin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yükseltilmelidir;

– Okulların ve üniversitelerin temel gereksinimlerini karşılamak için genel bütçeden yeteri kadar ödenek ayrılmalıdır;

– Üniversite bütçelerinde yeterli artış sağlanmalı, üniversitelerin bütün giderleri kamu bütçesinden karşılanarak, yükseköğretimdeki ticarileştirme uygulamalarına son verilmelidir;

– Öğretmen açıklarının kapatılması için yeterli sayıda kadrolu öğretmen ve öğretim üyesi ataması yapılmalı, eğitim ve bilim kurumlarında kadrosuz ve iş güvencesiz çalıştırma uygulamalarına derhal son verilmelidir.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu