Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu’nun açıklama metni:
AKP iktidarı döneminde, eğitimin her düzeyinde muhafazakârlaşmasına yönelik eğilimlerin hız kazandığı bilinmektedir. Eğitimin içeriğinden, öğrencilerin tutum ve davranışlarının belirlenmesine kadar geniş bir alanda yaşanan değişiklikler, eğitim sisteminde muhafazakâr ideolojinin etkisini arttıran sonuçlar ortaya çıkarmıştır. MEB, ilk bakışta ilköğretim öğrencilerinin okula devamsızlığını önlemeye yönelik olduğu izlenimi veren bir projesiyle imamların eğitimde söz sahibi olmalarının önü açmak istemektedir. Çocuk ve gençlerimizin eğitimi ve topluma yararlı birer birey olarak yetişmesi görevi olan öğretmenler, her geçen gün katı cinsiyetçi bakışların ve muhafazakâr yaşam tarzının mahkûmu haline getirilmeye çalışılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan “İlköğretim Okulları İçin Aşamalı Devamsızlık Yönetimi (ADEY)” konulu genelge ilköğretim çalışanları arasında tartışma başlatırken, içerdiği kimi ayrıntılar nedeniyle dikkat çekicidir. MEB İlköğretim Genel Müdürlüğü‘nün 26 Ağustos‘ta yayımladığı ADEY konulu genelge ve uygulama kılavuzu, MEB`in projesinin cemaat örgütlenmesi yaklaşımıyla biçimlendirildiğinin ispatı niteliğindedir. Proje, ilköğretim öğrencilerinin okula devamsızlığı konusunda yapılacak ev ziyaretlerine, ilginç bir şekilde imamların da dahil edilmesini öngörmekte, ziyaretlere katılacak öğretmenlerin yerelliğin “hassasiyetleri”ne uygun olarak, cinsiyet faktörünün gözetilmesi ve kılık kıyafetlerinin “ortama uygun” seçilmesi gibi son derece ilginç başlıkları içermektedir. Söz konusu kılavuza göre, okula devamsızlıkları ile ilgili bilgi vermek amacıyla çocukların ailelerine sınıf öğretmeni, rehber öğretmen ve okul idarecileri tarafından yapılacak ilk ziyaretlerin ardından, ikinci ziyaretlere sosyal çalışma görevlisi, baroların çocuk hakları merkezlerinden birer yetkilinin yanı sıra imamların da katılması gündeme getirilerek, bir anlamda “aile imamı” uygulaması hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. İmamların ayrıca projenin yürütülmesi ile ilgili olarak her ilköğretim okulunda kurulacak “Okul Risk Takip Kurulu”nda da yerini almaktadır. Devamsız öğrencilerin ailelerine yapılacak ziyaretlerle ilgili başlıktaki “yörenin kılık-kıyafet özellikleri dikkate alınmalıdır” ifadesi ise, eğitimcilere kendilerine aykırı gelebilecek şekilde giyinmelerinin dayatılması olasılığını akla getiriyor. Bu da, mevcut kılık kıyafet yönetmeliğinin gerici bir düzlemde fiilen delinmeye çalışılması anlamına geliyor. 9 yıllık AKP iktidarı boyunca benimsenen eğitim politikaları içinde önceleri örtük olarak yaşanan eğitimin dinselleştirilmesi uygulamalarının yanı sıra, genel olarak yaşamın her alanında yaşanan muhafazakârlaştırma girişimlerinden en büyük payı eğitim sistemimiz almıştır. İmamların okullarda ek ders karşılığı derse girdiği, ders kitaplarında ve yardımcı kitaplarda yer alan dini örneklerin yer aldığı bir ortamda eğitim hizmetlerini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmek mümkün değildir. Milli Eğitim Bakanlığı, imamları eğitim sistemi içinde daha fazla “değerlendirmek” için çaba harcamak yerine, eğitimin birikmiş ve çözüm bekleyen sorunları için daha gerçekçi ve somut öneriler geliştirmelidir.









