Yükseköğretime geçiş sisteminin önemli bir basamağı olan LYS`nin sonuçları açıklandı. YGS`de yaşanan şifre skandalı ile puanların yanlış hesaplanması gibi birçok skandala rağmen gerçekleştirilen LYS sonrasında ortaya çıkan veriler hayli dikkat çekmektedir. 2010 yılındaki LYS`de 784 bin aday 180 puan barajını geçerken, bu yılki LYS`de barajı geçenlerin sayısı daha fazla adayın sınava girmesine karşın, yaklaşık 23 bin kişi azalarak 761 bin 921 kişiye geriledi. Ayrıca ÖSYM`nin yayınladığı sınav verileri değerlendirildiğinde genel olarak başarı durumunda bir düşüş yaşandığı açıkça görülmektedir. ÖSYM açıklamasında yer alan bilgilerde en başarılı olan illerimiz; Kilis, Kırşehir, Karabük, Kastamonu, Niğde, Bitlis, Bartın ve Aydın iken en az başarılı illerimizin ise Tunceli, Hakkâri, Ağrı, Şırnak, Ardahan ve Artvin olduğu görülmüştür. Her sınav dönemi sonrasında ortaya çıkan tabloya paralel olarak, çeşitli eşitsizliklerin varlığı ve bunların giderilmediği gerçeği yine karşımızda durmaktadır. Çok sayıda öğrencinin neden bu sınavlarda sıfır çektiği, meslek liseli öğrencilerin başarı düzeylerinin bu sınavlarda neden en alt sıralarda yer aldığı, başarı ortalamasının batı illerimizde yüksekken neden doğu illerimizde alt sıralarda yoğunlaştığı soruları her yıl cevaplanmayı beklemektedir. Bu sabitlik karşısında yetkililerin bugüne kadar bu sorunları çözmek için neler yaptıkları ise can alıcı soru olarak karşımızda durmaktadır. Özellikle İmam Hatip Liselerinin başarı oranındaki artışın şifre skandalıyla aynı döneme denk gelmiş olması ise dikkat çekici bir gelişmedir. KPSS ile başlayıp neredeyse tüm sınavlara yayılan kopya şaibelerini ört bas edenlerin, bugüne kadar sınavlarda hiçbir sorun yaşanmamışçasına, AKP`ye yönelik komplo senaryoları üzerinden kendilerini aklamaya çalışmaları, en başından beri sürecin nasıl ve kimler tarafından siyasallaştırıldığını açıkça göstermiştir. Açıkça bilinmelidir ki KPSS, YGS ve LYS sonuçlarının üzerindeki şaibe halen ortada durmakta ve aydınlatılmayı beklemektedir. Eğitimin bir hak, dolayısıyla kamu tarafından yerine getirilmesi gereken bir hizmet olmaktan çıkarılarak piyasalaştırılması ve ticarileştirilmesi, söz konusu eşitsizlikleri giderek derinleştirmektedir. LYS, YGS gibi sınavların sonuçları da eğitim sistemimizin “sınava endeksli” durumunu her yıl ortaya koymaktadır. Eğitim sistemimizin tamamen sınav sistemi haline getirildiği gerçeğiyle hareket ederek eğitim sistemi temelinde köklü bir değişiklik yapılması gerekmektedir. Kamusal, parasız, bilimsel, laik ve anadilinde eğitim hakkından tüm yurttaşlarımızın yararlanabileceği bir eğitim sisteminin oluşturulması zorunluluğu bir kez daha karşımızda durmaktadır.









