Eğitim Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız’ın “Öğretmen Atamaları Seçim Malzemesi Yapılmamalı, İhtiyaç Kadar Kadrolu Öğretmen Atanmalıdır!” başlıklı açıklaması:
Milli Eğitim Bakanlığı, bugün 30 bin öğretmen ataması yapacaktır. Yıllarca ataması yapılmayan öğretmenlerin taleplerini görmezden gelen, ihtiyaç kadar kadrolu öğretmen ataması yapmayan Milli Eğitim Bakanlığı`nın 12 Haziran seçimlerine sayılı günler kala, öğretmen atamaları üzerinden siyasi rant elde etme çabaları dikkat çekmektedir. AKP`nin genel seçimler öncesinde daha önceki kararından çark edip oy kaygısıyla gerçekleştireceği 30 bin öğretmen ataması, resmi makamlarca açıklanan 140 bini aşkın öğretmen açığının çok gerisindedir. AKP`nin asıl derdi, ataması yapılmayan öğretmenleri kadrolu olarak atamak değil, 12 Haziran seçimleri öncesinde taşıdığı “oy kaygısı”dır. Milli Eğitim Bakanlığı`nın 251 Felsefe, 274 Biyoloji öğretmeni atamasına karşın 1.668 Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni alımında bulunulması dikkat çekicidir. Özellikle zorunlu din dersi uygulamasının kaldırılması yönünde yüksek yargı kararlarının olduğu bir dönemde böylesine çarpık bir atama politikasının belirlenmiş olması düşündürücüdür. Ataması yapılmayan öğretmen sayısı her yıl katlanarak artarken yeni eğitim fakülteleri açanların “öğretmen atamaları” sorununu çözmekten çok yeni sorunlar yarattığı görülmektedir. Bilindiği gibi öğretmen açıkları yıllardır eğitim sistemimizin öncelikli sorunları arasında yer almaktadır. Her yıl yeterli sayıda atama yapılmaması ve binlerce öğretmenin emekliye ayrılması ile öğretmen açıkları sorunu giderek büyümektedir. Bir taraftan yüz binlerce işsiz öğretmen atanmayı beklerken, bugüne kadar 24 işsiz öğretmenin ataması yapılmadığı için intihar etmiş olmasının bir numaralı sorumlusu Milli Eğitim Bakanlığı ve AKP iktidarıdır. AKP hükümeti döneminde esnek ve güvencesiz çalışma uygulamaları yaygınlaşmış, kamuda özellikle geçici ve taşeron çalıştırma uygulamaları artmıştır. Bu durumun eğitim alanındaki yansıması öğretmen açıklarının “ek ders karşılığı” ücretli, vekil vb adlar altında öğretmen çalıştırmaktır. Hükümetin benimsediği güvencesiz istihdam politikaları sonucunda eğitim işkolunda 80 bin sözleşmeli, yaklaşık 100 bin “ek ders karşılığı” çalışan ücretli öğretmen istihdam edilmekte ve bu arkadaşlarımız pek çok sosyal ve ekonomik haktan yoksun olarak çalıştırılmaktadır. Öğretmen atamalarının siyasi şov malzemesi yapılması ve böylesine önemli bir konu üzerinden “oy avcılığı” peşinden koşulması kabul edilemez. Torba yasa gibi düzenlemelerle emekçilerin en temel haklarının elinden alındığı, “geçici görevlendirme” adı altında sürgünlerin yasal hale getirildiği bir ortamda, eğitim ve bilim emekçilerine esnek, güvencesiz ve performansa dayalı çalışma koşulları dayatılarak eğitim hizmetlerini sağlıklı yürütmek mümkün değildir. Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Standartları (İKS) uygulamaları ile eğitimde toplam kalite yönetimi ve performans değerlendirme uygulamalarını yaygınlaştırarak mevcut öğretmenleri daha fazla çalıştırma çabası içine girmekte ve bu şekilde öğretmen açıklarını fiilen kapatma hesapları yapmaktadır. Bütün bunlar yetmezmiş gibi seçim öncesinde meclisten Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma yetkisi alınarak, tamamen siyasi kadrolaşma amaçlı olarak açıktan yönetici atamaları yapılmasının önü açılmıştır. Ataması yapılmayan öğretmenlerin ucuz işgücü olarak kullanılmasına neden olan sözleşmeli, ücretli, vekil öğretmen vb adlar altında gerçekleştirilen “ek ders karşılığı” öğretmenlik uygulamalarına derhal son verilmeli, bütün eğitim ve bilim emekçileri kadrolu ve güvenceli olarak istihdam edilmelidir. Öğretmen açıklarına son vermenin tek çözüm yolu, öğretmen ihtiyacı kadar kadrolu öğretmen ataması yapılmasından geçmektedir. Sendikamız, eğitimin bütün sorunlarının, eğitim ve bilim emekçilerinin lehine çözülmesi noktasında taraftır ve öğretmen atamaları konusunda olduğu gibi, eğitimin bütün sorunlarının kalıcı olarak çözülmesini talep etmektedir. Eğitim Sen, işsiz öğretmenlerin yanı sıra, esnek ve güvencesiz olarak çalıştırılan tüm eğitim ve bilim emekçilerinin sesi, taleplerinin savunucusu ve takipçisi olmayı sürdürecektir.










