Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç`ın açıklaması:
1 milyon 700 bin adayın katıldığı Yükseköğretime Geçiş Sınavı`nda (YGS) yaşanan şifre skandalı ilk ortaya çıktığı andan itibaren Hükümet yetkilileri ve Cumhurbaşkanının, henüz ortada iddiaları çürütecek en küçük bir veri yokken ÖSYM Başkanı`nın telaşla yaptığı ilk açıklamalarını “tatmin edici” bulmaları dikkat çekici olmuştur. Başbakan, iki haftayı aşkın bir süredir ülke gündeminin ilk sıralarında yer alan ve on binlerce liseliyi ve ailelerini sokaklara döken şifre skandalı üzerinden yapılan eylemlere katılanları provokatörlükle suçlayacak kadar ileri gitmiş, bu eylemlerin bir tezgâh olduğunu iddia etmiştir. Başbakan`a sormak gerekir; YGS`de yaşanan skandalın sorumlusu kimdir? 1 milyon 700 bin öğrenci midir size “tezgâh” kuran? Milli Eğitim Bakanı`ndan Cumhurbaşkanı`na, YÖK Başkanı`ndan Başbakan`a kadar değişik çevrelerden yapılan “ÖSYM Başkanının yaptığı açıklamalardan tatmin olduk” söylemleri yaşanan süreci acemice örtbas etme telaşı olarak görünmektedir. YGS sınavında ortaya çıkan durum, kopya ya da şifreyi, sınava girenlerin çantasında, saatinde, tokasında değil, başka yerlerde aramak gerektiğini göstermiştir. Süreç yeterince açıklığa kavuşmadan yapılan “tatmin olduk” açıklamaları YGS sonrasında başlayan ve giderek yaygınlaşan tepkilerin önünü kesmeye yönelik olarak ortaya çıkmıştır. Hukukçu Milli Eğitim Bakanı, tekstilci ÖSYM başkanı, Cumhurbaşkanı ve Başbakan hangi somut veriler üzeriden tatmin olmuşlardır. ÖSYM başkanının ilk açıklamalarında iddiaları reddetmiş, ancak daha sonra şifreleme olduğunu kabul etmiş olmasına rağmen aceleyle yapılan bu açıklamalarda ısrarcı olmanın anlamı nedir. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Ölçme ve Değerlendirme Bölümü her adaya bir kitapçık uygulamasının Eğitim Bilimi açısından kabulünün mümkün olmadığını, bu uygulamanın bazı adayların lehine, bazılarının aleyhine sonuçlar doğuracağını ve şifre işleyişinin uygulamalar ile tespit edildiğini detaylı bir raporla ortaya koymuştur. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Ölçme ve Değerlendirme Bölümü raporu, şifre işleyişine ilişkin akademik çevrelerden gelen raporlar, matematik profesörleri, kriptolog akademisyenlerin sürece ilişkin değerlendirmeleri bir bütün olarak tüm kitapçıklara uyarlanabilen bir şifre olduğunu ifade ederken, ayrıca bu sınavın pedagojik açıdan yarattığı problemleri, eşitsizlikleri ortaya koyarken hükümet sözcülerinin bu ısrarcı tavrı ve “tezgah” tespiti akla uygun değildir. Bu “tezgah”ın bir parçası da akademik çevreler ve uzmanlar mıdır? 1 milyon 700 bin öğrencimizi ve ailelerini daha fazla mağdur etmeye kimsenin hakkı yoktur. İdari ve siyasi yetkililerin yaptıkları açıklamalar soru ve sorunları daha da büyütmektedir. Yetkililer çocuklarımızın hayatları üzerinden siyasal bir polemiği bırakıp çözüm üretmelidirler. ÖSYM Başkanı Ali Demir` in görevden alınması, sürece bağımsız bir bilim kurulunun müdahil olması, savcılık incelemesinin hızlandırılması, YGS`nin yok sayılarak bu sürecin tek sınavla geçirilmesine ilişkin adımlar daha fazla zaman geçirmeden atılmalı, süreci daha da karmaşıklaştıran polemiklerden vazgeçilmelidir.









