Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç’ın “Öğrenciler Ucuz İş Gücü Öğretmenler de Usta Başı Haline Getirilerek Meslek Liseleri Özel Sektörün Hizmetine Sunuluyor ” Başlıklı Açıklama Metni:
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan “Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi 2011–2014” programında meslek liselerinin geleceğine ilişkin çarpıcı hedefler bulunmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı ile koordineli gerçekleştirilen bu düzenlemeler ile meslek liselerimizin ticarileştirilmesinde gelinen nokta açıkça görülebilmektedir. Türkiye Sanayi Strateji Belgesi`nde ifade edildiği haliyle AKP`nin mesleki eğitime dair hedefi aşağıdaki şekildedir: · Özel sektörün mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumları açmasına imkan verecek düzenlemeler yapılacak ve bu kurumlar desteklenecektir. (Syf 140) · Mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarının bina, tesis, uygulama birimi, atölye ve laboratuarlarının özel sektörle eğitim üretim faaliyetlerinde işbirliği içerisinde işletilmesine işlerlik kazandırılacaktır. Döner sermayesi olmayan okullarda Okul Aile Birliğiyle mevzuatına uygun sözleşme imzalanmak suretiyle işbirliği yapılması sağlanacaktır. (Syf 143) · Mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarında bulunan bina, tesis, uygulama birimi, atölye ve laboratuarlarından özel sektörün yeterli düzeyde yararlanması sağlanacaktır. (Syf 143) Eğitim hizmetinin bir enkaz haline getirilmesine rağmen bu enkazdan filizlenmeye çalışan gençlerimize, çocuklarımıza yönelen piyasacı politikalar ve AKP`nin eğitim hizmetinde belirlediği rota, eğitim hizmetinde gerçekleştirilmek isteneni göstermektedir. Gerçekleştirilmek istenen, eğitimi ticarileştirmekten ve özel sektöre rant alanları açmaktan başka bir şey değildir. Meslek liselerindeki dönüşümü bu kadar ciddi kılan temel faktör, eğitim sisteminin meslek liselerinin merkezde olduğu bir yapıya büründürülmek istenmesidir. Milli Eğitim Bakanlığı`nın 2010-2014 strateji planında ifade ettiği üzere dershanelerin özel okula dönüştürülmesi konusu ve meslek liselerinin genel liseler içerisindeki oranını %70 düzeylerine çıkarma politikaları ile birlikte yapılan bir değerlendirme MEB`in asıl amacının ne olduğunu bizlere daha iyi gösterecektir. Bu çerçevede meslek liselerini özel sektörün atölyeleri haline getirmek isteyenlerin meslek liseli gençlerimizin maruz kaldıkları sorunlarla bugüne kadar hiç ilgilenmemeleri manidar bir durumdur. İlgilendiklerinde de “torba yasa”da olduğu üzere, gençlerimizin ceplerindeki üç kuruş paraya göz dikmeleri, AKP`nin popülist maskelerini düşürmektedir. ‘Meslek Liseleri`nin sanayiciye ara eleman yetiştirmek için kurulmadığını vurgulamak için “Sanayicilerin ara eleman demesinden rahatsızım. Ben sanayici için çalışmıyorum. Zaten görevim de sanayiye ara eleman yetiştirmek değil.” şeklinde açıklama yapan Çubukçu, bir yandan da Sanayi Bakanlığı`nın “stratejik” hedefleri için politikalar üretmektedir. Nimet Çubukçu, MEB 2010 – 2014 Strateji planı sunuş kısmında yaptığı açıklamada eğitim hizmetini eğitim sektörü şeklinde ifade etmiş ve dolayısıyla eğitim hizmetinin örgütlenmesini piyasa ilişkilerine terk edileceğini de üstü kapalı bir şekilde kabul etmiştir. Eğitim hizmetinin bir sektör olarak algılanması ile strateji raporunda da görüldüğü üzere “küresel yarış”, “hayat boyu öğrenme”, “toplam kalite yönetimi” gibi kavram ve yaklaşımlar eğitim hizmetinin örgütlenişini belirleyen temel kavramlar haline getirilmiştir. Böylelikle eğitim hizmetinin hangi ihtiyaçlar ve ilkeler doğrultusunda örgütlenmesi gerektiği sorusunun cevabı, piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda belirlenmeye başlamıştır. Ayrıca, Ulusal İstihdam Stratejisi Belgesi incelendiğinde de görüleceği üzere, meslek liselerinde verilmesi planlanan eğitimin sanayi gruplarının ara eleman ihtiyacını karşılamak dışında bir hedefi bulunmadığı açıktır. Ayrıca meslek liselerinin ortaöğretim içerisindeki oranının %70`lere yükseltilmesinin hedeflendiği de her fırsatta vurgulanmaktadır. Üstelik bu süreç içerisinde öğrencilerin eğitim sürecinde işçileştirilmesinin olanaklı hale geleceği gerçeği de varlığını korumaktadır. AB standartlarında iş gücü isteyenler uluslar arası sözleşmelerde düzenlenen çalışma yaşamı ve sendikal hakların kullanımı söz konusu olduğunda sessizce köşelerine çekilmektedirler. Asgari ücreti bile fazla görenlerin, kıdem tazminatlarının kaldırılmasını isteyenlerin nasıl bir gelecek tahayyülü kurduklarını tahmin etmek zor değildir. AKP`nin, eğitim politikalarıyla yaratmak istediği düzen piyasa değerlerini yücelten, bu değerleri sorgulamayan, sadece kendisine faydalı olanlarla ilgilenen ve beşeri sermaye olabilecek bireylerin yaratılmak istendiği bir düzendir. Bu düzende herkes birer tüketici, herkes birer müşteridir. Eğitim Sen olarak, birçok sorunun üzerini kapatarak meslek liselerini satılacak mekanlar, öğrencileri ucuz işgücü, öğretmenleri de “usta başı” olarak gören zihniyete karşı kararlılıkla mücadele edeceğiz. Çocuklarımıza ve eğitim sistemimize yönelen bu tehdide karşı kamusal, parasız, demokratik, anadilinde ve nitelikli eğitim talebimizin gücüyle mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.









