Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç’ın “Kopyacıları Bulamayanlar Günah Keçisi Olarak ÖSYM Personelini İlan Etmektedir” başlıklı açıklama metni:
Kopya şaibesi halen sonuçlanmamış olmasına rağmen AKP, günah keçisi ilan ettiği ÖSYM`nin yapısını değiştirerek kendisini aklamaya çalışmakta ve çözüm üretmekten çok yeni sorunlar yaratmaktadır. ÖSYM`nin yeniden düzenlenmesi ile birlikte kurumun adı değiştirilmiş, kurum personelinin bir kısmı YÖK`e gönderilmiş ve kopya şaibesinin sorumluluğu açıkça mevcut personele ve sınavlara giren adaylara yüklenmiştir. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı adıyla yeniden örgütlenen ve tüzel kişilik kazandırılan ÖSYM`nin Başkanı geniş yetkilerle donatılmıştır. Düzenleme ile ÖSYM bünyesinde boşalan pozisyonlar üzerinden kadrolaşmaya olanak sağlanmanın amaçlandığı açıkça görülmektedir. Bir taraftan ÖSYM bünyesindeki 318 kadronun çok büyük bir kısmı YÖK`e devredilirken diğer taraftan 180 yeni kadro talebinde bulunulmuştur. Kurumda yıllarca emek vermiş, deneyim kazanmış personel YÖK`e devredilerek şaibenin sorumluluğu altında bırakılmıştır. Oluşturulması planlanan yeni pozisyonlara gelecek personele kesenin ağzını açan AKP`nin, mevcut personeli YÖK`e devrederek cezalandırması ve kurum üzerindeki şaibeleri kaldırmayı planlaması da manidardır. Kopyacıların bulunmamasına rağmen, günah keçisi olarak ÖSYM personelinin ilan edilmesinin arkasında, kadrolaşmaya müsait düzenlemelerle örgütlenen bir yapının olduğu açıkça görülmektedir. Kopya şaibesinin sorumluları halen ortaya çıkarılmamışken mevcut personelin tasfiye edilerek tüm sorumluluğun onların üzerine yüklenmek istenmesi açıkça bu şaibenin üstünün örtülmesi anlamını taşımaktadır. Sınav sisteminin güvenliğinin amaçlandığı düzenlemede, hizmet alımlarının “kamu ihale yasası” kapsamından çıkarılması ile çelişkili bir durum yaratılmaktadır. Şöyle ki düzenlemenin 3. maddesinin 4. fıkrasında, “ihtiyaç duyulan aşamalarda soru hazırlama, donanım ve yazılım olarak bilgisayar ve iletişim alt yapısı, baskı, paketleme, taşıma, dağıtım, güvenlik ve işgücü hizmetleri” temin edilirken mal ve hizmet alımında “4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümleri uygulanmaz” denilmektedir. ÖSYM`nin dışardan mal ve hizmet alımı ve bu sürecin 4734 sayılı kanun kapsamından çıkarılarak düzenlemesi, muhtemel kopya şaibeleri için zemin yaratmaya devam edecektir. Bir taraftan güvenlik kaygısı güdülürken diğer taraftan böylesi güvenlik zaafları yaratacak uygulamalara gidilmesi söz konusu ikircikli yaklaşımın en somut ifadesidir. Kaldı ki bu düzenlemeye gerekçe olarak sınav programının aksamaması gösterilmektedir. Ancak bu gerekçeyi kabul etmek mümkün değildir. Çünkü ÖSYM`nin sınav takvimi önceden belirlenmekte ve ÖSYM bu takvime göre temel harcama kaynaklarını belirlemektedir. Takvimi belirli olan sınavların yapılması gerekli olan her türlü mal ve hizmet ihtiyacı önceden belirlenebilecek konumdadır. Dolayısıyla buradaki asıl amacın, bugüne kadar olduğu gibi ÖSYM`nin birimi haline getirilmiş olan şirket ya da şirketlerle ilişkinin koparılmamasıdır. Bir taraftan sınav güvenliği açısından hassas bir alan olan ihale sürecinde böylesi düzenlemeler yapılırken diğer taraftan genel kolluk görevlilerine ve onların denetimindeki özel güvenlik görevlilerine “herhangi bir emir veya karar olmasına bakılmaksızın” sınav salonlarının bulunduğu mekanlara giren adayların üst ve eşyalarının teknik cihazlar ve el ile aranmasına izin veren geniş düzenlemenin getirdiği olağanüstü güvenlik önlemleri ile adayların cezalandırılmaya devam edileceğinin açık ifadesidir. Eğitim Sen olarak yıllardır bu kuruma emek veren emekçilerin ve sınava hazırlık sürecinde yeterince stres altında kalan adayların değil, kopyacıların cezalandırılmasını talep ediyoruz. Kopya şaibesinden kurum personelini sorumlu tutarak kendilerini ve kurumu “ak”lamaya çalışanlara izin vermeyeceğiz.









