Tarım İşçisi Çocuklar Tarlalarda Çalışmaya, Katliam Gibi Kazalarda Yaşamlarını Yitirmeye Daha Ne Kadar Devam Edecek?

Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç’ın “Tarım İşçisi Çocuklar Tarlalarda Çalışmaya, Katliam gibi Kazalarda Yaşamlarını Yitirmeye Daha Ne Kadar Devam Edecek?” başlıklı basın açıklamasıdır:
 

Bugün ilk ve ortaöğretim okullarında karne günü. Hem öğrenciler hem de veliler heyecanlı. Çocuklar bir dönemi daha geride bırakmış olmanın sevincini yaşıyorken, anne babalar, üzerine titredikleri çocuklarıyla haklı bir gurur duyuyorlar. Ama bütün anne babalar değil. Bir de okula gitmek yerine tarım işçiliği yapmak zorunda olan çocuklar var. Ocak ayında, eğitim öğretim yılının ilk döneminin sona erdiği günlerde, buz tutmuş topraklardan havuç söken tarım işçisi çocuklar. Koltukları sökülmüş minibüslerle tarlalara taşınan… Ve bir de Meryem Eyebe gibi anneler var. Karne gününde beş çocuğunu toprağa veren anneler. “Okutamadığım çocuklarım, koltukları olmayan minibüste tahtalar üzerinde işe gidiyordu. Ben bu acıya nasıl dayanırım” diyen anneler. Bugün karne günü. Orta öğretim çağındaki Evin Çakar, Memduh Ekinci, Yahya Eyebe, Hüseyin Eyebe karne alamayacaklar. Ankara`nın Beypazarı ilçesi yakınlarında tarım işçilerini taşıyan minibüsün tırla çarpışması sonucu yaşamlarını yitirmeseydiler de alamayacaklardı karnelerini. Çünkü onlar yaşıtları gibi okullarında değillerdi. Günlüğü 15-20 bin TL karşılığında sabah 7`den akşam 7`ye değin tarım işçisi olarak çalışıyorlardı. Tarım işlerinin yoğun olduğu ilk baharda, sonbaharda değil, kış ortasında çalışmayı sürdürüyorlardı. Yaşıtlarının karne aldığı gün, onların cenazeleri köylerine döndü. Ailelerinin acısını paylaşıyoruz, yaralıların en kısa zamanda sağlıklarına kavuşmasını diliyoruz. Olay yerini, hayatını kaybedenlerin defnedildiği köyleri ziyaret eden siyasiler de başsağlığı dileğinde bulundular. Ancak başsağlığı dilemenin ötesinde yapılması gereken şeyler olduğu da çok açıktır. Evet onları kaybettik. Onlar kayıp çocuklar. Ama sabahın erken saatlerinde, o koltukları olmayan minibüs tırla çarpışmasaydı da kayıptı onlar. Sendikamızın 2007 yılında gerçekleştirdiği ve mevsimlik tarım işçiliğinin yoğun olarak görüldüğü Şanlıurfa, Adıyaman, Adana, Batman, Diyarbakır ve Gaziantep illerinden seçilen 115 ilköğretim okulunu kapsamayan araştırması, bu okullarda öğrencilerin yaklaşık %10`unun tarım işçiliği nedeni ile yazın karnelerini almadan okullarını terk ettiğini ve sonbaharda da okullar açıldıktan çok sonra ders başı yapabildiklerini göstermişti. Araştırma sonuçlarını yayınladığımız 14. Aralık 2007 tarihinden günümüze değin resmi yetkililerin onları hatırladığını gösteren hiç bir girişimleri olmadı. Onları hatırlamamız için illa da böyle katliam gibi kazaların olması mı gerekiyor. Şu ilköğretim çağındaki binlerce çocuk tarlalarda, bahçelerde çalışmaya devam ediyor. Sabah gün doğarken birer eşya gibi taşındıkları tarlalarda akşama kadar çalıştıktan sonra derme çatma çadırlara dönüyorlar. Gündüz tarlada, gece çadırda kayıp tarım işçisi çocuklar. Hükümete sesleniyoruz: Yöneticilerin yıllardır bir türlü çözmedikleri, çözemedikleri bir savaşın yıkımını daha ne kadar bu çocuklar yaşayacaklar. İnsanların yerinden edilmesinin, doğdukları topraklarda yaşatılamamasının vebalini daha ne kadar taşımaya devam edeceksiniz? Milli Eğitim Bakanlığı`na sesleniyoruz. Tarım işçisi çocuklar sorununun, yılda bir kez Çukurova`da ya da benzeri bir tarım merkezinde açtığınız küçük bir eğitim merkeziyle, basına yansıttığınız göstermelik kampanyalarla çözüleceğini mi sanıyorsunuz? İlk ve ortaöğretim çağındaki çocukların eğitim hakkına kavuşmasını sağlamak için daha ne kadar bekleyeceksiniz? Daha kaç çocuğun yaşamının karayollarında son bulması gerekecek?

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu