Başbakanlık Genelgesi Boşa Çıktı, Tarım İşçisi Çocuklar Yine Ders Başı Yapamadı Çocuk İstismarı Devam Ediyor

Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç`ın `Başbakanlık Genelgesi Boşa Çıktı, Okullar Açıldı Ama Mevsimlik Tarım İşçisi Çocuklar Ders Başı Yapamadı` başlıklı basın açıklaması metni:
 

Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç‘ın “Başbakanlık Genelgesi Boşa Çıktı, Okullar Açıldı Ama Mevsimlik Tarım İşçisi Çocuklar Ders Başı Yapamadı” başlıklı basın açıklaması metni. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi‘nin 32. maddesi çocuğun “ekonomik sömürüye karşı korunmasını, riskli ya da eğitimini engelleyecek, sağlığına veya bedensel, akılsal, ruhsal, ahlaksal, toplumsal gelişimine zarar verecek işlerde çalıştırılmaması”nı temel bir hak olarak tanımlamaktadır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi‘ndeyse eğitim hakkının herkes için geçerli olduğu kabul edilmektedir. Bu ilkelere rağmen temel eğitim çağındaki çocukların bir bölümü bu haklarından mahrumdur. Bunun en önemli nedenleri arasındaysa hiç kuşku yok ki yoksulluk ve çocuk işçiliği gelmektedir. Tarım, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çocuk işçilerin en fazla olduğu sektör durumundadır. Çocuk işçilerin yüzde %70‘inin bu alanda çalıştığı tahmin edilmektedir. Ülkemizde tarımda çalışma biçimleri arasında, koşulları en ağır olan çalışma biçimi mevsimlik tarım işçiliği oluşturmaktadır. Mevsimlik tarım işçisi ailelerle birlikte tarımsal üretimin gerektirdiği dönemlere göre mevsimlik göç yaşamak zorunda kalan çocuklar, her yıl Nisan ayından Ekim sonuna evlerinden uzak kalmaktadır. Başka bir ifade ile her yıl ailesiyle birlikte tarım işçiliğine giden binlerce ilköğretim öğrencisi çocuk, eğitim yılı sona ermeden terk etmek zorunda kaldıkları okullarına ancak okullar açıldıktan çok sonra dönebilmektedir. Okullar kapanmadan ayrılmanın eksikliğini yaşayan çocuklar, daha bu eksikliği telafi edemeden, okullar açıldığında da tarlalarda, ağır koşullarda yaşamayı sürdürmekte, eğitim haklarını büyük ölçüde yitirmektedirler. Sendikamızın 2007 yılında mevsimlik tarım işçiliğinin yoğun olarak görüldüğü Şanlıurfa, Adıyaman, Adana, Batman, Diyarbakır ve Gaziantep illerinden seçilen 115 ilköğretim okulunu kapsayan araştırması, bu sorunun boyutlarını gözler önüne sermekteydi. Araştırmamız söz konusu illerde, tarım işçiliğinin yoğun olduğu mahallelerdeki ilk öğretim okullarında her on öğrenciden birisinin (%9.82) ücretli tarım işçiliği nedeni ile yazın karnelerini almadan okullarını terk edip, sonbaharda da okullar açıldıktan sonra ders başı yapabildiklerini ortaya çıkarmıştı. Bu araştırmanın sonuçlarına göre öğrencilerin okulları erken terk etme süreleri ortalama 38.5 günü, geç başlama süreleri ise ortalama 32.6 günü bulmaktadır. Araştırmamız bu sorunun sadece öğrencilerin okuldan uzak kalmalarıyla sınırlı olmadığını da göstermişti. Öğrenciler eğitim öğretim yılının yarısında başladıkları için kavrama sorunları yaşamaktadır. Mevsimlik tarım işçiliği yorucu bir iş olduğu gibi mevsimlik tarım işçilerinin yaşam koşulları barınma, beslenme, temiz içme suyu olmak üzere bir çok açıdan güçlükler içermektedir. Olumsuz yaşam ve çalışma koşullarının ardından okula gelen öğrenciler, ruhsal uzaklığın yanı sıra bedensel olarak da bitkin duruma düşmektedirler. Derslere geç başlayan öğrenciler bir yandan da defter, kalem, ayakkabı gibi gereksinimleri karşılanmadan okula gelmenin ezikliğini yaşamaktadırlar. Tüm bunların eğitim hakkının ihlali ve çocuk istismarı olduğu çok açıktır. Söz konusu ihmal ve istismarın birinci derecede sorumlusu ise hükümet ve Milli Eğitim Bakanlığıdır. Zira ILO En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliği Sözleşmesi, hükümetleri çocuk işçiliğini önlemeye ve bunun için gerekli önlemleri almaya; çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılmasında eğitimin önemini dikkate alarak kötü koşullarda çalışan çocukların sosyal uyumları ve rehabilitasyonları için gerekli ve uygun doğrudan yardım sağlamaya; çocukların en kötü biçimlerdeki çocuk işçiliğinden uzaklaştırılmaları için ücretsiz temel eğitim ve mümkün ve uygun olduğu takdirde meslekî eğitim sağlamaya yükümlü kılmaktadır. Ayrıca başta Anayasa olmak üzere eğitim hakkını güvence altına alan ulusal düzenlemeler de hükümeti sorumlu kılmaktadır. Hükümetin ulusal ve uluslar arası düzenlemelerden doğan yükümlülükler doğrultusunda mevsimlik tarım işçiliği nedeni ile eğitim hakkından yararlanamamış veya eğitimleri yarıda kesilmiş çocuklara yönelik olarak ivedilikle harekete geçmesi gerektiği açıktır. Ancak hükümetin daha önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da dönemsel kampanyalar ya da lokal çalışmalarla bu yükümlülüğünden kurtulmaya çalıştığı görülmektedir. Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz yıllarda “Pamuk gibi beyaz bir gelecek için” adı altında göstermelik bir kampanya uygulanmış, Çukurova Bölgesinde lokal çalışmalar yürütülmüştü. Bu yıl da Polatlı‘da temel eğitim çağındaki çocuklar için basında “Çadırkent” olarak nitelenen bir çadır kurulması gibi uygulamalar hükümetin halen sorunu geçiştirme eğilimi içinde olduğunu göstermektedir. Oysa geçtiğimiz Mart ayında yayınlanan “Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Çalışma ve Sosyal Hayatlarının İyileştirilmesi”ne ilişkin Başbakanlık Genelgesi, mevsimlik gezici tarım işçisi olarak çalışmak amacıyla bulundukları illerden diğer illere aileleri ile birlikte gidenlerin ulaşım, barınma, eğitim, sağlık, güvenlik, sosyal çevreyle ilişkiler, çalışma ve sosyal güvenlik sorunlarının çözümü için tedbirler alınmasını, bu vatandaşların sorunların giderilmesine yönelik ilgili kurum ve kuruluşlar arasında işbirliği yapılmasını öngörmekteydi. Bugünlerde çocukların eğitim hakkı ve çocuk istismarı konusunda duyarlı (!) açıklamalar yaptığına tanık olduğumuz Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu‘yu gerçek bir hak ihlali ve çocuk istismarı kaynağı olan tarım işçiliğine ilişkin duyarlılık göstermeye çağırıyoruz.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu