Anneler Süslü Sözler ve Naylon Çiçekler Değil, Sosyal Adalet ve Barış İstiyor

Merkez Kadın Sekreteri Gülçin İsber`tin Anneler Günü dolayısıyla yaptığı ` ANNELER SÜSLÜ SÖZLER VE NAYLON ÇİÇEKLER DEĞİL SOSYAL ADALET VE BARIŞ İSTİYOR ` başlıklı basın açıklamasıdır:
 

ANNELER SÜSLÜ SÖZLER VE NAYLON ÇİÇEKLER DEĞİL SOSYAL ADALET VE BARIŞ İSTİYOR ! Her yıl olduğu gibi bu yıl da Mayıs ayının ikinci Pazar günü “Anneler Günü” olarak kutlanacak. Annelerimizi neyin mutlu edeceğine piyasa karar verecek. Ticari firmalar anneler için kendi mallarından satın alınmasını önerecek. Böylece annelere olan sevginin ölçüsü kapitalist tüketim kültürüne göre belirlenecek. Resmi yetkililer ise bu gün dolayısıyla anneliğin kutsallığından dem vuran açıklamalar yapacak ve güzel sözler söyleyecekler. Oysa ne ticari reklâm kampanyalarının ne de resmi yetkililerin süslü sözlerinin anneleri mutlu etmesi mümkün olabilir. Gerçek bunun tam tersidir. Kapitalizmin yol açtığı sosyal adaletsizlikler, yoksulluklar ile resmi yetkililerin uyguladığı politikalar anneleri mutsuz etmektedir. Barışı inşa etmenin sabırlı çabasını göstermek yerine savaş kolaycılığına kaçan resmi yetkililer annelerin yüreklerinin evlat acısıyla yanmasına neden olmayı sürdürüyorlar. Öte yandan AKP‘nin milliyetçi ve muhafazakar ideolojisi de kadınların ve annelerin hayatını zehir etmeye devam ediyor. Neredeyse katliam boyutuna ulaşan kadın cinayetlerinin işlendiği ülkemizde annelerin ve genel olarak kadınların kendilerini güvende, mutlu ve huzurlu hissetmeleri mümkün değildir. Emek sömürüsünden, cinsiyete, ırka, etnisiteye, dinsel ya da mezhepsel kimliğe göre ayrımcılıktan, milliyetçilikten ve militarizmden beslenen sistem, tüketimi arttırmak için elinden geleni yapıyor ve bunun için anneliği metalaştırmaktan çekinmiyor. Bize düşen ise elbette ki bu pazarlama oyununa ve ikiyüzlülüğe karşı çıkmaktır. Bir yandan bu ikiyüzlülüğe karşı çıkarken diğer yandan da anneler gününün içini yeniden doldurmalı ve bu gün vesilesiyle kadınların ve annelerin sorunlarına dikkat çekmeli, taleplerimizi yükseltmeliyiz. Denebilir ki her kadın anne olmadığına/olmak zorunda bulunmadığına göre anneler günü sadece anne olan kadınları ilgilendirir. Kuşkusuz her kadın anne olmak zorunda değildir. Ataerkil ideolojinin kadınlığı anneliğe hapsetmeye çalışmasına karşın kadının tek kimliğinin annelik olmadığı da açıktır. Bununla birlikte annelik bütün kadınları ilgilendirir. Bir kere annelik kadınlık deneyiminin önemli bir parçasını oluşturur. Öte yandan cinsiyet ayrımcılığına dayanan bütün sistemler kadınlığı annelikle kuşatılmış bir kimlik olarak kurgular. Bu kuşatma anne olsun ya da olmasın bütün kadınları etkiler. Özetle anneliğin sosyal ve politik bağlamları, anne olmasa bile bütün kadınları ilgilendirir ve anneler günü dolayısıyla bütün kadınların söyleyecek sözü vardır. Öte yandan annelik kadınlık deneyiminin bir parçası olduğuna göre dünyada, bölgemizde ya da ülkemizde kadınların yüz yüze olduğu her türlü sorun annelerin de sorunudur. Yetkililer, anneliği ve kadınları boş sözlerle yüceltirken ve annelerin mutlu edilmesinden dem vururken, gerçek hayatta anneler ve kadınlar yoksullukla, sosyal adaletsizliklerle, var olan haklarının ellerinden alınmasıyla, erkek şiddetiyle baş etmeye çalışıyorlar. Sosyal devletin sorumluluk üstlenmesi gereken bakım hizmetleri tümüyle kadınların omzuna yıkılmaktadır. Kapitalist sistem, emekçilerin kazanılmış haklarını geri almak için saldırıya geçmiştir. İş güvencesi ve sosyal güvenlik ortadan kaldırılmaktadır. AKP hükümeti döneminde yasalaşan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası kadınlar açısından bir kayıplar yasası olmuştur. Bunlar arasında kadınların emeklilik yaşının 65‘e çıkması, prim ödeme gün sayısının 7200 güne çıkarılması, eşi vefat eden çocuksuz kadına bağlanan maaş oranının azaltılması, kız çocuklarının 18 yaşından, okuyorlarsa 25 yaşından itibaren anne-babalarının sağlık sigortalarından artık yararlanamayacak olmaları ve evlilik geçirmiş kadınlara yapılan evlenme yardımının kaldırılması gibi kayıplar bulunmaktadır. Bu yasa hazırlanan SSGSS, kadınlar için aynı zamanda bir “eve dönüş yasası” olmuştur. Mevcut istihdam politikaları ve sosyal güvenlikte yaşanan kayıplar kadınları ev içinde ücretsiz aile işçisi konumuna hapsetmeyi hedeflemektedir. AKP‘ye göre kadının yeri zaten evidir ve kocasının yanıdır. AKP‘nin muhafazakâr aile ideolojisi ile vahşi kapitalizm, kadınların sömürüsü konusunda birbiriyle çok uyumlu bir ikili oluşturmaktadır. Yoksulluğun şiddetine maruz kaldıkları yetmezmiş gibi kadınlar bir de militarist politikaların yol açtığı acıları yaşamaktadırlar. Ülke sorunlarını demokratik yollardan ve diyalog yoluyla çözmeye yanaşmayan siyasiler, çözümü askeri yöntemlere havale ettikçe, çatışmalarda yaşamını yitiren gençlerin sayısı artmakta; annelerin evlat acısı çoğalmaktadır. Bu yıl da anneler gününe, annelerin evlat acılarıyla girilmektedir. Anneler çocuklarını sadece çatışmalarda kaybetmiyor. Sokaklarda, devlet koruması altında oldukları yurtlarda, okullarda, cezaevlerinde de kaybediyorlar çocuklarını. Bu anneler gününde bazı annelerin evlatları “taş attığı” gerekçesiyle cezaevinde. Bazı annelerin çocukları, sırf savunmasız ve yoksul olduğu için taciz ve tecavüz mağduru, bazı annelerin çocukları sosyal devletin terk ettiği boşluklarda kaybolarak sokakların insafına terk edilmiş durumda. İlköğretim öğrencesi kız çocuklarının iki yılı aşkın bir süre boyunca onlarca kişinin tecavüzüne uğradığı ve herkesin haberi olduğu halde kimsenin bir şey yapmadığı bir hiçbir yetkilinin yüzü kızarmadan anneliğin kutsallığından söz etmeye hakkı yoktur, olmamalıdır. Yetkililere sesleniyoruz, annelerin mutlu olmasını istiyorsanız her şeyden önce emeğimizden, sosyal haklarımızdan elinizi çekin; sorunları çatışmayla değil barışçıl yollardan çözmeye çalışın ve kanunen korumanız altındaki çocuklarımızı gerçekten koruyun. Onları istismar edenleri değil, bir şehrin itibarını değil çocuklarımızın hayatını, onurunu, geleceğini düşünün. Muhafazakâr AKP iktidarına sesleniyoruz, kadınlar kutsallık halesi altında eve kapatılmak değil hem özel hem de kamusal alanda eşit bireyler olarak yer almak istiyorlar. Bunun için; · Yoksulluğa son verecek politikalar geliştirilmelidir. · Eğitimde, işe girişte ve işyerinde cinsiyet ayrımcılığına son verilmelidir. · Kadınlar için yeterli istihdam olanakları yaratılmalıdır. · Kadınlara insanca yaşayacak bir ücret, iş güvencesi ve sosyal güvenlik sağlanmalıdır. · Çocuklu kadınların çalışmaları önünde en büyük engeli oluşturan bakım hizmetleri, kamu tarafından üstlenilmelidir. · Aile içinde ve toplumda kadına yönelik şiddete son verilmelidir. Kadın katliamı engellenmelidir. · Sorunların çözümünde şiddet yönteminden vazgeçilmelidir. · Annelerin evlat acısına son vermek için Kürt sorunu demokratik yollardan ve barışçıl bir şekilde çözülmelidir. Anneler gerginlik, şiddet ve savaş istemiyor Anneler çocuklarının düşmanlıkla değil kardeşlikle büyümesini istiyor ve yaşamı savunuyor Anneler çocuk istismarına, kadın katliamına son verilmesini istiyor.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu