12 Eylül’ün İzleri Aradan Geçen 28 Yıla Rağmen Sürüyor!

12 Eylül 1980 sadece bir tarihi değil, yaklaşık 1 milyon kişinin göz altına alındığı, binlerce ton kitabın yakıldığı, insanların işkencelerde idam sehpalarında öldürüldüğü, sendikaların kapatıldığı, bütün demokratik mekanizmaların ortadan kaldırıldığı karanlık bir dönemin başlangıcını ifade ediyor. Türkiye, 12 Eylül‘ün üzerinden 28 yıl geçmiş olmasına rağmen hala tarihinin bu karanlık parçası ile yüzleşebilmiş değildir. Bu nedenle 12 Eylül düzeninin izleri bugün de yaşamın tüm alanlarında varlığını sürdürmektedir. 12 Eylül, demokrasinin, özgürlüklerin kısıtlanması, her türden hak arama arayışının ve örgütlenme girişimlerinin baskı altına alınması, eğitim-sağlık başta olmak üzere kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi, gençlerin geleceksizliğe mahkum edilmesi, toplumun gerici-milliyetçi düşüncelerin etkisi altında şekillendirilmesinin önünü açmış olmasıyla hatırlanmaktadır. 12 Eylül 1980 darbesiyle başlayan baskıcı süreçte, bütün demokratik kitle örgütleriyle birlikte, 220 bin üyesi bulunan TÖB-DER‘in kapatılması, tüm malvarlığına devlet tarafından el konulması, 64 yöneticisi ve binlerce üyesinin tutuklanmasıyla eğitim emekçileri hareketi de karanlık bir döneme girmiştir. Sendikalar yıllarca baskı altında tutulmuş, üye ve yöneticilerimiz 12 Eylül yasaları ile sürgün edilmiş, görevlerinden olmuşlardır. 12 Eylül öğretmen örgütleri dışında binlerce öğretmenin sürülmesi, mesleğinden olması gibi sonuçlar da ortaya çıkarmıştır. Eğitimin temel öğesi olan her aşamadaki öğrenciler 12 Eylül sonrasında hep potansiyel suçlu sayılmış, üniversite öğrencilerinin ve öğretim üyelerinin siyaset yapma hakları ellerinden alınmıştır. 1402 Sayılı yasayla birçok öğretim üyesi ve öğretmen işinden olmuştur. Topluma karşı suç işlemiş, işkence ve idam sehpalarında insanların ölmesine neden olmuş olan bu karanlık dönemin tüm sorumluları yargılanmadıkça 12 Eylül‘ün tüm toplum üzerindeki derin izlerini silmek mümkün görünmemektedir. Tüm toplum kesimlerinin katılımıyla demokratik bir tartışma ortamı yaratılmalı, özgürlükçü, demokratik ve hakları güvence altına alan yeni bir anayasa hazırlanarak, yurttaşların demokratik hak ve özgürlüklerinin korunması, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının giderilmesi devletin anayasal sorumluluğu olmalıdır. Bu noktada atılacak ilk adım, örgütlenme ve ifade özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırılması olmalıdır. 12 Eylül ve 12 Eylül‘ü oluşturanların yaratmış oldukları hukuksuzluğu ortadan kaldırmanın yolu temel hak ve özgürlüklerin önündeki engelleri kaldırmaktan ve örgütlü toplumu geliştirmekten geçmektedir.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu