Gençleri Koruma Kanun Tasarısıyla Gerçekte Ne Amaçlanıyor?

Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç ın açıklaması:

Bilindiği üzere AKP Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen‘in öncülüğünde bir ekip tarafından “Gençleri Koruma Kanun Tasarısı” hazırlanmış ve bu tasarı ile AKP‘nin piyasacı politikalarının gençlik üzerindeki yıkıcı etkisini gidermek için bir nevi ahlak polisliği kurumu oluşturulmak istendiği kamuoyuna yansımıştır. Öte yandan Edibe Sözen açıklamasında, taslağın Almanya‘daki benzer bir yasadan esinlendiğini belirtmiş, ancak basına da yansıdığı haliyle, Almanya‘daki uygulamalarla ilgisi olmayan bu taslağın açık biçimde AKP gericiliğinin özgün eseri olduğu ortaya çıkmıştır. Kamuoyuna yansıdığı sınırlı haliyle bile geniş toplum kesimlerinin tepkisini çeken tasarı, her fırsatta özgürlüklerden dem vuran AKP‘nin Türkiye‘ye yeni yasaklar ve kısıtlamalar dışında önerecek bir çözümünün bulunmadığının da açık kanıtıdır. Zira tasarı, gençliğin sorunlarını çözmek ve bu sorunları yaratan nedenlere eğilmek yerine, sadece yeni yasaklar getirerek ve piyasacılığın yarattığı yıkımı ahlak ve din kuralları ile telafi etmeyi ve kontrol altına almayı çözüm olarak göstererek, aslında gençlik ve sorunları konusunda hiçbir çözümünün ve somut politikasının olmadığını yeniden gözler önüne sermiştir. Örneğin taslakta bulunan bir maddede “kamuya açık bir etkinlikte ya da ticari bir işletmede çocuk ve gençlerin zihinsel ve ruhsal sağlıkları için bir tehlikenin söz konusu olması halinde, yetkili resmi makam, tehlike ortadan kaldırılıncaya kadar katılımı yasaklayabilecektir.” ifadesine yer verilmektedir. Gençlerin kamuya açık bir etkinlikte bulunmalarının onların zihinsel sağlığına zarar vereceğini hangi makam karar verecektir? Gençlerin, siyasal iktidarın aklındaki toplum ve ahlak tasarımına uymayan her türlü sosyalleşme faaliyetinin önünü kesmeyi amaçladığı açık olan ve ancak darbe ve baskı dönemlerinde görülebilecek türden yasaklamaları hatırlatan bu gibi maddeler bile, Türkiye‘de yaşamın her alanının gerici/piyasacı saldırılar doğrultusunda yeniden yapılandırılmakta olduğu izlenimini kuvvetlendirmektedir. Öte yandan tasarıda yer alan diğer bir maddeye göre de, devlet, gençlerin sağlıklı ve dengeli gelişimi için her seviyedeki okulda, her dine mensup öğrenciler için ibadethane alanı kurmakla yükümlü hale getirilmekte ve laiklik ilkesine taban tabana aykırı olan bu madde Edibe Sözen tarafından “sosyal devlet” ilkesi ile meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Sosyal devletin en temel ilkeleri olan nitelikli, parasız sağlık ve eğitim hakkının ve bunun yanında en temel kamusal yükümlülüklerin tasfiye edildiği AKP iktidarı döneminde, kavramların da içinin boşaltıldığı görülmektedir. Edibe Sözen‘in sözleri de bu resmi tamamlamaktadır. Zira AKP döneminde sosyal devlet ifadesi ne zaman kullanılsa, onun altından hayırseverlik kisvesine bürünmüş hükümet destekli çeşitli cemaatlerin çıktığı artık gün gibi açıktır. Okullarda ibadethane açılması fikri çerçevesinde Eğitim Sen olarak soruyoruz: eğitimi paralı hale getiren, gençlere iş ortamı yaratacak bir büyüme modeli yerine yerli ve yabancı borsa/rantiye erbabını besleyerek 6 yıldır kronikleşen işsizlik sorununu çözemeyen AKP‘nin, gençlik sorunları için önereceği politika gerçekten bu mudur? Eğer öyleyse bu, AKP‘nin basiretsizliğinin yeni bir itirafı olarak algılanmalıdır. Eğitim Sen olarak bu politikaların hedefini netlikle görüyoruz. Türkiye bir yanda sosyal devletin tasfiyesini yaşamakta, diğer yandan da bu tasfiyenin yarattığı boşluklar çeşitli cemaatlerin ve hükümet bağlantılı sermaye gruplarının sözde hayırsever dindarlığı ile telafi edilmek istenmektedir. Okullara ibadethane açılması talebinin din ve vicdan hürriyeti kapsamında değil de sosyal devlet uygulaması kapsamında meşrulaştırılmaya çalışılması da bunun açık kanıtıdır. Yasakları genişleterek özgürlükçü; dini, hayatın her alanında belirleyici unsur haline getirerek de sosyal devlet yanlısı olmak mümkün değildir. Mevcut tasarı bir kere daha göstermektedir ki AKP, ne özgürlüklerden ve laiklikten ne de sosyal devletten yana bir partidir. AKP, 12 Eylül‘ün önünü açtığı anti-demokratik yolda ilerleyen, yasakçı, piyasacı ve gerici bir parti olarak gençlerin sorunlarını çözmek bir yana, bu sorunları daha da içinden çıkılmaz hale getirmektedir. Kamuoyuna yansıdığı haliyle tasarı da bu gözlemimizi pekiştirmektedir

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu