Bir ülkenin eğitime verdiği önemin en önemli ölçütlerinden birisi de öğretmenlerine verdiği değerdir. Bu açıdan ülkemizin ne yazık ki karnesi kırıklarla doludur. Öğretmenlerin ekonomik, mesleki ve sosyal açıdan pek çok sorunları bulunmaktadır. Bu sorunlar arasında en iç acıtıcı olanı, hiç kuşku yok ki atama sorunudur. Okullarını başarıyla bitiren binlerce öğretmen adayı, daha meslek hayatlarının başındayken mağdur edilmekte ve işsizliğe mahkum olmanın travmasını yaşamaktadır. Bu yıl 205 bin öğretmen adayı KPSS‘ye girdi. Milli Eğitim Bakanlığı Mayıs ayında 10 bini kadrolu 20 bini ise sözleşmeli olmak üzere toplam 30 bin öğretmenin atamasının yapılacağını duyurmuştu. Ağustos ayında ise 10 bini kadrolu, 10 bini sözleşmeli olmak üzere 20 bin öğretmenin ataması yapılacak. Buna karşın geriye 185 bin işsiz öğretmen adayı kaldı. Bir öğrencinin yüksek öğreniminin tamamlayana kadar kendisinin ve ailesinin vermek zorunda kaldığı mücadeleler, maddi ve manevi fedakarlıklar göz önüne alındığında, bu durumun büyük bir travma kaynağı olduğu açıktır. Kaldı ki üniversite öğrenimini tamamlamış 185 bin kişinin atıl durumda tutulması, ülke ekonomisi ve eğitim sistemimiz açısından da büyük bir kayıptır. Ülkemizde mevcut öğretmen açığının 165 bin civarında olduğu göz önüne alındığında, atama bekleyen öğretmenlerin bir kez daha işsizliğe mahkum edilmelerinin makul bir gerekçesini bulmak imkansız hale gelmektedir. Vicdanları yaralayan ve hiçbir mantığa sığmayan bu durumun iki temel nedeni vardır: Birisi plansızlık diğeri de Hükümetin IMF politikalarına bağımlılığıdır. Meslek Liseleri ile Sanayi Bakanlığı ve üniversiteler ile Eğitim Bakanlığı arasındaki koordinasyonsuzluk ciddi istihdam sorunlarına yol açmaktadır. Eğitim Fakültelerine öğrenci alımında ve öğretmen atamalarında da büyük bir palansızlık söz konusudur. Üniversitelerle Milli Eğitim Bakanlığı arasında gereken koordinasyon bir türlü sağlanamamaktadır. Bu nedenle üniversitelerin eğitim fakültelerine branşlara göre ortaya çıkacak öğretmen ihtiyacı gözetilmeden öğrenci alınmaktadır. Öte yandan atamaların kadro dağılımı da dikkat çekici niteliktedir. Örneğin bu yıl yapılan atamaların içinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerine 1300 kadro verilirken, matematik, fizik, kimya gibi dersler için yapılan atamalar 30-40 kişiyle sınırlı kalmıştır. Burada Teknik Eğitim ve Mesleki Eğitim Fakültesi mezunlarının durumuna özel olarak değinmek gerekmektedir. Çünkü Teknik Eğitim ve Mesleki Eğitim Fakültesi mezunlarına bu yıl verilen kadro sayısı “sıfır”dır. Tüm üniversitelerin Mesleki Eğitim Fakültelerinden yaklaşık olarak on bin öğrenci mezun olmaktadır. Ve her yıl olduğu gibi bu yıl da üniversite yerleştirmelerinde bu fakültelere öğrenci kaydı yapılmaktadır. On bin mezuna karşı sıfır kadro uygulaması, plansızlığın ötesinde vicdansızlıktır. Meslek liselerinin içinde bulunduğu durum göz önüne alındığında önümüzdeki dönemde de kadro sorunu devam edecektir. Üstelik bu branş öğretmen adayları bu yıl iki kez mağdur edilmişlerdir. Kendilerine kadro verilmeyeceği daha önceden açıklanmadığı için binlerce Mesleki Eğitim ve Teknik Eğitim Fakültesi mezunu bu yılki KPSS‘ye girerek ter dökmüşlerdir. Ardından da kendilerine kadro verilmeyeceği açıklanmıştır. Şimdi ellerinde KPSS‘den aldıkları yüksek puanlarla işsizler ordusunun nitelikli üyeleri olmayı sürdüren Mesleki Eğitim ve Teknik Eğitim Fakültesi mezunları, KPSS‘ye hazırlanmak için harcadıkları para ve zamana mı, yeniden işsiz kaldıklarına mı yoksa bakanlık tarafından bir duyuru yapacak kadar insan yerine konmadıklarına mı yanacaklarını şaşırmışlardır. Hiç kimsenin zorlu mücadelelerle üniversitelerini bitirerek bir an önce çalışmaya başlamak isteyen eğitim emekçilerine, ülkemizin geleceğini, çocuklarımızı ellerine teslim edeceğimiz öğretmen adaylarına bu şekilde davranmaya hakkı olmamalıdır. Öğretmen adaylarına bu denli mağduriyet ve travma yaşattıktan ve ancak yıllarca işsiz beklettikten sonra atamalarını yaptığınızda onlardan ne bekleyeceksiniz? Onlar öğrencilerine hangi moral ve şevkle yaklaşabilecek, gelecekten nasıl umutlu olmayı öğretebileceklerdir? Bu soruların yanıtı kolay değildir. Bu nedenle sayıları iki yüz bine yaklaşan işsiz öğretmen adaylarının bu mağduriyetlerine bir an önce son verecek programlar hayata geçirilmelidir. Hükümet ve parlamentodaki siyasi partiler, programlarında ve seçim bildirgelerinde yer verdikleri gibi mesleki eğitimi iyileştirmeye ve istihdama yöneltmeye dönük çalışmalar yapmalıdırlar. Meslek liseleri canlandırılmalı ve Mesleki Eğitim ve Teknik Eğitim Fakültesi mezunu öğretmen adaylarının atamaları yapılmalıdır. Atamalarda norm kadro gerekçe gösterilmemeli, çeşitli kurslar ve meslek içi eğitim yöntemleri ile ihtiyaç olan kadrolara yönlendirme yapılabilmelidir. Atama bekleyen 185 bin öğretmen adayının aşamalı bir şekilde eritilmesi plana bağlanmalıdır. Örneğin her yıl 50 bin kadrolu atama yapılması hedeflenmelidir. Üniversitelerin eğitim fakültelerine yapılacak yerleştirmeler için MEB ortaklık sağlamalı ve kontenjanlar buna göre belirlenmelidir.









