Eğitim Sen Genel Sekreteri Emirali ŞİMŞEK tarafından yapılan basın açıklaması metnidir. AKP‘nin dört yıllık eğitim politikası, kadrolaşma, özelleştirme ve paralı hale getirme, baskı ve sürgünler ve gerici-ırkçı kuşatma ile özetlenebilir. Eğitim Sen olarak AKP‘nin uyguladığı politikalara karşı mücadele etmeye, onları deşifre etmeye çalıştık. Gerek örgütsel, gerekse de hukuksal mücadelemizle, eğitim emekçilerinin hakların, parasız-nitelikli-demokratik ve laik eğitimi savunduk. Yürüttüğümüz mücadele ve elde ettiğimiz kazanımlar kuşkusuz AKP‘nin yapacaklarının önünü kesmiştir. AKP bir yandan eğitimi paralı hale getirirken diğer yandan da, çalışanların özlük haklarına yönelik ciddi anlamda saldırı ve kısıtlamaları gündeme getirdi. Bunlardan birisi de Ek Ders ücretlerinde yaşanan değişimle yaratılan mağduriyetti. Bilindiği gibi Ek Ders ücretlerinde yapılan değişikle, 1 gün derse girmeyen bir öğretmenin 7 saatlik ders ücreti kesintiye uğruyor bu uygulamayla. Eğitim Sen olarak yaşanan bu mağduriyetin ortadan kaldırılması için çeşitli çabalar içerisine girerek eylem ve etkinlikler gerçekleştirdik. Yaptığımız açıklama ve etkinliklerle birlikte, 25 Nisan 2007‘de hizmet üretmeme eylemi gerçekleştirdik. Eyleme ilişkin eğitim emekçilerinin katılımı ve desteği, talebimizin haklılığı ortaya koyarken, MEB‘de bu eylemin ardından konuyla ilgili yaptığımız çelişkili açıklamalarla kendi haksızlığını da deşifre etmiştir. Eğitim emekçilerinin bu haklı talebini içine sindiremeyen sayın Bakan, sendikamıza yönelik saldırgan bir tutum izlemiş, bu tutumunu basın ve medya aracılığı ile de ifade etmiştir. Çelik, böylece herhalde 4.5 yıllık Bakanlık dönemindeki başarısızlığın üzerini örtmeye, faturayı sendikamıza çıkartmaya çalışmaktadır. Özellikle 25 Nisan‘da Başbakanlık önünde yapılan eylemin ardından Bakanlık Müfettişleri tarafından eyleme katılan sendikacılar hakkında soruşturma başlatılmıştır. Bununla da sınırlı kalmamış, bütün sınırlar aşılarak Genel Merkez yöneticileri hakkında dahi soruşturma açma pervasızlığı gösterilmiştir. Bu durum AKP‘ni ve Çelik‘in demokrasi ve sendikal mücadeleden ne anladığını bir kez daha ortaya koymuştur. Sendikalar işverenden bağımsız kurumlardır, eylem ve etkinlikleri ile ilgili kimseden izin almaz, bunun için kimseye de hesap vermez. Bu durum demokrasinin ve hukuk devletinin korumasında olan sendikal bir haktır. Açılan soruşturmaların hukuki bir dayanağı/gerekçesi yoktur, tamamen siyasidir. AKP‘ni sendikalara, demokrasiye ve sivil topluma bakışının bir yansıması olan bu soruşturmalar, 4688 sayılı yasa, Başbakanlık genelgesi ve ilgili yönetmelikler gereği var olan sendikaların örgütsel bağımsızlığına da müdahale niteliğindedir. Açılan soruşturmalar derhal kaldırılmalıdır. Soruşturmalar kaldırılmadığı, sorun devam ettirdiği takdirde hukuki olmayan bu durumu sendika olarak İLO‘da dahil olmak üzere uluslar arası platforma taşıyarak, gerekli şikayetlerde bulunacağımızın bilinmesini istiyoruz. Sonuç olarak, AKP‘ni ve Çelik‘in yapması gereke, eğitim emekçilerinin haklı taleplerini dile getiren, demokratik hakkını kullanan sendikacılara soruşturma açmak değil, bu mağduriyetin ortadan kaldırılması için adım atmaktır. Böyle bir kararı, sendikaların örgütsel bağımsızlığına, demokrasiye ve eğitim emekçilerinin haklarına karşı bir tutum olarak görüyoruz, bunun karşısında örgütsel ve hukuksal yollardan mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu konuda kamuoyuna duyarlı olmaya çağırıyoruz.









