Milli Eğitim Bakanlığı, Alanları Kaldırarak Aslında Neyi Amaçlıyor?

Eğitim Sen Merkez Yönetim Kurulu tarafından yapılan “Milli Eğitim Bakanlığı, Alanları Kaldırarak Aslında Neyi Amaçlıyor?” başlıklı basın açıklaması metnidir:
 

Eğitim Sen Merkez Yönetim Kurulu tarafından yapılan “Milli Eğitim Bakanlığı, Alanları Kaldırarak Aslında Neyi Amaçlıyor?” başlıklı basın açıklaması metnidir. Milli Eğitim Bakanlığının sözde “devrim” ya da “reform” adı altında yaptığı değişim fırtınası devam ediyor. Hemen her gün değiştirilen mevzuat ile yap-boz tahtasına dönüştürülen eğitim sistemimizde neredeyse her gün yeni bir uygulamayla karşılaşıyoruz. Bu değişimlerden birisi de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 21 Temmuz 2010 tarihinde yapılan bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurulan Haftalık Ders Çizelgeleri`nde yeni bir düzenlemeye gidilmesidir. Buna göre öğrencilerin zorunlu “ders yükünü hafifletmek, okulu daha çok sevdirmek, istek ve yetenekleri doğrultusunda etkinlikler yapmalarına ve ders seçmelerine imkan tanımak için MEB, “İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Haftalık Ders Çizelgeleri”ni yeniden düzenlendiğini duyurmuştur. Önümüzdeki öğretim yılından itibaren uygulanacak olan bu değişiklikte en çok dikkat çeken konu, ortaöğretimde alanların kaldırılması olmuştur. Yeni hazırlanan Ortaöğretim Kurumları Ders Çizelgeleri`ne göre genel liselerde halen uygulanmakta olan Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler, Türkçe-Matematik ve Yabancı Dil alanları kaldırılmıştır. Yeni uygulamaya göre ders grupları ortak dersler ve seçmeli dersler olarak ikiye ayrılmıştır.  Yeni uygulamada genel liseler için dikkat çeken nokta şudur: Öğrenci, Ortak Dersler dışındaki diğer derslerini üniversitede hedefleyebileceği programlar ile ÖSYM`nin belirlediği sınav sistemini dikkate alarak Seçimlik Dersler arasından seçebilecektir. Bize göre yeni uygulamaya ilişkin yanıtlanması gereken birçok soru vardır.  Eğitim Sen olarak soruyoruz:
1)    Bir yandan liseler keyfi bir kararla Meslek Lisesi ve Anadolu Lisesi olarak ikiye ayrılacak deniliyor ve tabela değişiminden öte bir anlam taşımayan bir uygulamaya yol açılıyor; ama öte yandan da, yeni uygulamayla liseler arası ayrıma (Genel, Meslek, Anadolu, Fen, Sosyal Bilim) dayalı anlayış, bu yeni uygulamayla sürdürülüyor.  Bunun açıklaması nedir?
2)    Alanlara dayalı sistemin bir dizi sorunu içerdiği bilinmektedir. Öğrenci seçtiği alanın dışındaki diğer alanlardan bihaber yetişirdi. Öğrenciler arasında TM`ci, Fen`ci, Dil`ci, Sosyal`ci gibi kastlar ya da yapay ayrımlar oluşmuştu. Bu anlamda öğrencileri dört yıl boyunca belli bir alana hapseden ve sözde uzmanlaşma adına diğer alanlara kör kılan uygulamanın kaldırılması olumlu olmuştur Ancak yeni sistemde ortak derslerin kim tarafından, hangi ölçütlere göre belirlendiği açıklanmalıdır. Bu son derece önemli pedagojik karar nasıl ve hangi alt yapı düzenlemesine  dayanarak alınmıştır? Yeni sistemde öğrenciye üniversitede okuyacağı alanla ilgili dersleri istediği kadar (saat olarak) seçme özgürlüğü tanınıyor. Öğrenci bu seçme sürecinde de zorunlu yönelim olarak dersanelerin kuşatmasına maruz kalmayacak mıdır? Liselerde öğrencilerin psikolojik sorunlarıyla uğraşmak dışında bir şey yapamayacak duruma gelen rehberlik ve danışma hizmetinin rolü bu uygulamada ne olacaktır?
3)    Ortak dersler, yeni sistemde de, asıl aktör olan seçmeli derslerin yanında, daha doğrusu önünde “angarya” dersler olarak görülmeye devam edilmeyecek midir? Bu bakış açısı nasıl kırılacaktır? Öğrenciler ortak derslere girmemek için rapor almaya devam etmeyecek midir? Tüm bunlar, öğrenci ya da öğretmen merkezli değil ama “sınav merkezli” olan sistemin garabetleri değilse, nedir?
4)    Anlaşıldığı kadarıyla, MEB bu yeni sistemi, ÖSYM`nin yeni sınav sistemine göre hazırlamıştır. Adına devrim ya da reform denilen tüm bu değişimleri öğrenci, öğretmen, veli, toplum vs.nin ihtiyaçlarına göre değil de, kendisi artık bir sorun kaynağı haline gelen bir kuruluşun yaptığı değişimlere göre düzenlemek, Bakanlığın ÖSYM`nin ve YÖK`ün akıntısına kapıldığını göstermektedir. 
5)    Alanlar gerçekten kaldırılmış mıdır? Kağıt üzerinde öyle görünse de artık üniversite için öğrencileri 6 adet sınav beklemektedir. Bunlar da dersler üzerinden tasarımlanmıştır. Sormak gerekir: Burada ders ile alan arasında ne gibi bir fark bulunmaktadır? Çok boyutlu öğrenci böyle yetiştirilebilir mi? 
6)    Neoliberalizm bireyciliği kendi çerçevesinde baş tacı eder. Kariyerini, performansını, kalitesini, vizyon ve misyonunu, etkinliğini, becerilerini öne çıkarır; empati kurma becerisini, dayanışma güdüsünü, katılımını, toplumsal sorumluluğunu, katılarak değiştirme yeteneğini ise törpüler. Yeni uygulamada öğrenciye üniversiteye girişte seçeceği alanla ilgili istediği kadar ders alma hakkı tanınmaktadır. Bu uygulama gerçekten de lise öğrencisini özgür kılacak mıdır? 
7)    Bizim bu soruya yanıtımız bellidir. Zira sürekli olarak eğitimde devrim, reform ya da değişim yaptığını iddia eden MEB, sistemi yaz-boz tahtasına dönüştürmeye bir son vermelidir. Veli, öğrenci, öğretmen, eğitim uzmanları, eğitim sendikaları bir değişimi öğrenip hazmedemeden yeni bir değişime maruz kalmaktadırlar. Peki, bir çalıştayla ön çalışması yapılan bu yeni uygulamayla ilgili bu çalıştaydan kimin ne kadar haberi olmuştur? Basının, üniversitelerin, aydınların, sendikaların katılımı ne oranda sağlanmıştır? Milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren bu uygulamaya geçişte acaba öğrencilerin görüşleri dikkate alınmış mıdır? 
8)    İlköğretimde 30 saat olan haftalık ders yükü 25 saate indirilmiştir. İlköğretimin ilk üç sınıfı için kalan 5 saat ve diğer sınıflar için de 4 saat öğrenciler okulda olacağı ve bu zaman aralığına serbest zaman denileceği ifade edilmiştir.  Peki bu zaman aralığında ne yapılacaktır ? Bu sürecin nasıl değerlendirileceğine ilişkin bir planlama, programlama, alt yapı çalışması var mıdır ? Bu soruları çoğaltmak mümkündür. Fakat bunlara ilişkin sağlıklı yanıtlar alma umudu taşımamız mümkün görünmemektedir. Eğitim Sen olarak öğrencilerimizin yaşamlarını hiçe sayan ve onları her yıl içinden çıkılmaz buhranlara sürükleyen, velileri daha fazla finansmana katılmaya zorlayan bu sistemin istikrarsızlığına karşı çıkıyor ve öğrencileri, velileri, eğitim emekçileriyle onların sendikalarını dikkate alan bir politikanın geliştirilmesini zorunluluk olarak gördüğümüzü bir kere daha tüm ilgili kesimlere ve kamuoyuna duyurmayı bir görev biliyoruz.
Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu