Yusuf Ziya Özcan’ın Kalitesi Belirlenmiş Üniversite Vurgusunun Arkasındaki Gerçekler

Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç`ın “Yusuf Ziya Özcan`ın ‘Kalitesi Belirlenmiş Üniversite` Vurgusunun Arkasındaki Gerçekler ” başlıklı açıklama metni:


YUSUF ZİYA ÖZCAN`IN KALİTESİ BELİRLENMİŞ ÜNİVERSİTE VURGUSUNUN ARKASINDAKİ GERÇEKLER
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan uzun süredir yaptığı açıklamalarla, yükseköğretimin piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda dönüştürülmesi üzerine düşüncelerini bir bir açıklamaktadır. Resmi ağızdan dökülen bu cümlelerle, nasıl bir yükseköğretim sistemi yaratılmaya çalışıldığını ve gençlerimize nasıl bir gelecek kurulmak istendiğini çarpıcı bir şekilde görebiliyoruz.

Yusuf Ziya Özcan, öğrencileri mesleki eğitime “teşvik etmek” amacıyla katsayı değişikliği uygulamasıyla dershanelerin sayısının azalacağını, vakıf üniversitelerinin ise önümüzdeki dönemden itibaren fiyatlarını düşüreceğini açıklamıştır. Özcan, “Biz vakıf üniversitelerinin kaliteleri ve bilimsel çalışmalarıyla öne çıkmalarını istiyoruz. Şu anda tekel oluşturmuş durumdalar. Kısa süre sonra bu tekel durumu ortadan kalkacak. 5 yıl içinde üniversite sınavlarına giriş bitecek. Sadece kalitesi belirlenmiş üniversiteler sınavla öğrenci alacak. Bu durumda ancak birkaç büyük dershane ayakta kalabilecek” şeklinde bir açıklama yapmıştır.

Özcan`ın bu sözleri ile MEB`in politikaları ile birlikte düşünüldüğünde, bu sözlerin ve politikaların altındaki gerçeklik kendisini net bir şekilde ortaya çıkarmaktadır. MEB yakın zamanda yayınladığı bir genelgeyle valiliklerden, genel liselerden Anadolu liselerine dönüştürülebilecek olanların tespit edilmesini istemiştir. Yine aynı genelgede, bu dönüşüme uygun olmayan liselerin ise mesleki ve teknik eğitime devredileceği ifade edilmektedir. Ayrıca MEB`in strateji planında dershanelerin özel okullara dönüştürülmesinin hedeflendiği de açıkça belirtilmiştir. Bu dönüşüm sadece strateji planında değil, dokuzuncu kalkınma planında da yer almaktadır. Bu kapsamda meslek liselerinin genel liselere oranının %70`lere çıkarılması politikaları ile dershanelerin kapanabileceğini ifade edilmektedir. Ancak son sekiz yılda dershanelerdeki artış oranı  % 100`ü aşmıştır.

Bir taraftan dershanelerin kapanabileceğini söyleyenler, diğer taraftan diğer taraftan üniversitesiz ilimiz kalmayacak diye çığırtkanlık yapmaktadırlar. Fakat nasıl bir zihniyetle bunu gerçekleştirdiklerini de safiyane bir şekilde cümlelerinin arasında ifade ederek, “Kaliteli” üniversitelere sınavla öğrenci alınmaya devam edileceğini belirtmektedirler. Bu ifadedeki “kalite”den kasıt nedir? “Kalite”, piyasa ilişkileri içerisindeki “müşterilerin” istek ve beklentilerine uygun mal veya hizmeti tanımlayan ve eğitimin niteliğini açıklamaya denk düşmeyen bir kavramdır. Öyleyse neden bu kadar çok “kalitesiz” üniversiteler kurulmaktadır? Ayrıca bu kalitesi belirlenmemiş üniversitelerden mezun olacak öğrencilerin “kalitesi” ne ile belirlenecektir? Bu kişiler piyasaya göre “kalitesiz”, sadece üniversite mezunu, işsiz bireyler mi olacaktır?

Bu soruların cevapları Özcan`ın 25 yaş ve üstündeki yaş gruplarına yönelik özel bir üniversiteye geçiş sınav uygulaması fikriyle açıklık kazanmaktadır. Açılan ve hala açılmakta olan birçok üniversitenin öğrenci kontenjanlarının açık kalacağı ve bu kadar çok üniversitenin plansız bir şekilde açılmasının ayrıca bu üniversitelerdeki kadrolaşmanın sorgulanması korkusunun bir ifadesidir. Bazı bölümlere sınavsız girilebileceği çalışmaları da bu korkulardan payını almıştır.

Resmin bütününü görmek gerekmektedir. Bir taraftan genel liselerin Anadolu liselerine dönüştürülmesi kapsamında meslek liselerine gitmek dışında bir seçeneği olmayan, lise sıralarında işçileştirilmek istenen gençlerimiz, diğer tarafta Özcan`ın öngörüsüne denk düşmeyen özel okullardaki, üniversitelerdeki fiyat artışı. Başka bir sacayağı olarak da “kalitesiz” üniversitelerden “kalitesiz” eğitim almaya teşvik edilen gençler. Yaşadığımız bu gelişmeler eğitim sistemimizin ne kadar etiketler üzerinden yürütülmeye çabalandığının göstergesidir.

Liselerde işçileştirilmek istenen ve hayat boyu “kaliteli” bir işçi olmaya çalışması öğütlenen gençler ile sadece mezun vermeyi amaçlayan üniversiteleri bitiren gençlerin “kaderleri” bugünden örülmeye başlanmıştır. “Hayat boyu” iş beklemeyi öğreten bir eğitim sisteminin, yeni beşeri sermayelerini oluşturma sürecidir.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu