Eğitimde ve Toplumda Yaşanan Şiddet Olayları Hız Kesmiyor!
Bugün gazetelere yansıyan iki haber, eğitimde ve toplumda yaşanan şiddet olaylarının hangi boyutlara ulaştığının görülmesi açısından dikkat çekicidir. Hatay`da bir ilköğretim okulunda bir ana sınıfı öğretmenin, 6 yaşındaki bir öğrenciyi masanın altına yatırıp, üzerine bastırarak açık şiddet uygulamıştır. Öğrencinin dayısı yeğenine yapılan işkencenin görüntülerinin de elinde olduğunu belirtmiştir. Bir diğer olay ise Mersin`de yaşanmış, bir kadın öğretmen daha bıçaklanarak öldürülmüştür. Son yıllarda evde, okulda, işte, günlük yaşamın pek çok alanında yaşanan şiddet olaylarının giderek tırmanan bir seyir izlemeye başlamış olması gelecek açısından son derece sakıncalı sonuçlar doğurmaya başlamıştır.
Eğitim Sen olarak, okullarda yaşanan şiddet olaylarının önüne geçebilmek için, ilgili tüm kesimleri sorumlu davranmaya çağırıyoruz. Başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere, eğitim örgütleri, öğrenci ve velilerle birlikte tüm toplum kesimleri, okullarda şiddeti azaltmak için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli ve daha duyarlı olmalıdır.
Eğitim emekçilerinin, öğrencilerin ve velilerin arkalarında toplumun ve eğitim örgütlerinin desteğini hissetmeye ihtiyaçları vardır. Başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere, her okulun şiddetle mücadele etmek için alınması gereken somut önlemleri, ne yapılacağını ve nasıl önleneceğini gösteren bir eylem planı olmalıdır.
Okullarda ve okul dışında yaşanan şiddet olaylarının azalmak bir tarafa daha da yaygınlaşması ve giderek şiddetlenmesi, sorunun çözümü noktasında acil adımların atılmasını gerektirmektedir. Bunun için öncelikle devlet ve hükümet yetkilileri, gazete ve televizyonlarda hemen her gün karşı karşıya geldiğimiz şiddet olaylarının son bulması için yasal ve kurumsal düzenlemeleri bir an önce gerçekleştirmelidir. Ayrıca basın ve medya organları şiddeti özendiren, meşrulaştıran ve olağan hale getiren her türlü dil ve üsluptan kaçınmalıdır.
Eğitim Sen`in Şiddet Sorununa Yönelik Çözüm Önerileri:
- Çocuk ve gençlerin hem şiddetin uygulayıcısı, hem de şiddetin mağduru olduğuna dikkat edilmelidir. Bu nedenle okullarda yaşanan şiddet olayları hem psikolojik, hem de sosyolojik bir sorun olarak ele alınmalıdır.
- Okulda şiddetin önlenebilmesi için, sorun fark edildiğinde gecikmeksizin müdahalenin yapılması gerekmektedir. Müdahalenin yöntemi önemlidir. Temel amaç sorunu anlamak ve en etkin müdahale yöntemini uygulamaktır. Korkutma, bastırma, ayıplamanın uzun vadede çözüm olmadığı bilinmektedir.
- Okulda şiddetin önlenmesinde rehberlik uzmanlarının rolü önemlidir. Rehberlik uzmanı ile sorunlu öğrencilerin yapıcı görüşmeleri, öğrencilerin yaşam tarzlarının değişmesinde önemli bir rol oynayabilir. Rehberlik hizmetlerinin önemsenmesi ve yaygınlaştırılması şiddet sorunun çözümünde önemli bir adım olacaktır.
- Çocuklarımızın içinde bulundukları toplumsal çevreye özen gösterilmeli, davranış bozukluğunun kökeninde toplumsal çevrenin nasıl bir rol oynandığı irdelenmelidir. İçinde bulunulan çevre suç işlemeye itiyorsa, çevre değiştirilmelidir.
- Kimsesiz ve korumasız çocuklar, devlet tarafından koruma altına alınmalı ve çocuk ıslah evleri birer cezaevi olmaktan çıkarılıp eğitim ve öğretim kurumlarına dönüştürülmelidir.
- Göç, planlı kentleşme ve nüfus planlamasına dönük olarak, sürekliliği olan ve sağlıklı işleyen eğitim ve bilgilendirme mekanizması oluşturulmalı, göç eden ailelerin çocuklarının yeni toplumsal çevrelerine uyum sağlamaları için gerekli psikolojik destek sağlanmalıdır.
- Öğretmenlerimizin topluma yansıyan şiddet dalgasının geriletilmesinde önemli bir rolleri vardır. Bu bakımdan, okulları esir alan şiddet ve çeteleşme olgusunun önüne geçmek için polisiye tedbirler değil, eğitim-öğretim kurumlarında suç ve ceza kavramı üzerine bilgilendirici, eğitici, açıklayıcı etkinlikler düzenlenmelidir.









