Mardin Katliamının Acısından Kızların Ayrı Okullara Gönderilmesi Gerektiği Sonucunu Çıkarmak Nasıl Bir Zihniyetin Ürünü Olabilir?

Genel Başkanımız Zübeyde Kılıç`ın “Mardin Katliamının Acısından Kız Çocuklarının Ayrı Okullara gönderilmesi Gerektiği Sonucunu Çıkarmak Nasıl Bir Zihniyetin Ürünü Olabilir?” başlıklı basın açıklamasıdır:


Mardin`de yaşanan ve aralarında hamile kadınlarla çocukların da bulunduğu 44 kişinin yaşamına mal olan katliamın üzüntüsünü derinden yaşıyoruz. Dün yaptığımız açıklamada da vurguladığımız gibi kaybedilen canları artık geri getirmek mümkün değil ama bu acı olayın ardından başta sorumlu ve yetkili konumlarda bulunanlar olmak üzere herkese düşen görevler bulunmaktadır. Öncelikle katliamdan geride kalanlar üzerindeki derin etkilerin giderilmesi, öksüz ve yetim kalan çocuklara güvenli bir hayat kurulması için yapılması gerekenler var. Bunların yanı sıra ülke tarihinde görülmemiş böylesi bir katliamın ortaya çıkmasındaki etkenlerin neler olduğu, bu etkenlerin nasıl ortadan kalkabileceği konusunun üzerinde durulması; sosyal, ekonomik, politik düzeylerde önlemler oluşturulması gerekmektedir.

Katliamın tümü de korucu olan akrabalardan oluşan bir köyde gerçekleşmiş olması ve olayda devletin verdiği silahların kullanılmış olması, bütün dikkatleri koruculuk sistemi üzerine çekmiş bulunmaktadır. Konuyla ilgili toplum örgütlerinin, araştırmacıların, akademisyenlerin ve uzman kişilerin dikkat çektikleri hususlardan birisi de, aşiret sistemi üzerinden örgütlenen koruculuk sisteminin, mevcut ataerkil erkeklik kültürünü beslediği ve cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştirdiğidir. Koruculuk cinsiyet eşitsizliğinin ve kadınların eve kapatılmasının ve kontrol edilmesinin nedeni olmasa da ataerkil aşiret yapısının koruculuk sistemi ile yeniden güçlendirildiği ve bu durumun da cinsiyet eşitsizliğini derinleştirdiği bilinmektedir.
Bu bilgiler ışığında bakıldığında, Mardin Valisi`nin, olaya ilişkin katıldığı bir televizyon programında kız çocukları için ayrı okullar yapılması önerisinde bulunmasını, kabul edilemez ve aynı zamanda da son derece sakıncalı bir yaklaşım olarak değerlendiriyoruz.
Vali Duruer, katıldığı televizyon programında, cahillik vurgusu yaparak kız çocuklarının okutulması konusunda örf, adet ve inançları göz önüne alarak ayrı okullar, yurtlar yapılması gerektiğini söylemiştir. 44 kişinin hayatını kaybettiği katliamın ardında çok boyutlu sosyolojik, politik, ekonomik etkenler olduğu genel olarak kabul edilirken, Sayın Vali`nin aklına ilk önlem olarak kız çocukları için ayrı okullar yapılması fikrinin gelmesinin, bir zihniyet sorunu olduğunu düşünüyoruz. Bu zihniyetin ne olduğu da yine Vali beyin`in “yörenin inançları gereği, kız çocuklarının ayrı okullarda okumasının faydalı olacağını düşünüyorum” sözleri ile açıklığa kavuşmaktadır.
Ülkemizde eğitimde cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmak, kadınların ve kız çocuklarının eğitimini arttırmak için yapılması gereken pek çok şeyin bulunduğu açıktır. Ancak, kız çocuklarının ayrı okullara gönderilmesini savunmanın, eğitimde cinsiyet eşitliğini sağlamaya  değil, olsa olsa kadınlarla erkekleri ayrı mekanlara ayırma ve kamusal alanda kadınların varlığını sınırlandırmaya yönelik  muhafazakar dinci ideolojilere hizmet edeceği açıktır.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu