Genel Başkanımız Alaaddin Dinçer`in “Güvencesiz İstihdam, Öğretmenliği Değersizleştiriyor, Öğretmenleri Umutsuzlaştırıyor, Cinsiyet Eşitsizliğini Derinleştiriyor” başlıklı açıklama metnidir:
Türkiye`nin 1980`li yılların başlarından itibaren içine girdiği ekonomide liberalleşme ve dışa açılma süreci, Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası ve Personel Rejimi Yasa tasarıları ile birlikte yeni bir boyut kazanmıştır. Kamu Yönetimi Temel Kanunu`nun hedefi, “rekabetçi piyasa şartlarının oluşturulması”dır. Personel Rejimi Reformu, özelleştirme ve esnekleşme ile toplam kamu personel sayısının azaltılması, kamu personeli istihdamında statü hukukundan sözleşme hukukuna geçilmesi, esnek çalışma biçimlerinin yerleştirilmesi hedeflenmektedir.
Söz konusu politikaların en fazla etkilediği alanların başında eğitim alanı gelmektedir. Bir yandan eğitim sosyal bir hak olmaktan çıkarılıp, ancak parası olanların ulaşabileceği bir metaya dönüştürülürken, öte yandan da istihdamın bütün alanlarında sosyal haklar kısıtlanmakta, çalışanların iş güvenceleri aşındırılmakta, esnek çalışma ilkeleri hayata geçirilmektedir. Esnekleşme ve iş güvencesiz istihdam, cinsiyet eşitsizliğinin daha da derinleşmesine ve kadınların çalışma yaşamındaki konumlarının marjinalleşmesine de yol açmaktadır. Bugün yüz bine yakın eğitim emekçisi sözleşmeli, ücretli vb. statülerle güvencesiz bir şekilde istihdam edilmektedir. Resmi kayıtlara göre dershane öğretmenlerinin sayısı da elli bini bulmuştur. Atamayı bekleyen işsiz öğretmenler de bu rakamlara eklendiğinde, esnek ve güvencesiz istihdam sorunu ile karşı karşıya olan eğitim emekçilerinin sayısı üç yüz bine ulaşmaktadır ve bunların yarısını kadın emekçiler oluşturmaktadır.
Sendikamız, söz konusu değişim sürecinin eğitim ve bilim iş kolu ile bu işkolunda çalışan emekçiler, özellikle de kadın eğitim ve bilim emekçileri üzerindeki etkilerini, yaşanan sorunları ve çözüm yollarını ortaya çıkarmak amacıyla 12-13 Ocak 08 tarihlerinde iki günlük bir sempozyum düzenlenmiştir. “Eğitim ve Bilim İşkolunda Çalışan Kadınların Sosyal Hakları ve İş Güvenceleri” konulu sempozyumumuza sunulan çeşitli nitel ve nicel araştırma bulguları, istihdamın esnekleştirilmesi ve güvencesizleştirmenin olumsuz etkilerinin, eğitimin niteliğinin düşmesi ile sınırlı kalmadığını; öğretmenleri ve öğretmenlik mesleğini de olumsuz yönde etkilediğini göstermektedir.
Muğla Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Özlem Şahin`in sözleşmeli ve ücretli öğretmenlere ilişkin “Yalancıktan Öğretmenlik ve Kadınlar/Yeni Liberal Eğitim Düzeninde Yenilenmiş Öğretmen İstihdam Rejimi” araştırması, Çukurova Üniversitesinden Dr. Esmeray Yoğun Erçen`in, İçel ilinde MEB`e bağlı kadrolu öğretmenler ile dershane öğretmenlerinin mesleki ve duygusal tükenmişlik düzeylerini karşılaştırdığı araştırması, Dr. Handan Çağlayan`ın dershane öğretmenlerinin çalışma koşulları ve iş güvencelerine ilişkin araştırması ile sözleşmeli öğretmen Sultan Kunduracı`nın ve dershane öğretmeni Sefa Yücel Akdemir`in sunumları, esnek ve güvencesiz istihdamın, öğretmenler üzerindeki olumsuz etkilerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermekteydi. Sözü edilen araştırmaların bulgularına ve sunumlara göre sözleşmeli ve ücretli öğretmenler ile dershanecilik sektöründe çalışan öğretmenlerin durumu, aşağıda sunulmaktadır.
I. ÜCRETLİ ÖĞRETMENLER
Ücretli öğretmenlerin çoğunluğu, mesleklerini, işlerini severek yapmalarına karşın, çalışma koşulları ve konumları bu memnuniyetlerini olumsuz yönde etkilemektedir. İş güvencesinin bulunmaması, gelecek kaygısının son derece ağır basması, belirsizlik, KPSS sınavı, düşük ücret ve meslek camiasında değer verilmeyen bir konumda çalışmak, öğretmenleri umutsuzluğa sürükleyen, mesleki doyumu ortadan kaldıran nedenlerdir.
- İş güvencesi ve özlük haklarına ilişkin sorunlar yaşanmakta ve öğretmenler bu durumdan kaygı duymaktadırlar.
- Ücretli öğretmenler, aynı işi yapmalarına karşın kadrolu ve sözleşmeli öğretmenlere göre son derece düşük ücret almaktadırlar.
- İş güvencesinin bulunmaması, yani her an işsiz kalma kaygısı; özellikle ücretli öğretmenlerin sağlık güvencesi kazanmak için 6,5-7 ay gibi uzun bir süre beklemek zorunda olmaları; emeklilik haklarından yararlanma konusundaki belirsizlik; işte yükselme ve kendini geliştirmeyle ilgili haklardan yoksun olmak gibi özlük haklarıyla ilgili temel sorunlardır.
- Ücretli öğretmenler, okuldaki öğretmen listelerinde bulunmamaktan, alacakları ücreti belgeleyen herhangi bir resmi evrak bile düzenlenmediğinden, okulda gerçekleşen pek çok resmi etkinlikte ve organizasyonda yok sayıldıklarından dolayı son derece olumsuz etkilenmektedirler.
- Bunlar yanında askerlik ve doğum sırasında izinli sayılmak; resmi izin hakkı kazanmak ve kullanmakta yaşanan sorunlar; öğretmenlere sağlanan pek çok kolaylıktan yararlanamamak (öğretmenevleri, paso, banka promosyonları v.b.) da söz edilen önemli sorunlar arasında yer almaktadır.
- Sözleşmeli öğretmenler farklı kentler arasında yer değiştirme haklarının olmamasından yakınırken ücretli öğretmenler, sürekli okul değiştirmek zorunda kalmaktan dolayı sorun yaşamaktadırlar.
- Ücretli öğretmenlerin zaten uzun olan çalışma saatleri, nöbet, çeşitli ek görevler gibi angaryalarla daha da uzatılmaktadır.
- Ücretli öğretmenlerin sahip oldukları haklar (ücretler de dahil) ve görev tanımları konusunda okuldan okula, ilçeden ilçeye ve kentten kente değişen, çok farklı ve belirsiz uygulama bulunmaktadır.
- Okul müdürleri tarafından sık sık sınıfta denetlenmek, sınavlarda sorulacak soruların bile idareciler tarafından belirlenmesi, sürekli aday öğretmen muamelesi görmeleri özellikle ücretli öğretmenleri olumsuz etkilemektedir.
- Özellikle sağlık sorunları ya da beklenmedik nedenlerle işe gidemediklerinde ücretlerinin kesilmesi, okul yöneticilerinin bu konuda anlayışsız tavırları, dile getirilen başka bir olumsuz deneyimdir.
II. SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLER: 4 / B
4/B, Öğretmen ihtiyacının kadrolu öğretmen istihdamıyla kapatılmaması hallerinde sözleşme karşılığı belirli bir süre sözleşme ile çalıştırılan, memur ve işci olarak değerlendirilmeyen, SSK dışında bütün hakların kadrolularla aynı olduğu söylenen sözleşmeli öğretmenler olarak tanımlanır.
- Sözleşmeli öğretmenlik hali hazırda toplu halde özlük haklarımızın yazılı olduğu bir yönetmeliği olmayan, olumsuz bir şey olduğunda sorunu sadece bakanın çözdüğü, idarecilerin, memurların bilgi sahibi olmadığı, her bölgenin kendine göre işleyiş uyguladığı, oturmuş bir sistemi olmayan, deneme tahtası konumundaki bir istihdam biçimidir.
- 4 – B`ye göre istihdam edilenlerin, iş güvenceleri, evlilik yardımı, çocuk yardımı yok, kurum sicil numarası yok, stajyerlik hakkı, asker öğretmenlik hakkı, normal tayin hakkı, hizmet puanı hakkı, yöneticilik yapma hakkı ve kıdem tazminatı hakkı bulunmamaktadır.
- Sözleşmeli öğretmenler yukarıda sıralanan nedenlerden ötürü başka sorunlar da yaşamaktadırlar. Örneğin güvence olmadığı için, bankalar kredi vermek istememektedir. Maaşları hep 7/1 den verilmekte, ek derslerden daha çok kesinti olmaktadır. Eş durumu yardımı alamayan sözleşmelilerin ücretsiz izin hakları da bulunmamaktadır. Yüksek lisans yapmaya kalktıklarında özür durumu haklarından mahrumdurlar. Yurt dışında görev yapma hakları bulunmadığı gibi formatör öğretmenlik de yapamamaktadırlar.
- Sözleşmeli öğretmenler, statülerinden dolayı bazı onur kırıcı uygulamalarla da listelerinin karşısında “sözleşmeli öğretmen” yazılması, sözleşmeli öğretmenler tarafından olumsuz bir durum olarak algılanmaktadır. Statülerine ilişkin açık ve yerleşik bir yönetmeliğin bulunmaması nedeni ile okullarda karmaşa yaşanmakta, okuldan okula ya da il-ilçe milli eğitim müdürlüklerinde çalışan görevliden görevliye değişen uygulamalara muhatap olmaktadırlar.
- Ücretli ve sözleşmeli öğretmenler, okul yönetimlerinin kadrolu öğretmenlerle ücretliler ve sözleşmeliler arasında ders dağılımında, ders saatlerinin belirlenmesinde, nöbet günlerinde ve saatlerinde kadrolu öğretmenler lehine düzenlemeler yaptıklarını düşünmektedirler.
Sözleşmeli ve Ücretli İstihdamın Öğretmenler Arası İlişki Üzerindeki Olumsuz Etkisi
- Araştırma bulguları, güvencesiz ve esnek istihdam edilen öğretmenler ile kadrolu çalışan öğretmenler arasında, görevleri sırasında zaman zaman açık zaman zaman da örtük olarak sorun yaşadıklarını göstermektedir. Bu sorunların başında, kadrolu meslektaşları tarafından “sınavda başarısızlığa uğramış” öğretmen muamelesi görmek gelmektedir.
- Sözleşmeli ve ücretli öğretmenler, okulda ya da meslektaşlar arasında yapılan etkinliklerde yok sayılmaktan yakınmaktadırlar.
- Öğrencilerin önünde “gerçek öğretmen olmadıkları” yönünde imalar rahatsızlık yaratmaktadır.
- Sözleşmeli ve ücretli öğretmenler, kadrolu öğretmenlerin ders saatleri, nöbetler, iyi sınıflara ders vermek gibi konularda kendilerinden ayrıcalıklı oldukları kanaatindedirler.
- Özellikle ücretli öğretmenlere acıma duygusuyla yaklaşılması, kendilerini kötü hissettirmelerine yol açmaktadır. Sorunlar dile getirildiğinde sürekli “dikkatli”” ve “uyumlu” olmaya davet etmeleri ise başka bir sorundur..
Esnek ve Güvencesiz İstihdamın Öğrencilerle ve Velilerle İlişkiler Üzerindeki Etkileri
Yapılan araştırmalar, öğretmenlerin çalıştıkları statüye göre öğrencilerin ve velilerin izledikleri stratejinin değiştiğini göstermiştir.
Sözleşmeli ya da ücretli öğretmenin bir yıl ya da bir dönem sonra okulda bulunmayacağını bilen öğrenciler, özellikle kadın öğretmenler karşısında rahatlıkla dikkatsiz, özensiz ve saygısız davranabilmektedirler.
Bu durum, öğretmenlerin öğrenciler üzerindeki otoritelerini ve onların gözündeki saygınlıklarını zedelemektedir.
Aynı zamanda öğretmenlerin ders işleme ve sınav tarzına öğrenci; öğrencinin ise kavrayışına, kişiliğine ve çevresine öğretmen hakim olamadan öğretmen okuldan ayrılmak zorunda kalabilmektedir.
Veliler, çocuklarını ücretli sınıf öğretmenlerinin okutmasını istememektedirler. Çocukların sürekli öğretmen değiştirmesinden rahatsızlık duymaktadırlar. Sözleşmeli ve ücretli öğretmenler, kendilerine öğretmen gözüyle bile bakılmadığını hissetmektedirler.
Okul yöneticileri, özellikle ücretli öğretmenlerden bu konumda çalıştıklarını velilerle paylaşmamalarını istemekte, öğretmenler de bu bilgiyi, yukarıda ifade edilen gerekçelerle öğrencilerle paylaşmaktan çekinmektedirler.
III. DERSHANE ÖĞRETMENLERİ
- Araştırmalar, iş güvencesi, ücret güvencesi ve istihdam koşulları açısından en olumsuz koşullardaki eğitim emekçilerinin dershane öğretmenleri olduğunu göstermektedir. Dr. Yoğun Erçen`in İçel ilinde yürüttüğü karşılaştırmalı ankete göre dershane öğretmenlerinin mesleki ve duygusal tükenmişlik düzeyleri kadrolu öğretmenlere göre daha yüksek çıkmıştır. Dr. Çağlayan`ın dershane öğretmenlerine yönelik nitel araştırması ve dershane öğretmeni Yücel-Akdemir`in aktardığı deneyimler de Dr. Yoğun-Erçen`in bulguları ile örtüşmekte ve dershane öğretmenlerinin mesleki ve duygusal açıdan tükenmişlik durumlarını ortaya koymanın yanı sıra, bu duruma yol açan çalışma koşulları, ücret düzeyleri ve iş güvenceleri hakkında fikir vermektedir.
- Tablo 1`de de görülebileceği gibi dershanecilik sistemi ülkemizde çok hızlı büyüyen karlı bir sektördür. Dershaneciliğin karlı bir sektör olmasında, öğretmen işsizliğinin önemli bir payı bulunmaktadır. Dershanecilik sektörünü büyüten faktörler arasında eğitim sisteminin sınava endeksli olması, MEB ile YÖK arasındaki koordinesi ve öğretmen işsizliği sayılabilir.
- Dershane öğretmenleri çoğunlukla mesleklerini isteyerek tercih etmişlerdir. Bu mesleğin tercihinde öğretmenliğin saygın bir meslek olarak görülmesinin, ailelerin yönlendirmesinin, çocuk sevgisinin ve ÖSS puanlarının etkisi bulunmaktadır.
- Mesleği isteyerek tercih etmiş olmalarına rağmen, dershane öğretmenleri çalışma koşullarından kaynaklı olarak mesleğe yabancılaşma, mesleki tatminsizlik ve öz saygının aşınması sorunlarını yaşamaktadırlar:
-
- “Bir öğretmen bir eğitim yapmıyoruz öğrencilere haplar veriyoruz. Standart bir plan var. Şu soru, şu çözüm. Bütün ilişkimiz bununla sınırlı. Öğrenciler de bize öğretmen olarak bakmıyorlar. Önemli olan o sorunun çözümünü öğrenmesi. (…) O çocuğun ruh haline inebilmek, onunla iletişim kurabilmek mümkün değil. Sizi sürekli denetleyen bir şey var. Bugün ne kadar konu işledik, ne kadar soru çözüldü kaçına doğru kaçına yanlış cevap verildi…” (Dershane öğretmeni)
- ” Dershanelerde öğrenci de öğretmene öğretmen olarak bakmıyor. Ona vermesi gerekeni versin yeter, bu bilgisayar ya da robot da olabilir. Yeter ki bilgiyi kendisine versin. Bu rahatlıkla hareket ediyor. (…) Parayı veririz, karşılığında hizmeti verirsin yaklaşımı var”(Dershane öğretmeni)
-
- İşsizlik baskısı altındaki dershane öğretmenleri iş güvencesi ve sosyal haklar açısından kadrolu, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlere göre daha olumsuz koşullarda çalışmaktadırlar. Sözleşmeleri dönemsel yapılmakta ve çoğunlukla sigortasız bir şekilde çalışmaktadırlar. Sözleşmelerin dönemsel olması, dershane öğretmenlerini yılın belli aylarında işsizlik sorunu ile karşı karşıya bırakmakta, sürekli belirsizlik içinde kalmalarına yol açmaktadır.
- Dershane sahipleri birisi MEB`e verilmek üzere resmi fakat kağıt üzerinde kalan, diğeri ise öğretmenle aralarındaki asıl ilişkiyi belirleyen iki ayrı sözleşme yapmaktadır. Stajyerlik sorunu dershane öğretmenlerini, dershane yöneticileri ve sahipleri karşısında son derece savunmasız bir duruma sokmakta ve angarya dahil istimrar edilmelerine yol açmaktadır. Stajerliğin kaldırılmasında işverenin insiyatif sahibi olması ek bir stres kaynağıdır.
- Özellikle yeni mezun ve dershane öğretmenliği deneyimi bulunmayan işsiz öğretmenler asgari ücret ve altında ücretlerle çalıştırılmaktadırlar. Hatta bazı durumlarda stajyerliklerinin başlatılması amacıyla ücret almadan dahi çalışmaktadırlar. Sektörde öğretmenlerin ücretleri arasında astronomik farklar bulunmaktadır. Dershane öğretmenlerinin ücretlerle ilgili başka bir sorunu ise ücretlerinin genellikle zamanında ödenmemesidir. Çalışma koşullarının son derece olumsuz olması, bazen sezon ortasında öğretmenlerin işi bırakmasına neden olmaktadır. Böylesi bir sorunla karşılaşmak isteyemeyen dershane yöneticileri, sözleşme yaparken öğretmenlere boş senet imzalatmaktadırlar. Aslında suç teşkil etmekte olan bu durum dershane öğretmenlerine, dershane yönetimine kölece uymak dışında bir seçenek bırakmamaktadır.
- Sigortaları yapılmış olan dershane öğretmenleri bütün sigortalılarla aynı sağlık güvencesine sahip olmalarına rağmen, hastalandıklarında istirahat haklarını kullanamamaktadırlar. Sedyeyle de olsa işe gelmeleri beklenmekte, aksi taktirde farklı bahanelerle işlerine son verilebilmekte ya da ücretleri keyfi bir şekilde kesilebilmektedir.
Dershanelerde Öğretmenler Arası Rekabet ve İşverenle İlişkiler
- Rekabet dershane öğretmenlerini iki şekilde etkilemektedir: Dershaneler arası rekabet ve dershane içinde öğretmenler arası rekabet. Bu durum öğretmenler arasında güvensizlik ortamına yol açmaktadır. Dershane öğretmenleri bu nedenle koşullarını muz kabuğu piyasası olarak nitelemektedirler. Dershanecilik sektöründe yönetici-öğretmen ilişkileri yerine, işçi-işveren ilişkileri hakimdir. Öğretmenler mesleklerinin ideallerindeki saygınlığı ile uyuşmayan muamelelere maruz kalmaktadırlar.
Dershane Öğretmenleri Üzerindeki Denetim
- Dershane öğretmenleri işveren, öğrenci ve veli tarafından denetlenmektedirler. Bazı dershanelerde uygulanan kameralı sistem öğretmenleri sürekli denetim altında tutmaktadırlar. Öğrencinin dileği saatte öğretmenini arayabilme kuralı, dershane öğretmenleri için özel yaşamlarını da etkileyen bir stres kaynağına dönüşmüştür
IV.ESNEK-GÜVENCESİZ İSTİHDAM VE CİNSİYET
- Araştırma bulguları ücretli ya da sözleşmeli çalışan kadın öğretmenler ile kadın dershane öğretmenlerinin pek çok konuda açık ya da örtük ayrımcılığa maruz kaldıklarını göstermektedir.
- Özellikle ders dağılımı ve izinler konusunda ücretli ve sözleşmeli kadın öğretmenler, kadrolu kadın öğretmenlerle karşı karşıya bırakılmaktadırlar.
- Erkek öğrenciler, özellikle ücretli kadın öğretmenlerin otoritesini tanımamaktadırlar.
- Evlilik ve çocuk, dershanelerde işten çıkarma gerekçesi sayılmakta, çoğunlukla işe alım esnasında evlenmeme ve çocuk yapmama koşulu getirilmektedir.
- Dershanelerde kadın öğretmenlere vitrin malzemesi şeklinde yaklaşılmaktadır.
- Araştırmalar, iş güvencesinden yoksunluğun, kadın öğretmenlerin iş yerinde cinsel tacize uğramalarını ve buna karşı mücadele etmelerini olumsuz bir şekilde etkilediğini göstermiştir.
V. ESNEK VE GÜVENCESİZ İSTİHDAMIN ÖĞRETMENLER VE ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ AÇISINDAN DOĞURDUĞU OLUMSUZ SONUÇLAR
“Eğitim ve Bilim İşkolunda Çalışan Kadınların Sosyal Hakları ve İş güvencesi” sempozyumu çerçevesinde gerçekleştirilen araştırmalar, iş güvencesinden yoksun ve esnek bir şekilde istihdam edilen öğretmenlerin, öğretmenlik mesleğini isteyerek tercih etmiş olsalar bile, artık mesleklerini artık cazip bulmadıklarını, mesleki ve duygusal tatminlerinin düştüğünü, mesleğe yabancılaşma yaşadıklarını ve yüksek bir kaygı düzeyine sahip olduklarını göstermiştir.
Öğretmenler içinde bulundukları olumsuz koşullara rağmen mesleklerinden ayrılmak istemiyorlar. Bunun yerine çalışma koşullarının, ücretlerinin ve özlük haklarının iyileştirilmesini talep ediyorlar.
KPSS, işsiz öğretmenler açısından büyük bir kaygı, endişe ve stres kaynağına dönüşmüş bulunmaktadır. Gelecekleri açısından belirsizlik duygusu yaşamaktadırlar.
Kaygıları mesleklerine olan bağlanmışlıklarını ortadan kaldırıyor. Maddi ve manevi iş tatmini bulunmadığı için iyi eğitim vermekte, kendilerini geliştirmekte zorlanmaktadırlar.
VI. ÖNERİLERİMİZ
- Esnek ve güvencesiz istihdam rejimine son verilmeli, sözleşmeli ve ücretli konumundaki öğretmenler kadrolu hale getirilmelidir.
- Bu hayata geçirilene değin de ücretli ve sözleşmeli öğretmenlerin statülerine, özlük haklarını, ücretlerine ilişkin net, anlaşılır ve her yerde eşit bir şekilde uygulanabilir düzenlemeler yapılmalı ve hayata geçirilmeli, bu konudaki belirsizliğe ve karmaşaya son verilmelidir.
- Orta ve uzun vadede eğitim sistemimizde yapılacak reformlarla dershanecilik sektörüne son verilmeli, dershaneler eğitim sistemimizin bir yan dalı olmaktan çıkarılmalıdır.
- Bu hayata geçirilene değin dershaneler istihdam koşulları açısından Milli Eğitim Bakanlığının yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca da sıkı bir şekilde denetlenmeli, dershane öğretmenlerinin kölelik koşullarında çalışmalarının önüne geçilmelidir. Sigortasız çalıştırma, borç senedi imzalatma, işe başlarken tarihsiz istifa dilekçesi yazdırma uygulamaları karşısında cezai müeyyideler hayata geçirilmelidir.
- Olabilecek tüm hukuksal mekanizmaları devreye sokularak “meslekte eşitlik”, “eşit işe eşit ücret” ilkelerinin ihlali engellenmelidir.
- Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlerin örgütlenmesi için iş yerlerinde, somut sorunlara eğilen ve çözümler üreten, etkili ve dinamik bir mekanizma kurulmalıdır.
- Öğretmenleri özlük hakları konusunda bilgilendirecek yaygın materyaller geliştirilmelidir.
- MEB ile YÖK arasında koordinasyon ve eş güdüm sağlanmalıdır.









