Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer`in MEB Atamalarının Cinsiyeti AKP İktidarının Toplumsal Cinsiyetini de Ele Veriyor başlıklı açıklama metni:
18 Mayıs.2007
MEB`in yönetici ve yönetici yardımcısı atama yönetmeliğinin yürütmesi, sendikamızın açtığı dava sonucunda durduruldu. Bu yönetmelik AKP`nin eğitimde yangından mal kaçırırcasına yürüttüğü kadrolaşma faaliyetlerinin geldiği noktayı çok açık bir şekilde gösteriyordu. Yönetmelik yayınlandıktan sonra çıkartılan bir genelgeyle, başvurular için ancak iki günlük bir süre verilmiş; atama yetkisi hiçbir kurala ve objektif kritere dayandırılmadan mülki idareye bırakılmıştır. Böylesi bir durumda da atamalar adeta AKP`nin il merkezlerinden gerçekleştirilmiştir.
Dün yaptığımız basın toplantısında bu yönetmeliğe göre gerçekleştirilen atamalarda, esas ölçütün AKP`ye yakınlık olduğunu kuşkuya yer vermeyecek bir şekilde gösterdik. Sendikamızın atananların sendikal üyeliklerine ilişkin bilgilerin tamamına ulaşması engellenmiş olsa da elde ettiğimiz bilgiler, AKP`ye yakınlığıyla bilinen Eğitim Bir Sen üyelerinin ağırlığına işaret ediyordu. Bunun yanı sıra yönetici atamalarının imam hatip çıkışlılardan ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi branşından yapıldığı yönünde ciddi iddiaların bulunması da önemliydi. Bunlar da, yöneticilerin seçiminde siyasi iktidarın ideolojisinin ne kadar belirgin olduğunun başka bir göstergesi niteliğindeydi.
Sendikamızın atamalara ilişkin incelemesi, kadrolaşma faaliyetleri dışında başka bir gerçeği daha ortaya çıkardı. Atamaların cinsiyet tablosu, AKP iktidarının erkek egemen karakterini açık bir şekilde gözler önüne seriyor:
Atamalara ilişkin büyük bölümüne ulaştığımız verilere göre;
Yapılan yönetici ve yönetici yardımcısı atamalarının ezici çoğunluğu erkeklerden oluşmaktadır. Atamalar arasında bilgilerine ulaşabildiğimiz 3653 yönetici ve yönetici yardımcısının %94.9`u erkek iken sadece %5.1`i kadındır. Kadın yönetici atamalarının tamamına yakını ana okulları ve kız meslek liselerine yapılanlar o oluşturmaktadır.%94.9`luk erkek listede yer verilmiş olan kadınlar da yardımcı pozisyonlara atanmışlardır. Toplam atamalar içinde % 5.1` oluşturan kadınların sadece %23.33`ü müdür kadrosuna atanırken, geri kalan % 76.66`lık çoğunluk ise müdür yardımcılıklarına atanmışlardır.
Bu tablo elbette ki bizi hiç şaşırtmadı. Çünkü AKP iktidarı cinsiyet eşitliği konusunda daha başından sınıfta kalmış bir iktidardır. Meclisin cinsiyet tablosu ortadadır. Türkiye, kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesinde hükümetlere görev veren CEDAW`ı ve İhtiyari Protokolü onaylamıştır. Dolayısıyla bu düzenlemelerin iç hukukta bağlayıcılığı vardır ve hükümetin yaptığı her işte cinsiyet eşitliğini gözetmesi zorunludur. Şimdiye kadar çeşitli baskılarla bu doğrultuda kimi yasalar çıkarılmış olsa bile son atama yönetmeliğinin gösterdiği gibi zihniyet ve yürütme olduğu gibi yerinde kalmıştır.
Bu iktidar kadınları görmezden gelen ve hatta onlarla kavgalı bir iktidardır. Zira kadın örgütleriyle mahkemelik olan bir kadından sorumlu devlet bakanı bu hükümetten çıkmıştır. Bu hükümetin lideri, bir çiftçiye “ananı da al git” diyebilmiş; demokratik taleplerle gösteri yapan kadınlar için ise sokağa çıkanlar kadın ya da çocuk da olsalar hedef alınacaklardır türünden cümleler sarf edebilmiştir. Geçtiğimiz yıllarda İstanbul`da 8 Mart mitingine katılan kadınların maruz kaldığı şiddet halen hafızalarımızdaki yerini korumaktadır. Bu yılki 8 Mart`ta göz altına alınan kadınlardan halen tutuklu bulunanlar var.
Kadınlara kota uygulanması önerisi karşısında “kadınlar mal mı ki kota istiyorsunuz” diyen de yine aynı liderdi. Sosyal politikayla, toplumun dezavantajlı kesimlerinin temsili ya da cinsiyet eşitliği ile tanışıklığı olmayan Başbakan için “kota”nın tek bir anlamı olabilir di; o da ticari mallara uygulanan kota idi.
Kadınlara böyle yaklaşan bir iktidarın yaptığı atamaların da son derece “erkek” olmasını bu nedenle şaşırtıcı bulmadık. Ama şaşırmamamız, kabul edeceğimiz anlamına gelmiyor. AKP iktidarı şunu bilmelidir ki, eğitim alanında meydanı boş bırakmayacağız. Kadrolaşma faaliyetlerinin karşısında olmayı sürdüreceğiz ve eğitimin içeriğinden yöneticilerin atamasına değin, cinsiyet eşitliği ilkesinin hayata geçirilmesi için sürekli çaba içinde olacağız. Bunun için Başbakana sesleniyoruz ve diyoruz ki; kadınlar mal değildir sayın Başbakan. Çalışıyor, üretiyor, hayatın her alanında yer alıyorlar. Toplumun yarısını oluşturdukları gibi gelecek nesilleri yetiştiren eğitim ve bilim emekçilerinin de yarısını oluşturuyorlar. Yönetim kademelerinde de en az bu oranda temsil edilmek en doğal haklarıdır. Sendikamızın itirazı ile durdurulan atama yanlışını düzeltirken bu gerçeği göz ardı etmeyin. Zira sizin de söylediğiniz gibi kadınlar mal değildir, kendilerini görmezden gelenleri görmezden gelmeyi iyi bilirler!










