Genel Başkanımız Alaaddin Dinçer`in Anneler Günü Dolayısıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Devlet Bakanı Nimet Çubukçu`ya Gönderdiği Mektup
11.05.2007
Her yıl olduğu gibi bu yıl da Mayıs ayının ikinci pazarında anneler günü vesilesiyle demeçler verilecek, annelerin ve anneliğin önemine ve onları mutlu etmek gerektiğine dair konuşmalar yapılacak. Oysa mutluluğun kendiliğinden ya da verilen demeçlerle sağlanamayacağı çok açıktır. Kadınlara yönelik şiddetle mücadele etmek amacıyla son yıllarda gerçekleştirilen yasal düzenlemeler bu doğrultuda atılmış olumlu adımlar olarak değerlendirilebilir. TCK ve Medeni Kanun`daki değişiklikler, Aile Mahkemelerinin kurulması, şiddete karşı Başbakanlık Genelgesinin yayınlanması önemli ilerlemeler niteliğindedir. Fakat gerek uygulamada bu düzenlemelerinin gereklerinin yerine getirilmemiş olması, gerekse de kadınların karşı karşıya bulunduğu sorunların çok katmanlı ve boyutlu olması daha yapılacak çok iş olduğunu gösteriyor.
Dünyada ve ülkemizde kadınların ve annelerin içinde yaşadıkları eşitsizlikleri, baskı ve şiddeti göz önüne aldığımızda bunların kendiliğinden ortadan kalkmayacağını kolayca görebiliriz. Yoksulluk, eşitsizlik, cins ayırımcılığı ve şiddet bu denli yaygınken anneleri “anneler günü”yle avutmak mümkün değildir.
Kadınlar ve Anneler Eşitsiz Bir Dünyada Yaşıyorlar
Ülkemizde annelerin baş tacı olduğu söylenir. Ama öte yandan da kadınların akıllarının kısa olduğu vurgulanır. Kadınlara seçme ve seçilme hakkının en erken verildiği ülkelerden biri olmakla övünülen ülkemizde; kadınların parlamentodaki temsili içler acısıdır. Kamu kurum ve kuruluşlarının üst yönetimlerinde kadınlar yok denecek kadar azdır. Ülkemizde çalışan kadınların büyük bir bölümü ücretsiz aile işçisi konumundadır. Kadın emeğine değer verilmez. Çocuk, yaşlı ve hasta bakımı kadınların omuzlarında. Evdeki kadınlık/annelik rollerinin devamı niteliğinde, toplumsal olarak düşük bir itibara sahip olan işlerde çalışır. Ülkemizde kadınların yüzde yirmiye yakını halen okuryazar değildir.
Kreş hakkından yararlanamadığı için işinden ayrılmak zorunda kalan ve/veya süt izninden yararlanamadığı için bebeğini gerektiği gibi besleyemeyen annelerin mutlu olması mümkün müdür?
Ülkemizde ağırlıklı olarak kadınların istihdam edildiği tarım sektöründe çalışanların sadece yüzde dördü sosyal güvenlik kapsamındadır. Kadınlar kentlerde çalışmak isteseler bile yeterli istihdam olanağı bulamazlar. Daha çok enformel sektörde, kayıtsız ve güvencesiz bir şekilde çalışırlar. Çalışan kadınların önemli bir kısmı anne olduklarında işlerinden ayrılmak zorunda kalırlar. Devlet kreş konusunda sorumluluğunu yerine getirmiyor. Bunun bedelini ise anneler ödemektedir. Çünkü ülkemizde çocuk bakımı hala kadın işi olarak görülmektedir. Çalışan kadınlar çoğunlukla süt izinlerini kullanamıyorlar. Nitekim eğitim işkolunda çalışan annelerin bu haklarını kullanmaları okul müdürlerinin insafına bırakılmıştır.
Çocuklarını çatışmalarda yitiren annelerin acısını hangi anneler günü kutlaması dindirebilir?
Toplumsal düzeydeki adaletsizliklerin, şiddetin ve baskıların önde gelen mağdurlarını da yine kadınlar oluşturuyor. Hem kadın kimlikleriyle hem de anne kimlikleriyle. Siyasilerimizin sorunlarımızı barış içinde çözememelerinin bedelini, yirmi yılı aşkın süredir çatışmalarda yaşamını yitiren gençlerimiz ve onların yaralı anneleri ödüyor.
Annelerin anneler gününü kutlamanın en güzel yolu sorunlarını çözmekten geçmektedir. Annelere verilecek en anlamlı armağan ise artık çocuklarını yitirme kaygısı yaşamayacakları bir barış ortamıdır.
Bunun için biz Eğitim Sen Genel Merkezi olarak ülkemizde barışın ve huzurun sağlanmasını, sorunları şiddetsiz bir şekilde çözecek yöntemlerin bulunmasını istiyoruz. Bunun yanı sıra annelerin, çocukların ve dolayısıyla toplumun genelinin mutluluğunun sosyal adaletten, eşitlikten ve özgürlükten geçtiğine inanıyoruz ve Anayasamızla da güvence altına alınmış olan sosyal devlet ilkesinin bütün gereklerinin yerine getirilmesini, ayrıca emekçi annelerin çalışma yaşamındaki sorunlarının giderilmesi için aşağıdaki önlemlerin alınmasını talep ediyoruz
- Cins ayırımcı yasaların ve uygulamaların ortadan kaldırılmasını, çalışma yaşamına eşitlik, iş güvencesi ve sosyal güvence getirilmesini,
- Kadının ev içi üretimin görünür kılınması yönünde politikalar geliştirilmesini,
- Eşit, parasız ve nitelikli eğitim ve sağlık ve sosyal güvenlik olanaklarının yaratılmasını,
- Kadınların politik yaşama katılmaları, uluslar arası normlar çerçevesinde pozitif destek politikalarıyla yasal güvence altına alınmasını,
- En az 50 çalışanın bulunduğu işyerlerinde ve 50`den az çalışanın bulunduğu işyerleri için çalışma alanına yakın ortak bebek bakım üniteleri ve kreşlerin açılmasını,
- Doğumdan dolayı ücretsiz izne ayrılan kamu çalışanı kadınların, izinde geçen sürelerinin emekli keseneklerinin devlet tarafından ödenmesini ve emeklilikten sayılmasını,
- İşe almada, terfi ve yükselmelerde olumlu ayrımcılığın uygulanmasını, kadın istihdamını arttırmaya yönelik istihdam politikalarının oluşturulması yönünde somut adımların atılmasını,
- Eğitimde cinsiyetler arasında eşitliği sağlamaya yönelik etkili mekanizmaların geliştirilmesini,
- İLO`nun “Aile Sorumlulukları Olan Kadın Ve Erkek İşçilere Fırsat Ve Davranış Eşitliği Sağlanması”na ilişkin 156 sayılı sözleşmesinin, “Annelerin Korunmasına” ilişkin 183 sayılı sözleşmesinin ve 191 sayılı önerisinin ülkemiz tarafından onaylanması ve uygulanmasını istiyoruz.
Alaaddin Dinçer
Genel Başkan










