AKP hükümeti bugüne kadar yaptığı her uygulama ile eğitim emekçilerini mağdur etmiştir ve bugün de yeni mağduriyetler yaratmaya devam etmektedir. Son olarak ek dersler ve yönetici atamaları ile ilgili olarak yapılan düzenlemeler ve uygulamalar, yeni haksızlıklar ve eşitsizlikler ortaya çıkarmıştır.
Geçtiğimiz aylarda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, ders ve ek ders saatlerini düzenleyen mevzuata ilişkin ciddi değişikliler yapılmış, siyasal kadrolaşma yolunda yönetici atama yönetmeliği yayınlanmıştır. Son birkaç ay içinde yapılan hukuksal değişiklikler, eğitim emekçilerinin yaşadıkları sorunları çözmek bir yana onların daha fazla mağdur olmasına neden olmuştur.
Öncelikle ders ve ek ders saatlerini düzenleyen mevzuat üzerinden yayınlanan genelge ile, öğretmenler herhangi bir nedenle okula gelemedikleri bir günde, örneğin mazeret izni aldıklarında, hasta sevki aldıklarında yada raporlu olduklarında o günkü ders saati sayısının tümü ve ona karşılık gelen hazırlık ücreti de eklenerek kesilecektir. Hangi amaçla yapıldığı bizce belli olan, ancak 600 bin öğretmenin ders ve ek ders hakkını açıkça ellerinden alan bu uygulamanın ciddi bir haksızlık olduğu açıktır.
Öğretmenlerin önceden belirlenemeyen ve istenmeyen sebeplerle; hasta olmaları, gerektiğinde mazeret izni almaları, kendilerine hekimlerce rapor verilmesi gibi yasal hakları engellenmek istenilmektedir. Bu durumda yüz binlerce öğretmen, günlük ders ücretlerinin tamamının kesilmesi tehdidiyle karşı karşıya kalmaktadır. Diğer kamu görevlileri ile Milli Eğitim Bakanlığı yöneticilerinin bu gibi yasal hakları engellenmezken, öğretmenlerin bu yasal haklarının ücret kesilmesi tehdidiyle karşılanması, MEB`in gözünde öğretmenlere ne kadar değer verildiğini göstermektedir. Bu durumun hak ve adalet kavramlarıyla, anayasal eşitlik kavramlarıyla bağdaştırılması mümkün değildir.
Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama Yönetmeliği ve onun ardından jet hızıyla çıkarılan genelge, Bakanlığın kadrolaşma konusundaki gözü karalığını bütün açıklığı ile gözler önüne seriyor. Bu Yönetmelikle yönetici atamalarında sınav ve değerlendirme şartları ortadan kaldırılmıştır. Bunun anlamı asgari de olsa objektif değerlendirme kriterlerinin ortadan kaldırılmasıdır. Yönetmelikle sınav koşulu kaldırılarak, atanacak yöneticiyi belirleme yetkisi, büyük oranda okul müdürlerine ve milli eğitim müdürlerine verilmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı`nın, geçmiş yargı kararını dikkate alarak daha objektif bir yönetmelik çıkarması gerekirken, bunun yerine sınavı tümüyle ortadan kaldıran, kapıları ardına kadar siyasal kadrolaşmaya açan bir yönetmelik çıkarması kabul edilir değildir. Üstelik bununla da yetinmeyerek yönetmeliğin 13 Nisan Cuma günü çıkmasından iki saat sonra yıldırım hızıyla bir genelge çıkararak 16 Nisan Pazartesi gününden itibaren okullarda bu uygulamayı başlatmıştır. Yangından mal kaçırırcasına yapılan bu uygulamanın hukuka, mantığa ve vicdana sığan hiçbir yanı yoktur.
MEB, bu uygulamalardan vazgeçmelidir. Sendika olarak bu sürecin takipçisi olacağız, açtığımız davalarla yaşanan bu mağduriyetin ortadan kaldırılması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Gerek ek derslere ilişkin kararnamenin, gerekse yönetici atama yönetmeliğinin kimi kurallarının yürürlükten kaldırılması amacıyla Eğitim Sen olarak hukuksal süreci başlatmış bulunuyoruz. Hukuksal ve örgütsel mücadelemizin başarıya ulaşması için, tüm eğitim emekçilerini haklarına ve taleplerine sahip çıkmaya ve Eğitim Sen`le mücadeleye çağırıyoruz.









